Yelda SÖNMEZ
Asıl adı Ahmet Önal olan şair,21 Nisan 1927’de Diyarbakır’da dünyaya geldi.Çok küçük yaşta annesini kaybeden şairin babası görevi gereği Sivereğe atanınca aile taşınmak zorunda kaldı.İlk öğrenimini Siverek’te tamamlayan şair orta öğrenimine Diyarbakır ve Urfa’da devam etti.1945 yılında Afyon Lisesinden mezun oldu.Askerliğini bitirdikten sonra da 1947’de Ankara Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümüne kaydolarak üniversite eğitimine başladı. Hem çalışıp hem okuyan şair siyasi fikirleri ve eylemleri yüzünden ,iki kere tutuklanarak okula devam edemedi.38 ay ceza evinde kalan şair,1954 yılında serbest bırakıldı.Ancak cezası sebebiyle devlet memurluğuna giremediği için bir kiremit fabrikasında hayatına devam eden şair bir çok işte çalışarak daha sonra Ankara’ya döndü.
Şiire orta okul yıllarında ilgi duyan Arif’in şiirleri ilk olarak Afyon Yayın organı Halkevi, Millet ve Taşpınar dergisinde yayımlandı. 1968 Yılında çıkardığı tek kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim ile ünü yayılan şairin bu eseri on iki yılda on sekiz baskı yaptı. Orhan veli’in izinde olan şair yazım hayatına Nazım Hikmet’in yolunda devam etti.
Leyla Erbil yaşamı boyunca şairin en büyük aşkı oldu.
1967 yılında Aynur hanımla yaptığı evlilikten Filinta adını verdikleri bir oğlu dünyaya gelen Arif’in bu doğum hayatındaki en önemli olay olarak bilinecekti.
Şiire büyük saygı duyan şairin yıllarca beklettiği eserleri vardı.
Şiirlerinin toplandığı tek kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim 1968’de yayımlandı. Şairin tek kitabı olan bu eser, çok yoğun bir ilgiyle karşılandı; altmıştan fazla basımı yapılarak Türkiye’de en çok baskısı yapılan şiir kitapları arasına girdi.[9] Ahmet Kaya, Cem Karaca gibi sanatçılarca birçok şiiri bestelendi.
Arapça, Kürtçe ve Zazaca dillerini çok iyi konuşuyordu Arif. Doğduğu ve büyüdüğü coğrafya sayesinde kişiliği ve ve yeteneği gelişti.Şiirlerinin Neyzen Tefik ile aynı yerde basılıyor olması onun en büyük kazancı oldu. 1943 yılında yaşanan Muğlalı katliamından sonra yazdığı Otuz Üç Kurşun şiirini yayımladı. Hayatı boyunca ezilenlerin yayında olan,haksızlıklara gücünün yettiği ölçüde karşı durmaya çabalayan aşka ve dostluğa çok önem veren Arif, 2 haziran 1991de kalp krizi geçirerek hayata veda etti
ŞİİRLERİNDEN BAZILARI
Akşam Erken İner Mahpushaneye
Anadolu
Ay Karanlık
Bu Zindan Bu Kırgın Bu Can Pazarı
Diyarbekir Kalesinden notlar ve Adiloş Bebenin Ninnisi
Hani Kurşun Sıksan Geçmez Geceden
Hasretinden Prangalar Eskittim
Kara
İçerde
Kara
Karanfil Sokağı
Leylim Leylim
Merhaba
Otuz Üç Kurşun
Selim SAYIN
Sevdan Beni
Suskun
Unutamadığım
Uy Havar!
Vay Kurban
Yalnız Değiliz.

HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM
Seni, anlatabilmek seni
İyi çocuklara, kahramanlara.
Seni anlatabilmek seni
Namussuza, halden bilmeze
Kahpe yalana.
Art arda kaç zemheri
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
Dışarda gürül gürül akan bir dünya…
Bir ben uyumadım
Kaç leylim bahar
Hasretinden prangalar eskittim.
Saçlarına kan gülleri takayım
Bir o yana
Bir bu yana…
Seni bağırabilsem seni
Dipsiz kuyulara
Akan yıldıza
Bir kibrit çöpüne varana
Okyanusun en ıssız dalgasına
Düşmüş bir kibrit çöpüne.
Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin
Yitirmiş öpücükleri
Payı yok, apansız inen akşamlardan
Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene
Seni anlatabilsem seni…
Yokluğun, cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum, kapama gözlerini…
Ahmad ARİF



