ATATÜRK VE LENİN
Atatürk ve Lenin arasındaki ilişki, kişisel bir dostluktan ziyade emperyalizme karşı ortak mücadeleye ve stratejik iş birliğine dayanan tarihi ve diplomatik bir ortaklıktır.

Diplomatik İlişkiler ve Mektuplaşmalar
Mustafa Kemal Atatürk, 18 Aralık 1920’de Lenin’e bir mektup göndererek iki ülke arasındaki yakın iş birliğinin önemini vurguladı ve Sovyet Rusya’nın Doğu siyasetine teşekkür etti.
Sovyet Rusya, Kurtuluş Savaşı döneminde Ankara Hükümeti’ni haklı bularak tanıyan ve destekleyen ilk büyük devletlerden biri oldu.
Sovyetler Birliği, Anadolu’ya İnebolu üzerinden yüz binlerce ton silah ve cephane yardımı ulaştırdı. Atatürk bu yardımların hayati önemini “Gözüm Sakarya’da, Dumlupınar’da, kulağım İnebolu’da” sözleriyle özetledi

.Liderlerin Birbirine Bakışı
Lenin’in Görüşü: İlk Sovyet elçisi S. İ. Aralov’u Türkiye’ye gönderirken Lenin, Atatürk hakkında “Mustafa Kemal Paşa tabii ki sosyalist değildir… Fakat o iyi bir teşkilatçı, ilerici, akıllı bir devlet adamıdır” değerlendirmesini yapmıştır.
Atatürk’ün Görüşü: Atatürk, emperyalizme karşı verilen bağımsızlık mücadelesinde Sovyet desteğini taktiksel olarak çok değerli bulsa da, Bolşevik rejiminin yapısal ve istibdat (baskı) barındıran yönlerini eleştirmiş; Türkiye Cumhuriyeti’ni millî egemenlik ve demokrasi temelinde kurmuştur. .
Lenin, Atatürk’ü nasıl bilirdi
19 Mayıs nedeniyle Kurtuluş Savaşı’nın neden ve sonuçları üzerine kimi gönülden, kimi bilmeyerek, kimileri de kerhen dili döndüğünce bir şeyler söyleyecek. Bilerek ve gönülden yapılan değerlendirmeler, protokolün, “bilgi notu”na bakarak kerhen yapacağı konuşmaların gölgesinde kalacak. Biz de bugün bilerek gölgede bırakılmış bir konuyu gündeme getirmek istiyoruz. Lenin’in ve Sovyetler Birliği’nin Kurtuluş Savaşı’na katkısını…
Lenin, daha doğrusu Sovyetler Birliği Merkez Komitesi, Ocak 1922’de “askerlik işlerinden” anlayan Litvanya büyükelçisi Semiyon İvanoviç Aralov’ u Ankara’ya Sovyetler Birliği Büyükelçisi olarak görevlendirir. Lenin, Aralov’a yeni görev yerini anlatırken Anadolu’nun ve Mustafa Kemal Paşa’nın portresini çizer. Bu arada Mustafa Kemal’in ve Anadolu kurtuluş hareketinin siyasal yönelimleri hakkında tespitlerde bulunur; Aralov’a gittiği ülke (Türkiye) ile ilişkilerinde nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatır. Ancak Lenin, sözlerinde devrim ihracına yönelik en ufak bir beklentiye yer vermez; onunki, emperyalizme karşı kurtuluş mücadelesi veren bir halka karşı 17 Ekim devrimiyle birlikte evrenselleşen insani duygulardır.
Atatürk’le diplomatik sınırları aşan, dostluk düzeyinde bir ilişki geliştiren Aralov, anılarında* Lenin’in Atatürk ve Kurtuluş Savaşı hakkında kendisine söylediklerini şöyle anlatır:
“Türkler, millî kurtuluşları için savaşıyorlar. Emperyalistler Türkiye’yi soyup soğana çevirdiler, hâlâ da soyuyorlar. Köylüler ve işçiler buna katlanamadılar ve baş kaldırdılar. Sabır bardağı taştı, gerek Doğu halkları gerek biz, emperyalist kuvvetlere karşı savaşıyoruz. Sovyetler Birliği emperyalistlerle olan işini bilirdi. Onları bozguna uğrattı ve memleketten kovdu. Onların dişlerini söktük, keskin tırnaklarını vücudumuza geçirmelerine izin vermedik.
Mustafa Kemal Paşa. tabii ki sosyalist değildir ama, görülüyor ki, iyi bir teşkilatçı… Kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. İlerici, akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist inkılabımızın önemini anlamış olup, Sovyet Rusya‘ya karşı olumlu davranıyor. O, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Kapitalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikle silip süpüreceğine inanıyorum. Halkın ona inandığını söylüyorlar. Ona, yani Türk halkına yardım etmemiz gerekiyor. İşte, sizin işiniz budur. Türk hükümetine, Türk halkına saygı gösteriniz. Büyüklük taslamayınız. Onların işlerine karışmayınız. İngiltere onların üzerine Yunanistan‘ı saldırttı. İngiltere ile Amerika bizim üzerimize de sürü ile memleket saldırttı..

Kendimiz fakir olduğumuz halde Türkiye’ye maddi yardımda bulunabiliriz. Bunu yapmamız gereklidir. Moral yardımı, yakınlık, dostluk, üç kat değeri olan bir yardımdır. Böylece, Türk halkı yalnız olmadığını hissetmiş olacaktır. İngiliz işçileri ve öteki ülkelerin işçileri bize yakınlık gösterdikleri, grev yaptıkları, bizimle savaşan Polonya’ya gönderilmekte olan silahları gemilere yüklemedikleri zaman, bu bizim için büyük bir yardımdı. Bu bize mücadelemizde büyük bir güç katmıştır. Bundan işçilerimiz moralce büyük bir güç kazanmışlardır.
Çarlık Rusyası, yüz yıl boyunca Türkiye ile savaşmıştır. Bu tabii, Rusya’nın, Türkiye’nin amansız düşmanı olduğuna dair yapılan propagandalarla, halkın hafızasında derin izler bırakmıştır. Bütün bunlar, Türk köylüsünde, küçük ve orta mal sahiplerinde, tüccarlarda, aydınlarda ve idareci çevrelerde Ruslara karşı dostça olmayan duygular ve güvensizlik uyandırmıştır. Bilirsiniz ki, güvensizlik ağır geçer. Bunun için de sabırlı, dikkatli, sakıncalı bir çalışma gerekmektedir. Eski Çarlık Rusyası ile Sovyet Rusya arasındaki ayırımı, sözle değil işle göstermek ve anlatmak gerekmekledir. Bu bizim ödevimizdir. Siz de bir elçi olarak, Sovyetler Birliği’nin, Türkiye’nin işlerine karışmamak politikasının, halklarımız arasında samimi bir dostluğun savunucusu olmak zorundasınız. Türkiye, bir köylü, bir küçük burjuva ülkesidir. Sanayii çok azdır. Olanı da Avrupa kapitalistlerinin elindedir isçisi çok azdır. Bunu dikkate almak gerekmektedir. Bir kez daha tekrar ediyorum, dikkatli ve sabırlı olunuz!.. Hükümet temsilcileriyle, halkla konuşmalarınızda her zaman nazik ve güleryüzlü olunuz!..

En önemlisi halka saygı göstermektir, Emperyalistlerin yağmacı, istilacı politikalarına karşılık bizim, hiçbir çıkara dayanmayan dostluk ve memleketin iç yaşamına karışmama durumumuzu açıklayınız! İşte sizin ödeviniz!.. Ne gibi yardımlarda bulunacağımızı da bildirelim: en kuvvetli bir ihtimalle silah yardımında bulunacağız. Gerekirse başka şeyler de veririz.”
Kurtuluş Savaşı’na yardımları
Sovyet resmi verilerine göre Kurtuluş Savaşı döneminde Rusya’nın Türkiye’ye yaptığı askeri ve nakdi yardımlar:
39.000 tüfek,
327 makineli tüfek,
54 top,
63 milyon fişek,
147.000 top mermisi vs.,
2 avcı botu,
Doğu sınırlarından eski Rus ordusunun bıraktığı askeri malzemeler,
Ankara’da iki barut fabrikasının kurulmasına yardım,
Fişek fabrikası için gerekli teçhizat ve hammadde sağlama,
200 kilo külçe altın
100.000 altın Ruble (kimsesiz gazi çocukları için yetimhane kurulması amacıyla)
20.000 Lira (basımevi ve sinema teçhizatı alımı için)
10 milyon altın Ruble
Her ulusal günde, yabancı ülke politikacılarının ve basınının Atatürk’le ilgili övücü sözlerine yer verilir. Ancak Sovyetler Birliği’nin savaşın sonucunu olumlu yönde etkileyen yardımlarından ve Lenin’in Mustafa Kemal hakkındaki görüşlerinden söz edilmez. Ders kitaplarında “Kara Fatma”nın sırtında top mermisi taşıyan resminin altına komünizm övgüsü olur diye bu “mühimmat”ların nereden geldiği yazılmaz. Bundan dolayı TIME dergisinin Atatürk’ü “kapak” yaptığını biliriz de Sovyet yardımlarını bilmeyiz. Bu yazıyı, bir haksızlığı, kadi bilmezliğimizi itiraf etmek için yazdım. Kuşkusuz Lenin’in sözlerinden, antikapitalist olmadan da antiemperyalist olunabileceği sonucunu çıkaranlar da olacaktır.
*Aralov, S.İ. Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Hatıraları 1, Yenigün Basın ve Yayıncılık, Aralık 1997

Atatürk ve Lenin dostluğunun sırrı bu mektuplarda saklı
20. yüzyılın iki büyük lideri: Atatürk ve Lenin. 23 Nisan’ın iki lider için önemi ve mektupları..
20. yüzyılın iki büyük lideri: Atatürk ve Lenin.

Rusya’daki Ekim Devrimi’nin lideri Lenin, 22 Nisan 1870’te doğdu.
Yani, dün Lenin’in 150. yaş günüydü.
Tarih: 23 Nisan 1920.
Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı.
TBMM, bugün 100 yaşında!
EMPERYALİZME KARŞI İŞBİRLİĞİ
Mustafa Kemal ve Lenin’in ilişkisi bir mektupla başladı. İlk mektup, 26 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal tarafından kaleme alındı.
Mektubun içeriği şöyleydi: “Emperyalist hükümetler aleyhine harekâtı ve bunların tahakküm ve esareti altında bulunan mazlum insanların kurtuluşu gayesini hedefleyen Bolşevik Ruslarla mesai ve harekat birliğini kabul ediyoruz. Evvela, milli topraklarımızı işgal altında bulunduran emperyalist kuvvetleri kovmak ve gelecekte emperyalizm aleyhine vuku bulacak ortak mücadelelerimiz için dahili kuvvetlerimizi şekillendirmek üzere, şimdilik ilk taksit olarak beş milyon altının ve kararlaştırılacak miktarda cephane ve diğer fenni harp vasıtaları ve sıhhi malzemenin ve yalnız Doğu’da harekât icra edecek olan kuvvetler için erzakın, Rus Sovyetler Cumhuriyeti’nce temini rica olunur.”

Bu mektubun ardından karşılıklı görüşmeler yapıldı.
11 Mayıs 1920 günü Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey başkanlığında bir heyet Moskova’ya gönderildi.
4 Ekim 1920 tarihinde Ankara’ya Müsteşar Y.Y. Umpal-Angarskiy’in başkanlığındaki Rus diplomatik misyon görevlileri gelerek Mustafa Kemal Paşa ile görüştü.
19 Şubat 1921 günü Ali Fuat Paşa, Moskova’ya elçi olarak gönderildi.
16 Mart 1921 günü Dostluk Anlaşması imzalandı.
KULAĞIM İNEBOLU’DA
Atatürk’ün Lenin’e yazdığı mektupla başlayan dostluk, Sovyetler Birliği’nin Kurtuluş Savaşı’ndaki desteğiyle devam etti.
Sovyetler Birliği, İnebolu’ya tam 300 bin ton cephane ve silah gönderdi.
Bu cephanelerin önemini Atatürk, “Gözüm Sakarya’da, Dumlupınar’da, kulağım İnebolu’da” sözleriyle ifade ediyordu.
İnebolu’ya indirilen silah ve cephaneler, kağnılarla Anadolu’ya ulaştırıldı.
Sürecin devamında Lenin’in talimatıyla, Türkiye’ye elçi gönderme kararı alındı.
Milli Savunma Bakanlığı Harekât Şube Başkanı ve Litvanya elçisi S. İ. Aralov bu göreve uygun isimdi.

Yola çıkmadan önce kendisiyle görüşen Aralov’a Lenin şu ifadeleri kullandı: “Mustafa Kemal Paşa tabii ki sosyalist değildir. Ama görülüyor ki iyi bir teşkilatçı. Kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. İlerici, akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist inkılabımızın önemini anlamış olup, Sovyet Rusya’ya karşı olumlu davranıyor. O, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikte silip süpüreceğine inanıyorum. Halkın ona inandığını söylüyorlar. Ona, yani Türk halkına yardım etmemiz gerekiyor. İşte sizin işiniz budur. Türk hükümetine, Türk halkına saygı gösteriniz. Büyüklük taslamayınız. Onların işlerine karışmayınız.”
Sovyet Elçisi Semyon İvanoviç Aralov, 28 Ocak 1922 günü Ankara’ya geldi. 30 Ocak günü Mustafa Kemal Paşa’ya itimatnamesini verdi.
ATATÜRK’TEN İKİNCİ MEKTUP
Lenin yaveri telaşla içeri girer ve Lenine,”Efendim Atatürk’ten gelen telgraf var” Lenin elinde kalem baını önüne eğmiş bir şeyler yazmaktaydı.

Lenin yaverine, “Oku” dedi.
Yaveri:Efendim Atatürk’ün telgrafını aynı okuyorum” Atatürk’ün telgrafı, “Sevgili dost, bilindiği üzere Türkiye’nin haritasını çıkarmaktayım. Bu harita Kars olmadan düezene girmiyor. Bunun düzene girmesi gerekiyor. Saygılar.”
Lenin başını bile kaldırmadan, “Derhal gerğini yapın.”
İki lider arasındaki anlaşmanın ve güzelliği.
13 Ekim 1921 günü Kars’ta, Rusya’nın katılımı ile bir taraftan Türkiye, diğer taraftan Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan arasında Dostluk Antlaşması imzalandı. Rusya Sovyet Federal Sosyalist Cumhuriyeti Hükümeti ile yapılan bir anlaşmaya göre yardım ve danışmada bulunmak üzere 13 Aralık 1921-5 Ocak 1922 döneminde Ukrayna Hükümeti’nin askeri-diplomatik misyonu M.V. Frunze başkanlığında Ankara’ya geldi. Heyet, Atatürk’le görüşmeler yaptı. Sıcak ve dostane havada geçen görüşmelerden sonra, Sovyet Hükümeti’ne, Türkiye’ye yardım sağlamak için ilave imkânların seferber edilmesi tavsiye edildi.
Atatürk, Frunze’nin gelişinin ardından 4 Ocak 1922 tarihinde Lenin’e ikinci mektubu gönderdi. Atatürk’ün mektubu şöyleydi: “Türkiye Rusya’ya, bilhassa son birkaç ayın Rusyasına Batı Avrupa’ya olduğundan çok daha yakındır. Memleketlerimiz arasında bir diğer ve daha mühim benzerlik, bizim kapitalizm ve emperyalizme karşı mücadelemizde yatmaktadır. Sizi temin ederim ki, Sovyet Rusya’ya karşı doğrudan veya dolaylı olarak asla hiçbir anlaşmaya ve ittifaka dahil olmayacağız.”

İNÖNÜ: DOSTLUĞU VASİYET ETTİLER
Tarihçi Mehmet Perinçek, araştırmaları sırasında Novoe Vremya dergisinin 15 Eylül 1967 tarihli sayısında İsmet İnönü ile ilgili bir habere ulaşır. Haberde İsmet Paşa’nın görüşlerine de yer verilir. İsmet İnönü, Atatürk ve Lenin’in dostluğu vasiyet ettiklerini belirterek şu ifadeleri kullanır: “Türk-Sovyet ilişkilerinin yeni kurulduğu sıralarda, benim ülkem nerdeyse bütün dünyayla savaş halindeydi. Ve bu çabalar içinde Sovyet Rusya, mücadelemizde bizi haklı gördü ve Mustafa Kemal Atatürk’ün hükümetini tanıdı. Atatürk ve Lenin’in şahsiyetinde Türk-Sovyet ilişkileri kuruldu ve hepimize karşılıklı dostluğu vasiyet ettiler. Hemen hemen bütün devletler biz Türkleri güçsüz saydılar, ama siz, o günlerde bizim yanımızda yer aldınız. Lenin’in önderlik ettiği hükümet bize yardım etti. Bu o zaman için son derece önemliydi ve bize güç kattı.
”DEVRİME GİDEN YOL
Devrime giden yol çamurlu.
Çakıllı, dikenli yalınayak
Ayaklar yara yüzler buruşuk gözler bulutlu.
Umutun adı saklı.
Bekleyen genç bir düşüm. Fırtınalı bir yaşam.
,İdam sehpalarını kendi tekmeleyen
İmama “Tanrıyla arama girme”
Umutların devrim Türküsü.
Çocukların oyun ve yaşam alanı.
Annelerin mutluluk arenası.
Savaşları ve silahları susturan en güçlü silahın anahtarını veriyorum size çocuklar.
SEVGİ.
SEVGİ VE SEVGİYLE KALIN.
Cemil SEVİNCEK



