
Mao, sosyalizmi revize ederek Çin’e getirdi. Keskin bir sosyalist sayılmaz bana göre. Sosyalizmi yumuşatmış yani revize etmiş elekten geçirmiş hatta kalburdan geçirerek savurmuştur. Diğer yandan bunun adına sodyalist yada komünist düzenbaz denilebilir.
Mao Atatürk’ün iyi bir arkadaşıydı.
Atatürk, Mao Zedong ve Vladimir Ilyic Lenin üçü bir arya gelir. Türkiye’de nasıl bir sistem olmalı. Konu Bu.
Üçliderde görüşünü söyler. Lenin ile Mao, “ Sevgili Kemal senin coğrafi yapın ve ulusal yapın sosoyalizmle uyuşmuyor. Senin ulusal yapın sosyalizmi kaldırmaz. Coğrafi yapında uygun değil. Çünkü Senin toplumunda her türden din, dil ırktan insanlar var. Bu nedenle ancak ve ancak cumhuriyet size yakışır kararı aldılar.
Görüyor musunuz büyüklükleri.
Atatürk ülkemizin coğrafi yapısını ve ulus yapısını göze alarak cumhuriyeti kurdu.
Demokratik tam bağımsız Türkiye’ydi ama Adnan menderesle başlayan süreçte ülkemiz emperyal ülkelerin arpalığı oldu.

Kısaca yol geçen hanına döndü. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Yabancu casular ülkemizde idamlar ve ölümlere yol açıyor. Meydanlarda insanlarımızı sorguluyor ve infaz ediyor. Buna dur diyen yok.
Yürü ya atım rahvan. Sen rüzgardan yaratıldın kim tutar seni. Yelelerin şahlansın o bile yeter.
İşte ülkemizin bu günkü hali.
Şahlan be rahvan şahlan meydanlar birer pehlivan görsün.
Mao Atatürk’ soruyor, “Nüfusunuz ka?”
Atatürk,”30 milyon.”
Mao, “Bizim bir mahalle kadar.”
Yıllar sonra 70’lerde Çin devlet başkanı Türkiye’ye geliyor. Başbakan Demirel’e soruyor nüfusunuz kaç diye. Demirel 65 milyon diyor. Çin devlet başkanının yanıtı aynı Mao’nun yanıtıydı, “Bizim bir mahalle kadar.”

Mao Zedong, Çin’deki ulusal kurtuluş ve modernleşme sürecinde Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğine ve Türk Devrimi’ne büyük bir ilgi duymuştur.
Mao’nun Eserlerinde Kemalizm
Mao Zedong, 1940 yılında kaleme aldığı “Yeni Demokrasi” adlı eserinde Türk Devrimi’ne ve Kemalizm’e yer vermiştir.

Çinli komünistler emperyalizme karşı verilen bağımsızlık mücadelesini takdir etse de, sınıf siyaseti ve devrimin niteliği bağlamında Kemalizm’i kendi ideolojik süzgeçlerinden geçirerek eleştirel bir gözle de incelemiştir.
Tarihsel ve Siyasi Benzerlikler
Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ile Çin’deki Qing Hanedanlığı’nın yıkılışı benzer dönemlere denk gelir.
Her iki lider de imparatorluk rejiminden koparak ulus-devlet inşa etme sürecini yönetmiştir
.Çinli aydınlar ve devrimciler, feodalizmi tasfiye etme ve yabancı müdahalesini kırma noktasında Türkiye’nin modernleşme hamlesini yakından takip etmişti.

Revizyonist, köklü bir kuralı, görüşü, tarihi olayı veya sistemi yeniden gözden geçiren, değiştirmek veya dönüştürmek isteyen kimse (revizyoncu) demektir. Kelime kökeni olarak Latince “yeniden bakmak” anlamına gelen revidere fiiline dayanır.
Alanlara Göre Anlamı
Siyaset ve Marksizm: Kabul görmüş katı kuralları veya ideolojileri yumuşatmak ya da günün şartlarına göre değiştirmek isteyen kişilere denir. Örneğin Marksizmde, devrim şartını savunmayıp sistemi içeriden reformlarla değiştirmeyi savunanlar için eleştirel bir tabir olarak kullanılır.
Uluslararası İlişkiler: Mevcut dünya düzenini, sınırları veya uluslararası anlaşmaları adil bulmayıp bunları değiştirmeye veya yıkmaya çalışan devletlerdir (Örn: Revizyonist devletler).
Tarih: Tarihsel olayları veya bilinen resmi anlatıları yeni belgelerle ya da farklı bir bakış açısıyla yeniden yorumlayan yaklaşım veya kişidir.
Mao Zedong’un en bilinen siyasi lakabı “Büyük Dümenci” (Çince: 大舵手 – Dà Duòshǒu) olarak tarihe geçmiştir.

Bunun yanı sıra hayatının farklı dönemlerinde kullanılan diğer önemli lakap, unvan ve takma adları şunlardır:
Başkan Mao (Máo Zhǔxí): Çin Komünist Partisi’ndeki liderliğinden dolayı hem Çin’de hem de dünya genelinde en sık kullanılan resmi unvanıdır.
Mao Qi (毛奇): Gençlik ve öğrencilik yıllarında sınıf arkadaşları tarafından, onun büyük hırslarını ve öğrenme merakını dahi Alman general Moltke’ye benzeterek taktıkları bir lakaptır.

Büyük Baba Mao: Halk arasında ve bazı tarihi kaynaklarda sevgi veya sadakat göstergesi olarak kullanılan bir diğer hitap şeklidi.
Mao Zedong (Çince (basitleştirilmiş): 毛泽东; Çince (geleneksel): 毛澤東; pinyin: Máo Zédōng; Wade–Giles: Mao Tse-tung, telaffuzⓘ; 26 Aralık 1893 – 9 Eylül 1976), Türkçe literatürde sık kullanılan Türkçe kurallarına uygun romanizasyon ile Mao Zedung veya sık anılan şekliyle kısaca Başkan Mao (Çince: 毛主席; pinyin: Máo Zhǔ xí; Wade–Giles: Mao Chu-hsi, telaffuz: Mao Cu-şi), Çinli devrimci ve siyasetçi. Çin Komünist Partisi‘nin (ÇKP) ve Çin Halk Cumhuriyeti‘nin kurucusu olup aynı zamanda ÇKP Politbüro (1943-1976) ve ÇKP Merkez Komitesi Başkanı (1945-1976) idi.[1] Mao Zedong, 2008 yılında yapılan bir araştırmada hakkında en çok eser yazılan ilk 100 kişi listesinde 15. sırada yer almıştır.[kaynak belirtilmeli]
Mao hakkındaki tartışmalar ölümünden yıllar sonra bile devam etmektedir. Taraftarlarına göre Mao, büyük bir devrimci önderdir ve görüşleri Marksizm‘in gelişmiş yorumunu oluşturur.[2][3] Çin’deki destekçileri, Mao’yu 20. yüzyıldaki büyük Çin devletini yaratan siyasi ve askeri lider olarak görürler.[4] Günümüz Çin’inin Sun Yat-sen‘den sonraki mimarı olarak görülmektedir.[5]
Mao; Büyük İleri Atılım (1958-1962), Sağcı Karşıtı Hareket (1957-1959), Sosyalist Eğitim Hareketi (1963-1964), Kültür Devrimi (1966-1976) gibi isimler verdiği, ortaklaştırmayı da kapsayan çeşitli sosyoekonomik projeler geliştirdi.

Mao’ya yönelik Çin’deki dinî ve kültürel eserleri ve alanları yok ettirdiği eleştirileri çok sık yapılır. Bunun yanı sıra Çin’i kitlesel baskıdan sorumlu otokratik ve totaliter bir rejime dönüştürdüğü de bir diğer eleştiridir.[6] Mao; açlık, zulüm, hapishane işçiliği ve toplu infaz yoluyla 40 ila 80 milyon kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor.[3][5][7][8]
İlk yılları
Çin’in Hunan eyaletinde varlıklı bir köylü ailesinin çocuğu olarak doğdu. Öğretmenlik eğitimi almak üzere köyden ayrıldıktan sonra, 1911 Devrimi‘nde Hunan eyalet ordusunda savaştı. Daha sonra okula geri döndü ve fiziksel dayanıklılık ile kolektif hareket üzerine çalıştı.
1918’de mezun olduktan sonra Dört Eylül Hareketi sırasında Pekin‘e gitti. Burada, ileride kayınpederi olacak Profesör Yang Changji ile karşılaştı. Pekin’de derslerine katıldığı ve kendisini etkileyen diğer kişiler Li Dazhao ve Chen Duxiu‘dur. Burada kütüphaneci olarak iş bulmuştu; zaten okumayı seven Mao, Çin ve dünya tarihi ile ilgili birçok eser okudu. Yine aynı yıllarda Yang Kaihui ile tanıştı ve evlendi.
1920’lerde Çin’i gezmeye çıktı. Gezisi yine Hunan’da bitti; ancak artık Çin siyaseti üzerine durgun düşüncelere sahipti.
27 yaşında, Temmuz 1921’de Çin Komünist Partisinin Şanghay‘daki ilk kongresine katıldı. İki yıl sonraki üçüncü kongrede ise merkez kurul üyeliğine seçildi. İlk Kuomintang–ÇKP birleşik cephesi sırasında Kuomintang‘ın Köylü Eğitim Enstitüsü yöneticisi oldu. Yine bu yıllarda, 1927 başlarında yazdığı “Hunan’da Köylü Sorunu” üzerine incelemesi Mao’nun ilk ciddi teorik yazısı olarak bilinir.
Savaş ve devrim

Süre: 26 saniye.0:26Mao Zedong kitlelere hitap ediyor (1930’lu yıllar)
Mao, Çin’de gerilla savaşının örgütleyicisi, planlayıcısı ve lideridir. O zamanlar 400 milyonu bulan bu köylü ülkesinde gerçekleşen devrimsel süreçte ve gerilla hareketinin şekillenmesinde Mao Zedong belirleyici bir rol oynamıştır.
1927 yılında Kuomintang ile ÇKP arasındaki Birleşik Cephe‘nin dağılmasının ardından yaşanan çatışma ortamından uzaklaştı. Bu süreçte eşi Yang Kaihui hayatını kaybetti. Aynı yıl Hunan’da Güz Hasadı Ayaklanması‘nı yönetti ancak hareket başarısızlıkla sonuçlandı. Takipçileriyle birlikte Güneydoğu Çin’deki Jinggang Dağlarına çekildi. Burada 1931-1934 yılları arasında kurulan Çin Sovyet Cumhuriyeti‘nin başkanı seçildi. Bu dönemde He Zizhen ile tanıştı ve evlendi.
Mao, Zhu De ile birlikte küçük ölçekli bir gerilla ordusu teşkil ederek toprak reformu hareketini başlattı. Kentlerdeki baskılardan kaçan komünist gruplara güvenli bölgeler sağladı. Bu sırada ÇKP içindeki liderlik mücadeleleri neticesinde geçici olarak görevlerinden uzaklaştırıldı ve yönetim Komintern destekli “28 Bolşevik” olarak bilinen grubun kontrolüne geçti.
Kuomintang lideri Çan Kay Şek‘in komünist hareketleri tamamen tasfiye etme kararlılığı ve ÇKP yönetiminin stratejik hataları sonucunda, komünist güçler “Uzun Yürüyüş” adı verilen geri çekilme harekâtını başlattı. Çin’in güneydoğusundan kuzeybatısına kadar yaklaşık 9.600 kilometre süren bu yürüyüş esnasında Mao, liderliğini pekiştirdi. Zunyi Konferansı‘nda Zhou Enlai‘ın Mao’nun stratejilerini desteklemesiyle Mao, ÇKP Politbürosu’nun İcra Komitesi’ne seçildi.

1937-1945 yılları arasındaki Çin-Japon Savaşı‘nda Japon işgaline karşı direnişi Yan’an‘daki üs bölgesinden yönetti. 1942’de parti içinde başlattığı düzeltme harekâtı ile liderlik konumunu kesinleştirdi.
Bu dönemde He Zizhen’den ayrıldı ve oyuncu Lan Ping ile (Jiang Qing olarak bilinir) evlendi.
Çin-Japon Savaşı sırasında Mao ısrarla Kuomintang‘la bir ittifak arayışına girdi ve başarılı oldu. İttifak kuvvetleri içinde zaman zaman çatışma çıksa ve hatta Kuomintang ÇKP kuvvetlerini çatışmaların büyük bölümünde yalnız bıraksa da sonuç Halkın Kurtuluşu Ordusu’nun ve ÇKP‘nin yüz milyonlarca insanın kafasında meşrulaşmasına neden oldu. Bu dönemde ÇKP sadece düşman birliklerinden yardım alıyordu; oysa ABD sürekli olarak Kuomintang kuvvetlerini donatıyordu.
Bununla birlikte o dönemde ABD, Mao’nun kuvvetlerinin önemini daha yeni kavramaya başlamış görünüyordu. Bunun en belli başlı örneği, 1944’te Yan’an bölgesine gönderilen Amerikan diplomatı Dixie misyonudur.
II. Dünya Savaşı‘ndan sonra da ABD Çan Kay Şek kuvvetlerine yardıma devam etti. Oysa bu sırada ÇKP ve Kuomintang arasındaki ittifak sona ermiş ve yeni bir iç savaş başlamıştı. Dolayısıyla ABD açıkça bu çatışmada taraf oluyordu.
Bu dönemde Stalin önderliğindeki Sovyetler Birliği de ÇKP birliklerine yardımda bulunuyordu ama bu yardımlar çok azdı. Ayrıca bu yardımların Japon birliklerinden kalan donatımlar olduğu bilinmektedir.
21 Ocak 1949’da Kuomintang kuvvetleri ÇKP kuvvetlerine karşı çok ağır yenilgiler aldı. Kurtuluşun ilanından sonra kıta Çin’inde kalan son Kuomintang çekirdeği de 10 Aralık 1949’da Çengdu’da yok edildi. Çan Kay Şek de aynı gün Tayvan‘a kaçtı.
Çin’de Komünist Parti iktidarı

Çin‘in kuruluşu bu savaşlar neticesinde olmuştur. Savaş Çin’de, önce savaş ağaları ittifakı olan Kuomintang partisiyle iç savaş, sonra Japonlara karşı direnme savaşı ve son olarak da bir kez daha Kuomintang partisiyle iç savaş biçiminde gelişmiştir. Mao’nun 1 Ekim 1949’da Pekin’deki Tiananmen Meydanı‘nda yaptığı açıklamayla Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuştur.
İktidardayken Büyük İleri Atılım‘la Çin’in sanayileşmesini sağlamaya çalışmıştır. Stalin‘in 1953’te ölümü ve Kruşçev‘in 1956 20. Kongre raporuyla birlikte Sovyetler Birliği’yle Çin arasındaki ilişkiler gerginleşmiş, daha sonra da Sovyetler Birliği’nin sosyalist emperyalist bir yönetim olduğu teorileri ortaya çıkmıştır. Mao bu gerginliğin başlarında haklı bir noktadayken daha sonra milliyetçi bir anlayışa kaydı. Bu durum bütün Çin’in geleceğini de etkiledi. 1966’da uygulamaya konan Büyük Proleter Kültür Devrimi ile birlikte bütün Çin genelinde geniş kapsamlı bir ideolojik eğitim başlatılmış, ama “İki Çizgi Mücadelesi Teorisi” nedeniyle böleklerin yasal görülmesi sonucu bu da kalıcı bir sonuca ulaşamamıştır. Sosyalizmin inşasında yapılan yanlışlar ve parti içi çatışmaya yanlış bakış, Çin’in uzun bir süre bir ileri bir geri gidiş gelişlerinin de nedenidir.
1954-1959 yılları arasında Mao Çin başkanı olarak görev yaptı. Bu dönemde Pekin’deki Yasak Şehir‘de bulunan Zhongnanhai‘da kaldı. Yasak Şehir‘de o dönemden kalma yüzme havuzu ve diğer binalar günümüzde de vardır. Mao çalışmalarını çoğunlukla buradan sürdürüyordu.
1958 yılına kadar süren bu dönemde, Mao Zedong’un liderliğinde Çin’de kapsamlı bir kolektivizasyon politikası uygulanmıştır. Enflasyonla mücadele kapsamında sıkı ücret kontrolleri devreye sokulmuş, kırsal kesimdeki eğitimsiz nüfusu hedef alan geniş çaplı bir okuryazarlık seferberliği yürütülmüştür. Toprak reformu çerçevesinde, büyük toprak sahiplerine ait mülkler kamulaştırılarak yoksul köylüler arasında yeniden dağıtılmıştır. Sanayileşme sürecinin hızlandırılmasına yönelik geniş ölçekli kalkınma programları hayata geçirilmiş, bu bağlamda kültürel gelişmelere ikincil bir önem atfedilmiştir. Ekonomik verilere göre, söz konusu dönemde Çin ekonomisi yıllık ortalama %4 ila %9 oranında büyüme kaydetmiştir.

Yine bu dönemde Yüz Çiçek Kampanyası başlatıldı. Buna göre, herkes Çin’in nasıl yönetilmesini istediğini söylemekte serbestti. İfade özgürlüğü tanınmasıyla ÇKP’ye yönelik burjuva liberal çevrelerin eleştirileri de arttı ve bunlar örgütlenmeye başladılar. Parti bunların yapıcı eleştiriler olduğunu düşünüyor ve bu yüzden yüreklendiriyor ve hoşgörü gösteriyordu. Eleştirilerin muhalif bir harekete dönüşmesi üzerine Sağa Karşı Hareket başlatıldı.
1958’de ise Büyük İleri Atılım başlatıldı. Bu, Sovyet sanayi modelinin dışındaydı; bu yüzden parti içinde de muhalefetle karşılaştı. Buna göre Çin tarımı ortaklaştırılacak ve kırsal alanda endüstri özendirilecekti.
Büyük İleri Atılım, başlangıç aşamasında kırsal kalkınma ve sanayileşme hedefleri doğrultusunda kayda değer başarılar elde etmiş ve kısa vadede olumlu sonuçlar doğurmuştur. Bununla birlikte, Mao Zedong ve parti içindeki bazı gruplar, elde edilen bu başarının daha ileri bir düzeye taşınabileceği görüşünü benimsemiştir. Bu doğrultuda, giderek artan sayıda köylü işgücü tarımsal üretimden çelik üretimine yönlendirilmiştir.
Söz konusu uygulamalar, 1959 yılı itibarıyla Büyük İleri Atılım’ın ciddi bir krize dönüşmesine neden olmuştur. Resmî açıklamalarda çelik üretiminde belirlenen hedeflere ulaşıldığı bildirilmiş olmakla birlikte, üretilen çeliğin önemli bir kısmı düşük kalite nedeniyle kullanılamaz durumda bulunmuştur.
Yine aynı dönemde Çin-Sovyet ilişkileri de bozuluyordu. Kruşçev bu nedenle Çin’e Sovyet yardımını kesti; buna karşı tepki ise Çin’de Sovyet düşmanlığıyla karakterize olan milliyetçiliğin tırmanması oldu. Artık Sovyetlerle sınır çatışmaları bile görülmeye başlanmıştı. ÇKP tarafında ise ekonomide yanılgılar sürüyordu. Gerçekçi olmayan oranda tahıl isteniyordu. Böylece savaş sonrası yeniden sanayileşme atılımlarıyla bir parça düzelen ekonominin bozulması açlıkla sonuçlandı. Bu dönemdeki felaketin sonuçları tam olarak bilinmiyor. Ancak aralarında Amerikalı tarihçi Edwin Moise‘nin de bulunduğu bazı araştırmacılar bu süreçte 12 milyon kadar insanın öldüğünü iddia ediyor.
Bunların sonucu olarak parti içinde çatışmalar da arttı. Liu Shaoqi ve Deng Xiaoping‘in de aralarında olduğu bazı liderler Mao’yu iktidardan uzaklaştırarak ona sembolik görevler yüklemek istiyorlardı. Bu yüzden onu marjinalize etmeye başladılar. 1959’da da Liu Shaoqi devlet başkanı oldu. Mao ise parti başkanı oldu.
Kültür Devrimi‘ni başlatan esas olay da parti içi bu muhalefettir. 1966’da başlayan Çin Kültür Devrimi‘yle parti hiyerarşisi yok sayılarak iktidar doğrudan doğruya Kızıl Muhafızlar‘a verildi. Kızıl muhafızlar çoğunlukla gençlerden oluşturulmuştu. Bu birliklere kendi mahkemelerini oluşturma gibi yetkiler bile verilmişti. Sonuçta yüz milyonların kitle inisiyatifleri bu hareketle ayağa kaldırıldı; ancak bedeli ağır oldu. Ekonomik ve sosyal kargaşa artarken yüzyıllara dayanan kültürel değerler de yok ediliyordu. Bu dönemde Mao halefi olarak savaş yıllarından tanıdığı Lin Piao‘yu seçti. Ancak çatışmalar öyle noktalara dayanmıştı ki, Lin‘in Mao’ya karşı askeri bir darbe düzenlemeye çalıştığı iddia edildi. Lin ise resmi açıklamaya göre Çin’den Sovyet Rusya’ya kaçmaya çalışırken Moğolistan üzerinde kuşkulu bir uçak kazasında öldü.

1969’da Mao, Kültür Devrimi‘nin sona erdiğini açıkladı. Kültür Devrimi süresince çok sayıda bilim insanı ve aydının görevi sonlandırıldı. Resmi Çin tarihi ise Kültür Devrimi‘nin Mao’nun 1976’da ölümüyle sona erdiğini iddia eder. Mao yaşamının son yıllarında Parkinson hastalığına yakalandı. Ayrıca akciğer ve kalbi de teklemeye başlamıştı. Komünist Partisi içinde pek çok grup Mao’nun ayrılmasından sonra iktidara sahip olmak için harekete geçerken Mao sessiz kaldı.
9 Eylül 1976’daki ölümünden sonra Çin’de iktidar mücadelesi ortaya çıktı. Bunların birisi daha sonra Dörtlü Çete olarak anılan ve Mao’nun karısının da içinde olduğu gruptu. Bu kişiler kitle seferberliği siyasetine devam edilmesini istiyorlardı. Hua Guofeng‘in önderlik ettiği bir diğer grup, Sovyet modelinde bir merkezi planlamayı savunuyorlardı. Reformistlerin lideri olan Deng Xiaoping ise Çin ekonomisinin faydacı bir siyaset temelinde inşasını savunuyordu ve ekonomik ve siyasi gelişmelerde ideolojinin atayıcı önemini reddediyordu. Neticede iktidar mücadelesini Deng Xiaoping kazandı.
Kişisel yaşamı

Hunan eyaletinin başkenti Çangşa‘da bulunan Genç Mao Zedong Heykeli
Mao’nun özel hayatı, iktidarı döneminde çok gizli tutulmuştur. Mao’nun ölümünden sonra kişisel doktoru Li Zhisui, Mao’nun özel hayatının sigara tiryakiliği, uyku haplarına bağımlılığı ve çok sayıda cinsel partneri olması gibi bazı yönlerinden bahseden bir anı kitabı olan Başkan Mao’nun Özel Hayatı‘nı yayımlamıştır.[9] Bazı akademisyenler ve Mao’yu şahsen tanıyan diğer insanlar bu tanımlamaların doğruluğuna itiraz etmiştir.[10]
Hunan‘da büyümüş olan Mao, Mandarin dilini belirgin bir Hunan aksanıyla konuşuyordu.[11] Ross Terrill Mao’nun “toprağın oğlu… kırsal ve sofistike olmayan” bir kökene sahip olduğunu yazarken,[12] Clare Hollingworth Mao’nun “köylü tavırları ve görgüsüyle” gurur duyduğunu, güçlü bir Hunan aksanına sahip olduğunu ve cinsel konularda “dünyevi” yorumlar yaptığını söylemiştir.[11] Lee Feigon Mao’nun “dünyeviliğinin” onun “günlük Çin yaşamına” bağlı kaldığı anlamına geldiğini söylemiştir.[13]
Sinolog Stuart R. Schram, Mao’nun acımasızlığını vurgulamış ancak devrim davası uğruna işkence yapmaktan ya da öldürmekten zevk aldığına dair hiçbir işaret göstermediğini de belirtmiştir.[14] Lee Feigon, Mao’yu tehdit edildiğinde “acımasız ve otoriter” olarak değerlendirmiş ancak onun “akıl hocası Stalin gibi bir cani” olmadığını belirtmiştir.[15] Alexander Pantsov ve Steven I. Levine, Mao’nun “karmaşık ruh hallerine sahip bir adam” olduğunu, Çin’e “refah getirmek ve uluslararası saygı kazanmak için elinden geleni yaptığını”, “ne bir aziz ne de bir şeytan” olduğunu yazmıştır.[16] Hayatının erken dönemlerinde “herhangi bir ahlaki zincire bağlı olmayan güçlü, istekli ve amaçlı bir kahraman” olmaya çalıştığını ve “şöhret ve gücü tutkuyla arzuladığını” belirtmişlerdir.

Mao, özellikle İngilizce öğretmeni, tercümanı ve diplomatı olan ve daha sonra Çin Dışişleri Bakanı ve Çin’in BM delegasyonu başkanı Qiao Guanhua ile evlenen Zhang Hanzhi aracılığıyla biraz İngilizce konuşmayı öğrendi.[18] Konuştuğu İngilizce birkaç kelime, deyim ve bazı kısa cümlelerle sınırlıydı. İlk olarak 1950’lerde sistematik olarak İngilizce öğrenmeyi seçti ki o dönemde Çin okullarında ilk öğretilen ana yabancı dil Rusça olduğu için bu çok sıra dışı bir durumdu.[19]



