Adım adım İran savaşı
Trump kendi ihtirasları üzerine İran ile nükleer silahlanma iddiası ile savaş başlattı. Bu savaşta sayı net verilmiyor ama binlerce kişi yaşamını yitirdi. Bu neyin ihtirası? Netanyahu’nun hırsı. Bu neyin hırsı?

İnsanları, doğayı, hayvanları kendi zevkleri üzerine yok etmenin ihtirası mı?
Neyse fazla uzatmayacağım. ABD-İran savaşını adım adım sizin için derledik. Biraz uzun oldu ama meraklılar için detaylı bir çalışma oldu.
Donald Trump ve İran arasındaki çatışma, kişisel ihtiraslar, ego savaşları ve jeopolitik hesaplaşmaların kesişim noktasında küresel bir krize dönüşmüştür.
Savaşın Arkasındaki Ego ve Strateji Çıkmazı
Kişisel Gurur ve Beklentiler: Donald Trump’ın dış politikadaki fevri yaklaşımları ve “her şeyi anında çözerim” idaresi, İran krizini kişisel bir otorite mücadelesine çevirdi. Tahran yönetimi, ABD’nin bu zihinsel ve politik açmazını ve Trump’ın kişisel kırılganlıklarını stratejik bir koz olarak kullanıyor.

Beklenmeyen Direnç: ABD ve müttefiklerinin yoğun bombardımanlarına rağmen İran askeri altyapısını tamamen kaybetmedi, yeraltı füzeleriyle direncini sürdürdü ve çatışmayı bölgeye yayarak Washington’ı çıkmaza soktu.
Küresel Yalnızlaşma ve Bölgesel Etki
Küresel Enerji Şoku: İran’ın misillemeleri ve Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik hamleleri, onlarca yılın en büyük enerji arzı şoklarından birini tetikledi.
ABD ve Doların Yalnızlaşması: Uzayan savaş, ABD’nin ve doların jeopolitik olarak yalnızlaşmasını derinleştirdi. Çin ve Rusya’nın İran’a verdiği açık destek, Washington’ın tek taraflı baskı politikasının sınırlarını gözler önüne serdi.
İç Siyaset ve Çıkmaz Sokak
MAGA Hareketi İçinde Bölünme: Savaşın uzaması, Trump’ın destekçi tabanında (MAGA) görüş ayrılıklarını ve hoşnutsuzlukları artırdı.

Netanyahu Benzeri Sıkışmışlık: Trump, tıpkı Gazze sonrası Netanyahu gibi, hedeflerine tam anlamıyla ulaşamamış bir krizin ortağI konumuna geldi. Sürdürülen politikalar ve artan şahin baskılar, bu ego savaşının maliyetini hem ABD hem de küresel güvenlik açısından katlanarak artırıyor.
2026 İran Savaşı, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail‘in düzenlediği hava saldırılarında İran‘ın dini lideri Ali Hamaney de dâhil olmak üzere çok sayıda İranlı yetkilinin öldürülmesinin ardından başlayan savaştır. Saldırılar, 2025 Nisan ayında nükleer bir barış anlaşmasına varılması amacıyla başlatılan ABD-İran müzakereleri devam ederken başladı. İran buna karşılık olarak İsrail, ABD ile müttefik Arap ülkeleri ve bölgedeki ABD askerî üslerine yönelik bir dizi füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenledi. Aynı zamanda Hürmüz Boğazı‘nı tüm geçişlere kapattı. Hamaney’in öldürülmesinden iki gün sonra Hizbullah, kuzey İsrail’e roket saldırıları düzenleyerek çatışmalara dâhil oldu ve 2026 Lübnan Savaşı‘nı başladı. İran’ın kendi topraklarına saldırıda bulunmasının ardından Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Kuveyt de İran’a saldırılar düzenledi ve İran’ın Irak‘taki devlet dışı müttefikleriyle savaşa girdi. Savaş, binlerce sivil ve askerî can kaybına yol açarken, yakıt krizi nedeniyle küresel ekonomide büyük bir aksaklığa neden oldu.
2026 yılının Ocak ayında İran hükûmeti, hükûmet karşıtı protestoları bastırırken binlerce sivili katletti. Bu olaylara eş zamanla ABD Başkanı Donald Trump, 2003 Irak’ın işgalinden bu yana bölgedeki en büyük ABD askerî yığınağını başlattı. ABD hükûmeti saldırılara sebep olarak, İran’ın nükleer silah geliştirmesini önlemek, rejim değişikliği ve İran’ın petrol ve doğal gaz kaynaklarını ele geçirmek gibi çeşitli gerekçeler öne sürdü. Saldırılar; askerî üsler, hükûmet binaları, okullar, hastaneler ve kültürel miras alanlarında hasara yol açtı. İran ise misilleme olarak İsrail ve Bahreyn, Ürdün, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dâhil olmak üzere Arap ülkelerine insansız hava araçları ve balistik füzeler fırlattı. Aynı zamanda Hizbullah-İsrail çatışması, Güney Lübnan genelinde topyekûn savaşa dönüştü.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ve çeşitli ülkeler ABD-İsrail saldırılarını kınadı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ise İran’ın Körfez Arap ülkelerine yönelik misilleme saldırılarını kınayan bir karar kabul etti. Uluslararası hukuk ve uluslararası ilişkiler uzmanları da dâhil olmak üzere çok sayıda eleştirmen ABD-İsrail saldırılarını eleştirdi. Savaşın ekonomik etkileri arasında küresel petrol piyasasında tarihin en büyük arz kesintisi, doğal gaz, gübre, havacılık ve turizm sektörlerinde yaşanan aksaklıklar ile finansal piyasalardaki dalgalanmalar yer aldı. 16 Haziran 2026 itibarıyla savaşın ABD’li vergi mükelleflerine maliyetinin 113,3 milyar $ olduğu tahmin edildi.
Taraflar, 8 Nisan’da yürürlüğe girmek üzere iki haftalık bir ateşkes üzerinde anlaştı. İsrail’in Lübnan’a saldırması ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı reddetmesi üzerine ateşkes tehlikeye girdi. 12-13 Nisan’daki İslamabad Görüşmeleri‘nin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından ABD deniz ablukası uygulamaya başladı. 14 Haziran’da savaşı sona erdirmeye yönelik bir mutabakat zaptı açıklandı ve 17 Haziran’da Trump tarafından Versay Sarayı‘nda, Mesud Pezeşkiyan tarafından ise Tahran‘da imzalandı. İki taraf da ablukaları ertesi gün kaldırıldı ancak gerilim devam etti. 28 Haziran’da, devam eden çok sayıda saldırıya rağmen ABD ve İran karşılıklı saldırılarını durdurma konusunda anlaşmaya vardı. 8 Temmuz’da ABD ile İran arasındaki geçici ateşkes çöktü. Trump, ABD’nin İran’a yönelik tekrar saldırılara başlamasının ardından ateşkesin “sona erdiğini” ilan etti. Daha sonra ABD’li müzakerecilerin görüşmelere devam edebileceğini söylemekle beraber, bunun başarıya ulaşacağı konusunda şüpheli olduğunu dile getirdi. Aynı gün Amerika Birleşik Devletleri Merkez Kuvvetler Komutanlığı, hava savunma ve deniz kuvvetleri unsurları da dâhil olmak üzere yaklaşık 90 İran askerî tesisinin hedef alındığını bildirdi. İran buna karşılık Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD üslerine saldırılar düzenledi. Bu sırada Trump, İran’ın bir anlaşma müzakere etme isteğini dile getirdiğini belirtti.

Arka plan
ABD, Birleşik Krallık destekli Ajax Operasyonu ile Başbakan Muhammed Musaddık‘ı devirmiş ve şah Muhammed Rıza Pehlevi‘nin yönetimini güçlendirmiştir.[40][41][42] Şah’ın Batılı çıkarlarına olan bağlılığına ve otokratik monarşik yönetimine duyulan tepki, şahın devrildiği 1979 İran İslam Devrimi‘ne yol açmıştır. Bu sürecin ardından İran bir İslam cumhuriyeti haline gelmiş; Amerika Birleşik Devletleri[40][45] ve İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesmiştir.
1980’lerdeki Irak-İran Savaşı sırasında ABD, Irak’a ekonomik, istihbari ve dolaylı askerî destek sağladı. İran, bölgedeki vekalet çatışmalarına dahil olarak, öncelikle ABD ve İsrail’in Orta Doğu’daki nüfuzuna karşı koymaya kararlı, gayri resmi bir Direniş Ekseni‘ni desteklemiştir. Bu süregelen gerilimler, Ocak 2020’de Başkan Donald Trump’ın ilk dönemi sırasında, üst düzey bir İran Devrim Muhafızları Ordusu komutanı olan Kasım Süleymani’nin suikastını emretmesiyle ABD ve İran arasında doğrudan bir çatışmaya dönüştü.

Amerika Birleşik Devletleri’nin 2018 yılında Ortak Eylem Planı’ndan çekilmesiyle birlikte İran’a yönelik yaptırımlar yeniden yürürlüğe girdi. Bu gelişme, ABD ve müttefikleri ile İran arasındaki ilişkilerde diplomatik yöntemlerin geri plana itilmesine ve güç kullanımına dayalı bir yaklaşımın öne çıkmasına neden oldu.[48] Trump yönetimi, “azami baskı” stratejisini benimsedi.[49] ABD’nin yaptırımlarını yeniden uygulamaya koyması İran ekonomisini ciddi şekilde etkiledi.[50] İran riyali %20 değer kaybederek 2021 yılında dolar karşısında 35.000’den 42.000’e düştü.[51] İran ile ticaret yapan uluslararası bankalara da ağır maddi yaptırımlar uygulandı.[52] Uygulamalar sonrası ABD yaptırımlarından korkan Avrupalı büyük şirketler İran ile iş yapmayı bıraktılar.[53] Yaptırımlar sonucunda milyonlarca İranlı yoksulluğa sürüklendi. Gıda ve ilaç gibi ithal mallara ilişkin satın alma güçleri azaldı.[54] Aynı zamanda enflasyon, işsizliği ve altyapının bozulmasını tetiklemiştir.
İran ile ABD ve İsrail arasındaki gerilimler, İsrail’in Gazze’deki Hamas[t], Lübnan’daki Hizbullah ve diğerleri dahil olmak üzere Orta Doğu genelindeki İran destekli milisleri zayıflattığı Gazze Savaşı‘nın başlamasının ardından daha da tırmandı. İsrail ve İran, Nisan ve Ekim 2024’te karşılıklı saldırılar gerçekleştirdi ve Haziran 2025’te, İran’ın nükleer tesislerini yok etmeyi amaçlayan bir Amerikan hava saldırısını da içeren 12 günlük bir savaşa girdiler.

İran nükleer meselesi
İran’ın nükleer zenginleştirme kapasitesini geliştirmesi, ABD ve müttefiklerinin İran’ın nükleer silah geliştirmesini engellemeye çalışmasıyla on yıllardır uluslararası bir tartışma konusu olmuştur. İran, nükleer silah arayışında olmadığını ve zenginleştirme faaliyetlerinin sivil kullanım amaçlı nükleer enerji üretimine yönelik olduğunu ifade etmiştir. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Genel Direktörü, İran’ın atom bombası yaptığına dair bir kanıt bulunmadığını belirtmiştir. 2018 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan çekilmesi,[66][67] İran’a yönelik yaptırımların yeniden uygulanmasına ve ABD ile müttefiklerinin İran ile olan ilişkilerinde diplomasiden ziyade güç kullanımına yönelmesine neden olmuştur. Birinci Trump yönetimi bir “maksimum baskı” stratejisi benimsemiştir.[68] Biden yönetimi İran’a yönelik ekonomik yaptırımları gevşetmemiş, aksine daha fazla önlem uygulamıştır.[69] İkinci Trump yönetimi, İran üzerinde “maksimum baskı” yaklaşımını yeniden uygulamaya koymuştur.
Amerikan Savunma İstihbarat Teşkilatı, 2025 yılında İran’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne ulaşabilecek bir füze cephaneliği üretmek için gereken teknik beceriyi kazanmasının on yıl alacağı sonucuna varmıştır. Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı, Haziran 2025’teki önceki İran nükleer tesislerine yönelik saldırıların ardından İran’ın nükleer programının iki yıl geriye gittiğini tahmin etmiştir. Ocak 2026’da ABD’li ve Avrupalı yetkililer, Washington’ın İran’a üç temel talep sunduğunu ve bunlardan birinin tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerine kalıcı olarak son verilmesi olduğunu belirtmişlerdir.

Trump yönetimi, Şubat 2026’da İran’ın nükleer programını yeniden başlattığını ve ABD’ye saldırı düzenleyebilecek menzile sahip füzeler geliştirdiğini iddia etmiştir. 27 Şubat 2026’da Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK), İran’ın önceki çatışmalarda zarar görmemiş bir yer altı tesisinde yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum sakladığını keşfetmiş ve UAEK, kuruma erişim izni verilmediği için raporlama sırasında İran’ın nükleer programının “münhasıran barışçıl” olduğundan emin olamayacaklarını açıklamıştır. İsimsiz bir ABD’li kaynağa göre Trump, ABD’nin İran’ın önleyici (preemptive) bir füze fırlatmayı planladığına dair istihbarat almasının ardından saldırı yetkisi vermiştir. Yönetim, İran’ın ABD varlıklarına karşı önleyici bir saldırı planladığına dair herhangi bir kanıt sunmamış;[80] belirtilmeyen bir Pentagon kaynağı ise Kongre’ye verilen kapalı oturum brifinglerinde, İran’ın ABD kuvvetlerine önce saldırmayı planladığını gösteren bir istihbarat bulunmadığını söylemiştir.

Ön Hazırlık
İran’daki hükûmet karşıtı protestolar ve ABD’nin ilk askeri konuşlandırmaları
2025 yılının Aralık ayında, ekonomik kriz, riyalin çöküşü ve fiyatların artmasıyla İran’da ülke çapında hükûmet karşıtı protestolar başladı. Rejim değişikliği çağrılarının da yapıldığı protestolar, 1979 devriminden bu yana düzenlenen en geniş çaplı protestolardı. Protestolar, ülke genelinde 100’den fazla şehre yayıldı. İran rejimi, protestocuların katledilmesi dahil olmak üzere şiddetli bastırma yöntemleri ile karşılık verdi. En ölümcül olaylar 8-10 Ocak 2026 tarihleri arasında meydana geldi.
ABD merkezli HRANA, ölü sayısını 7.000 olarak tahmin ederken; İran hükûmeti ölü sayısının 3.117 olduğunu belirtti, Donald Trump ise ölü sayısının 32.000 kişi olduğunu ifade etti.[86][87] AP News, hükûmetin aşırı şiddet kullanımının İran halkı arasında umutsuzluğa yol açtığını ve bazı vatandaşlarda bir Amerikan saldırısına dair umutları artırdığını bildirdi.[88] Birçok akademisyen, İran hükûmetinin artık çöküşüne yol açabilecek kırılgan bir devlet yapısıyla karşı karşıya olduğunu savundu.

13 Ocak 2026’da ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki hükûmet karşıtı protestoculara destek verdiğini açıkladı.[90] 23 Ocak’ta Trump, uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve birkaç güdümlü füze destroyerini içeren bir ABD “donanmasının” Orta Doğu‘ya doğru yola çıktığını duyurdu.
ABD’li ve Avrupalı yetkililer, Washington’ın İran’a üç temel talep sunduğunu belirtti: Tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerine kalıcı olarak son verilmesi, İran’ın balistik füze programına sıkı kısıtlamalar getirilmesi ve Hamas, Hizbullah ve Husiler gibi bölgesel vekil gruplara verilen desteğin tamamen durdurulması.[73] Önerilen bir dizi saldırı için planlama süreci de İsrail istihbarat teşkilatlarıyla koordineli olarak başlatıldı.
2026 Nükleer müzakereler
6 Şubat 2026’da İran ve ABD, Umman‘ın başkenti Maskat‘ta dolaylı nükleer müzakereler gerçekleştirdi. İran, ilerlemenin başkentlerdeki istişarelere bağlı olduğunu vurguladı. İkinci tur nükleer müzakerelerin Cenevre’de yapıldı. 15-20 Şubat tarihleri arasında İran, petrol ihracatını normalin 3 katına çıkardı ve petrol stoklarını azalttı.

Saldırılar başlamadan hemen önce, 27 Şubat 2026’da Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaydi, müzakerelerde “ilerlenme” sağlandığını ve İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu asla stoklamamayı ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) tarafından tam denetime tabi olmayı kabul ettiğini söyledi;[95] ayrıca İran, mevcut zenginleştirilmiş uranyumunu “mümkün olan en düşük seviyeye” geri döndürmeyi kabul etti. El-Busaydi, barışın “an meselesi” olduğunu söyledi. Ancak, ABD’nin Orta Doğu özel temsilcisi Steve Witkoff, İran’ın son nükleer müzakerelere, zenginleştirilmiş uranyum konusundaki “vazgeçilmez hakkı” üzerinde ısrar ederek başladığını, ABD’nin sıfır zenginleştirme önerisini reddettiğini ve hatta 460 kilogramlık %60 zenginleştirilmiş uranyumuyla 11 adet nükleer bomba üretebileceğini övündüğünü söyledi.
ABD’nin askeri varlığını artırması
2026 yılının Şubat ayı başında ABD, İran üzerindeki baskıyı artırmak için ikinci bir uçak gemisi olan USS Gerald R. Ford‘u da Orta Doğu’ya gönderdi.[98] 11 Şubat 2026’da, 1979 devriminin 47. yıldönümü, hükûmet yanlısı mitingler ve güçlü Amerikan karşıtı söylemlerle kutlandı. 13 Şubat 2026’da ABD Başkanı Donald Trump, İran’da rejim değişikliğinin “olabilecek en iyi şey” olacağını belirtti. Bir gün sonra, 14 Şubat’ta, ABD yetkilileri Reuters‘a, ABD ordusunun İran’a karşı sadece sınırlı bir saldırı değil, haftalarca sürecek operasyonlar için hazırlandığını söylediler; bu, sadece nükleer tesisleri değil, İran devletini ve güvenlik altyapısını da hedef alabilecek geniş çaplı bir harekât olabileceği düşünülmektedir. 19 Şubat itibarıyla, ABD’nin askeri yığınağı, 2003 Irak işgalinden bu yana Orta Doğu’daki en büyük yığınak olarak tanımlandı. 24 Şubat 2026’da, Birliğin Durumu konuşması sırasında Trump, İran’ı nükleer silah üretme çabalarını yeniden başlatmakla suçladı, bu iddia edilen amacı “kötü niyetli” olduğu söyleyip kınadı ve İran’ın, ABD, Avrupa ve ABD’nin denizaşırı üslerini tehdit edebilecek giderek gelişmiş füze kabiliyetlerini de geliştirdiğini iddia etti. Trump, ABD’nin gerekirse harekete geçmeye hazır olduğunu söyledi. Sekizli Çete, saldırı başlamadan önce saldırı hakkında bilgilendirme aldı. Ayrıca o sırada Bloomberg News, NATO Havadan Erken Uyarı ve Kontrol Sistemi (AWACS) uçaklarının Konya Havalimanı üzerinden İran’ı gözetlediğini iddia etti ancak Türkiye daha sonra, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına yardım ettiğine dair raporları yalanladı.

Şubat ayı sonuna kadar, Trump yönetimindeki yetkililer İran’ın nükleer programını yeniden başlattığı, birkaç gün içinde bomba yapmaya yetecek kadar malzemeye sahip olduğu ve yakında Amerika Birleşik Devletleri’ni vurabilecek uzun menzilli füzeler geliştirdiği yönünde çok sayıda yanlış ve kanıtlanmamış iddiada bulundular.Bu açıklamalar, Amerikan ve Avrupalı hükûmet yetkilileri, uluslararası silah denetim grupları ve Amerikan istihbarat kurumları tarafından yalanlandı. Savunma İstihbarat Teşkilatı daha önce İran’ın, Amerika Birleşik Devletleri’ni vurabilecek füzeler üretme teknik becerisini kazanmasının en az on yıl süreceği sonucuna varmıştı Savunma Bakanlığı, Haziran 2025’te İran’ın nükleer tesislerine düzenlenen saldırıların ardından İran’ın nükleer programının iki yıl gerilediğini tahmin etmişti.
Saldırılar
28 Şubat
İlk ABD-İsrail saldırıları1ABD gemilerinden başlatılan saldırılar
Savunma Bakanı Yisrael Katz‘ın İsrail‘in bir saldırı gerçekleştirdiğini doğrulamasının ardından Tahran’da patlamalar rapor edildi. The Times of Israel, Katz’ın, saldırıları “İsrail Devleti’ne yönelik tehditleri ortadan kaldırmayı” amaçlayan bir “önleyici saldırı” olarak nitelendirdiğini aktardı. Hedefler arasında, İran yüce lideri Ali Hamanei‘in ikamet ettiği Tahran’daki bir bölge de bulunuyordu. Bölge aynı zamanda cumhurbaşkanlığı sarayı ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi‘ne de ev sahipliği yapmaktaydı. Yedi füzenin bu bölgeyi vurduğu teyit edildi. The New York Times, “ABD’li bir yetkilinin, Amerikan ordusunun İran’a yönelik hava saldırılarının başladığını söylediğini” bildirdi. Amerikalı yetkililer de saldırıların ABD ile koordineli olarak gerçekleştirildiğini doğruladı.
Basında yer alan haberlere göre, İsrail vatandaşlarını korunaklı alanlarda kalarak güvende olmaları konusunda uyarırken ülkede siren sesleri yükseliyor.] ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, ABD vatandaşlarını siren sesini duyduklarında derhal harekete geçmeye çağırırken, ABD Başkanı Donald Trump ise ABD tarafında can kayıpları yaşanabileceği uyarısında bulundu.i israil Sağlık Bakanlığı, hastanelerini yer altına taşıyarak en yüksek hazırlık seviyesine geçti.

ABD’li yetkililer, Birleşik Devletler’in İran’a saldırılar düzenlediğini teyit ederek bunları “küçük bir saldırı değil” şeklinde tanımladı. Bir ABD’li yetkiliye göre, düzinelerce ABD saldırısı, Orta Doğu genelindeki üslerde konuşlu savaş uçakları ve bir veya daha fazla uçak gemisinden gerçekleştiriliyor. Reuters, saldırıların havadan ve denizden yürütüleceğini bildirdi.
Fars Haber Ajansı ve CNN, Kum, Kirmanşah, İsfahan ve Kerec dahil olmak üzere İran’ın diğer şehirlerinde de patlamalar olduğunu bildirdi. Tahran’da, Üniversite caddesi, Cumhur-i İslami caddesi ve kuzeydeki Seyyid Handan mahallesinde füze saldırıları gerçekleştiği bildirildi. Saldırıların ardından Tahran genelinde iletişim hizmetlerinde aksamalar yaşandı.
BBC’ye göre, saldırılar sırasında Tahran’daki Yüksek Lider Ali Hamenei‘nin ofisi ve Mesud Pezeşkiyan‘ın başkanlık ofisi vuruldu.
Haşdi Şabi sözcüsü, Bağdat’ın güneyindeki Jurf al-Sakhar’da düzenlenen saldırılarda iki askerlerinin öldüğünü, üç askerin de yaralandığını söyledi.

CNN, 2 Mart’taki Purim bayramı öncesinde gerçekleştirilen saldırıların zamanlamasının Yahudilikte sembolik bir anlam taşıdığını aktarıyor.[131]
Liderlerin hava saldırılarının amacına ilişkin açıklamaları
ABD Başkanı Donald Trump, video açıklamasıyla saldırılarıya başladıklarını duyurdu
Saldırıların başlamasından iki saat sonra ABD Başkanı Donald Trump, 8 dakikalık bir bildiri yayımlayarak ABD’nin İran’daki saldırılarının amacının fiilen rejim değişikliği olduğunu belirtti. İran Devrim Muhafızları Ordusu‘na (İDMO) “Silahlarınızı bırakın ve tam dokunulmazlığa sahip olun ya da alternatif olarak kesin ölümle yüzleşin” çağrısında bulunan Trump; “Silahlarınızı bırakın. Tam dokunulmazlık ile adil bir muamele göreceksiniz, aksi takdirde kesin ölümle yüzleşeceksiniz.” dedi. Kamuoyuna seslenerek, “Özgürlük saatiniz yaklaştı. Sığınaklarda kalın. Evlerinizi terk etmeyin. Dışarısı çok tehlikeli. Her yere bombalar düşecek.” ifadelerini kullanan Trump, halka; “İşimiz bittiğinde hükûmetinizi devralın. Almak üzere sizin olacak. Bu, muhtemelen nesiller boyu sahip olacağınız tek şans olacak.” dedi. Trump sözlerini, “Uzun yıllar boyunca Amerika’nın yardımını istediniz ama hiç alamadınız… Bakalım nasıl tepki vereceksiniz. Amerika sizi ezici bir güç ve yıkıcı bir kudretle destekliyor.” şeklinde sürdürerek; “Şimdi kaderinizin kontrolünü ele geçirme zamanıdır… Bu, eylem anıdır. Geçip gitmesine izin vermeyin.” diyerek noktaladı.
Binyamin Netanyahu ise İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin, “İran’daki terör rejimi” olarak adlandırdığı yapının oluşturduğu “kritik tehdidi ortadan kaldırmak için” İran’a yönelik saldırılar başlattığını belirten bir video mesaj yayımladı. Netanyahu, İran liderliğini onlarca yıldır süregelen bir düşmanlıkla suçlayarak, “47 yıldır Ayetullah rejimi ‘İsrail’e ölüm‘ ve ‘Amerika’ya ölüm‘ diye haykırıyor.” dedi ve bu yapıyı “nükleer silahlarla silahlanmasına izin verilmemesi gereken öldürücü bir terör rejimi” olarak tanımladı. Ortak ABD-İsrail eyleminin “cesur İran halkının kendi kaderlerini ellerine almaları için gerekli koşulları yaratacağını” ifade eden Netanyahu, İran halkına “tiranlık boyunduruğunu söküp atma” çağrısında bulundu.

Orta Doğu genelinde İran’ın misillemeleri
Bahreyn, ABD askerî üslerine yönelik bir İran saldırısına karşı uyarıda bulunmak amacıyla hava saldırısı sirenlerini devreye soktu. Arap medyası başkent Manama‘da patlamaların ve dumanların görüldüğünü bildirdi.
Birleşik Arap Emrilikleri’nin başkenti Abu Dabi‘de patlamaların olduğu bildirildi.
İran merkezli Fars Haber Ajansı’nın aktardığına göre Amerika Birleşik Devletleri’nin Kuveyt, Birleşik Arap Emrilikleri, Katar ve Bahreyn’de yer alan askeri üslerine İran Devrim Muhafızları tarafından saldırıldığını bildirdi.[137]
İran Devrim Muhafızları Ordusu (İDMO), İran’ın Orta Doğu’daki dört Amerikan üssünü hedef aldığını açıkladı: Katar’daki Al Udeid Hava Üssü, Kuveyt’teki Ali Al Salem Hava Üssü (İtalyan askerleri de burada konuşlanmaktaydı), BAE’deki Al Dhafra Hava Üssü ve Bahreyn’deki ABD Deniz Kuvvetleri 5. Filo karargahı. Bahreyn’deki üsten duman yükseldiğini gösteren bir video ayrıca yayımlandı Suudi Arabistan, İran’ın, başkent Riyad ve doğu eyaletlerini hedef aldığını teyit etti. Suudi Arabistan, söz konusu bölgeleri hedef alan İran saldırılarının başarıyla engellediğini ve Krallığın kendisini savunmak için “saldırganlığa karşılık vermek dahil tüm gerekli tedbirleri” alacağını açıkladı.

BAE, çok sayıda İran füzesini başarıyla engellediğini ve düşen parçaların bir konut bölgesine isabet etmesi sonucu Asya uyruklu bir kişinin öldüğünü bildirdi.[142][143] Katar ise en az iki füze saldırı dalgasının engellediğini ve herhangi bir kayıp ya da maddi hasar yaşanmadığını açıkladı. İran’ın hava saldırıları IKBY’de ABD askeri ve sivil personeline ev sahipliği yapan Erbil Uluslararası Havalimanı ile ABD Erbil Başkonsolosluğu’nu hedef aldı. Yerel medyaya göre füzelerin ve insansız hava araçlarının büyük bölümü düşürüldü.
İsrail’in kuzeyinde dokuz katlı bir binaya füze isabet etti ve bir kişi yaralandı.]Hayfa ve Tel Aviv‘de de saldırılar rapor edildi. Tel Aviv’de konut bölgesine düşen füze, bir kadının ölmesine, 27 kişinin ise yaralanmasına yol açtı. İran füzelerinin Ürdün topraklarına ve başkent Amman‘a da isabet ettiği bildirildi.
Dubai‘nin Burc Halife, Dubai Marina ve Palmiye Adaları yakınlarındaki konut bölgeleri de saldırıya uğradı. Fairamont The Palm otelinde çıkan yangında dört kişi yaralandı. Doha’nın dış mahallelerindeki bir apartman binası da saldırılarda hasar aldı. Yerel kaynaklar, İran ile Hamas ve Hizbullah gibi vekil güçlerinin envanterlerindeki en ölümcül silahlardan biri olan Şahed insansız hava araçlarını da bu saldırılarda kullandıklarını belirtti.
BAE, “yeni bir İran füzesi dalgasının” engellendiğini ve füze parçalarının Abu Dabi ile Dubai’ye düştüğünü, Burc el-Arab‘da hasara yol açtığını açıkladı. Kuveyt Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırılarda çok sayıda kişi yaralandı.[151] Bahreyn’de akşam saatlerinde bir konut bölgesindeki kuleye İran insansız hava aracı çarptığı bildirildi.
Günün ilerleyen saatlerinde İsrail, İran’ın iç bölgelerindeki hava savunma sistemleri ve füze rampalarına yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını duyurdu.

1 Mart
ABD ve İsrail Saldırıları
1 Mart’ta İsrail, süregelen harekâtının bir parçası olarak başkentin merkezini hedef alacak şekilde İran’a yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattı. İran devlet medyası güçlü patlamalar yaşandığını aktardı. Trump, Truth Social‘da “İran bugün çok sert vuracağını, daha önce hiç olmadığı kadar sert vuracağını açıkladı. Ama bunu yapmasınlar, çünkü yaparlarsa daha önce hiç görülmemiş bir güçle karşılık vereceğiz!” paylaşımında bulundu.] Trump’ın CENTCOM’a “İran rejiminin güvenlik organlarını ortadan kaldırma” talimatı verildiği açıklandı. İsrail ordusu, pistte hazırlanan bir F-4 ve F-5 savaş uçağını bombaladığını duyurdu. Tahran çevresindeki HQ-9B sistemi de etkisiz hale getirildi.
İran’ın en üst güvenlik yetkilisi Ali Laricani, geçici bir liderlik konseyi kurulduğunu açıklayarak ABD ve İsrail’i İran’ı parçalamaya çalışmakla suçladı. “Ayrılıkçı grupların” harekete geçmeleri halinde ağır yaptırımlarla karşı karşıya geleceklerini belirtti. İran meclis başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise Trump ve Netanyahu’yu kırmızı çizgiyi aştıkları için “bunun bedelini ödeyecekleri” uyarısıyla tehdit etti.
2026 Minab okul hava saldırısının enkazında arama yapan kişiler
Tahran Devrim Mahkemesi bombalandı ve bina yerle bir edildi. İran devlet medyasına göre 2026 Minab okul hava saldırısındaki ölü sayısı 165’e ulaştı.[165] Azadi Stadyumu, Azadi Meydanı ve Milad Kulesi yakınlarında patlamalar yaşandı. ran Kızılay Cemiyeti, Tahran’daki hastaneler ile Kızılay’ın Barış Binası yakınlarında da patlama yaşandığını bildirdi.[166] İSK, “İran iç güvenlik güçlerinin Genel Kurmay Karargahı”nı ve Thar-Allah Karargahı’nı yerle bir ettiklerini açıkladı. İran medyasına göre ABD-İsrail saldırıları devlet radyo ve televizyon merkezini de etkiledi.
Saldırılarda ölenler arasında İstihbarat Bakanlığı yetkilisi Mohammad Baseri ile FARAJA polis istihbarat dairesi başkanı Gholamreza Rezaeian’da yer almıştır. Trump, NBC News‘e İran İslam Cumhuriyeti liderliğinin “büyük bir bölümünün” öldürüldüğünü söyledi.[169]

İran’ın Misilleme Saldırıları
1 Mart sabahı İran’ın; İsrail, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Ürdün ve Suudi Arabistan’a füze ve insansız hava aracı gönderdiği doğrulandı. Sonraki raporlar, Bahreyn’deki 5. Filo karargahına İran füzesi fırlatıldığını kanıtladı.[171][172][173] Görgü tanıkları, füze savunma sistemlerinin havada gerçekleştirdiği önleme patlamaları nedeniyle Dubai semalarında patlamalar yaşandığını ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Cebel Ali Limanı’ndan yoğun duman yükseldiğini bildirdi. Iraklı milislerin insansız hava araçlarının saldırısı düzenlemesinin ardından Erbil Havalimanı yakınında patlama meydana geldi. İngiliz Savunma Bakanı John Healey, İran’ın, Kıbrıs’taki İngiliz üsleri yönüne doğru iki füze fırlattığını ancak üslerin asıl hedef olduklarını düşünmediğini belirtti. Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas sonrasında Kıbrıs’a füze fırlatıldığı iddiasını reddetti. Başbakan Keir Starmer de bu açıklamayı destekledi.
Hürmüz Boğazı‘ndaki insansız hava aracı operasyonları sırasında Duqm limanına iki insansız hava aracının isabet ettiği bildirildi. Saldırıda bir yabancı işçi yaralandı.[177] Umman Deniz Güvenlik Merkezi, Palau bayraklı Skylight adlı tankerin Khasab limanının 5 deniz mili kuzeyinde hedef alındığını ve gemideki Hintli-İranlı mürettebattan dört kişinin yaralandığını açıkladı. Marshall Adaları bayraklı MKD VYOM adlı başka bir tanker de Umman açıklarında saldırıya uğrayarak hasar gördü, mürettebattan bir kişi öldü. Hürmüz Boğazı’nın kapanması sonucunda 150 yük gemisi (çok sayıda petrol tankeri dahil) boğazın girişinde beklemek zorunda kaldı.
Riyad, bir önceki günde olduğu gibi birçok saldırının hedefi oldu.[182] İsrail savunma sistemlerini aşan bir İran füzesi Beyt Şemeş‘teki bir sinagogu vurdu. Saldırıda 9 kişi öldü, 11 kişi kayboldu, 51 kişi yaralandı.[183][184] Bahreyn’in Manama kentindeki Crowne Plaza Oteli’ne İran, İHA saldırısı düzenledi.[185][186] Abu Dabi’de, İsrail büyükelçiliğinin hemen yanı başında bir insansız hava aracı düşürüldü. Düşürülen İHA parçaları birkaç kulede zarara yol açtı ve bir kadın ile çocuğunun hafif yaralanmasına neden oldu. İran’ın saldırılarında Kuveyt’te bir kişi öldü, 32 kişi yaralandı.
İDMO, USS Abraham Lincoln‘ün taraflarınca dört füzeyle vurulduğunu iddia etti. USS Abraham Lincoln’ün vurulduğu iddiası daha sonra bir ABD yetkilisi tarafından yalanlandı. Abu Dabi‘deki Fransız deniz üssü Camp de la Paix’in, bir İran füzesi veya İHA’sıyla vurulduğu bildirildi. Abu Dabi’deki El-Selam Deniz Üssü’nde bir depoya yönelik iki İran insansız hava aracı saldırısı sonucunda, genel malzeme taşıyan iki konteynerde yangın çıktı.
Amazon‘un açıklamasına göre GMT +0 12:30’da, BAE’deki bir Amazon Web Services veri merkezi hedef aldı ve neticesinde veri merkezinde yangın çıktı. Reuters, yerel itfaiye ekiplerinin de müdahil olduğu yangın söndürme çabasının tam bir elektrik kesintisi ve veri merkezinin kapatılmasıyla sonuçlandığını ve bölgede geçici bir bağlantı kesintisine yol açtığını bildirdi.

GMT 15:30 civarında Suudi Arabistan, Prens Sultan Hava Üssü ile Kral Halid Uluslararası Havalimanı‘nı hedef alan İran füzelerini engellediğini açıkladı.[193] İngiliz askeri yetkilileri, bir RAF Typhoon‘un Katar hava sahasına yönelik saldırıda bulunan bir İran insansız hava aracını düşürdüğünü bildirdi.[194] İran füze ve insansız hava araçları ayrıca Erbil yakınlarındaki bir ABD askeri üssünü ve doğu Ürdün‘deki bir Bundeswehr kamp alanını vurdu. Saldırılarda bir Amerikan askeri yaralandı.
Günün sonlarına doğru Batı Kudüs‘ün bir bölgesine balistik füze isabet etti. Çevredeki yolda maddi hasar meydana geldi. Bir sivil araç hasar gördü, altı kişi yaralandı.[196] Bir İran füzesinin parçaları Suriye’nin Ayn Tarma bölgesine düştü.
Diplomatik Gelişmeler
Suudi Arabistan’ın Tepkisi
CNN, Veliaht Prens Selman, İran’ın saldırılarının devamı halinde, ABD desteğiyle, karşı askeri güç kullanacağına yemin ettiğini ve Suudi hava sahasının ABD ile İsrail saldırganlarına kapalı olmasına karşın İran’ın saldırılarını “korkakça” nitelendirdiğini bildirdi.
İngiltere, Fransa ve Almanya Tepkisi
Potansiyel İran saldırılarını önlemek amacıyla İngiltere, Fransa ve Almanya, gerektiğinde İHA ve balistik füzelere karşı orantılı askeri savunma tedbirlerinde bulunmaya karar verdi. Bu durum üç ülkenin doğrudan müdahale olasılığına işaret etmektedir. İngiliz Başbakanı Keir Starmer, ABD’nin İran’a yönelik “savunma” amaçlı saldırılar için İngiliz üslerini kullanabileceğini açıkladı.
Müzakereler
1 Mart’ta Trump, ABD’nin İran ile müzakereleri sürdürmeyi kabul ettiğini duyurdu. Trump daha sonra Daily Mail ile yaptığı röportajda savaş için dört haftalık bir takvim öngördüğünü belirtti.
2 Mart
ABD ve İsrail Saldırıları
Lübnan’daki militanların kuzeyden gerçekleştirdiği saldırılara yanıt olarak İSK, Beyrut ve Bekaa Vadisi‘nde bir dizi bombalamalar gerçekleştirdi. İsrail saldırılarında Güney Lübnan‘ı da vurdu. Kısa süre sonra İsrail Hava Kuvvetleri Tahran’da operasyonlara başladı.
İsrail Silahlı Kuvvetleri, Haris, Nabatieh al-Fawqa ve Mayfadoun dahil Güney Lübnan’daki üç kasabayı bombaladı ve sivillere bölgeyi boşaltma emri verdi. Suudi medya kuruluşu Al Hadath, Hizbullah’ın parlamentodaki lideri ve Lübnan Parlamentosu üyesi Mohammad Raad‘ın bir hava saldırısında öldürüldüğünü bildirdi.
Katar, İran’a ait iki Su-24 bombardıman uçağını düşürerek, savaşta bir İran uçağı düşüren ilk ülke oldu.

İran’ın Misillemesi ve Hizbullah Saldırısı
Gece yarısı Ağrotur‘daki Kraliyet Hava Kuvvetleri üssü şüpheli bir insansız hava aracı saldırısına hedef oldu. Ağrotur ve Dikelya genelinde hava saldırısı uyarı sirenleri çaldı.[210] Beş insansız hava aracının düşürüldüğü, ancak birinin piste ulaşarak hafif hasara yol açtığı bildirildi. Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı “üssün saldırıya karşılık verdiğini” açıkladı. Bu durum daha sonra Güney Kıbrıs makamları tarafından da doğrulandı.
İsrail kaynakları, 2 Mart’ın ilk saatlerinde Lübnan’dan İsrail topraklarına roket atıldığını bildirdi. Hayfa ve Yukarı Celile genelinde sirenler çaldı. İSK, bu roketlerden birini düşürdüğünü düşürdüğünü, diğerlerinin ise açık alanlara düştüğünü bildirdi. İsrail istihbaratı saldırının Tahran talimatıyla gerçekleştirildiğini vurgulayarak Hizbullah’a savaş ilan etti.
Hizbullah sorumluluğu üstlenerek Hamaney’in öldürülmesine misilleme olarak yapılan saldırıda Hayfa’daki bir İSK üssünün hedef aldığını açıkladı. İki insansız hava aracı, Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarındaki ABD Zafer Üssü’nü hedef aldı. Bunlardan birinin üsse isabet ettiği bildirildi. Bahreyn’deki Mina Salman limanına yönelik gerçekleştirilen İran saldırısı yangına yol açtı.
3 Mart
Enghelab Meydanı, Tahran, 3 Mart 2026
3 Mart’ta İsrail ve ABD’nin düzenlediği saldırılarda, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi (SNSC) genel merkezi Tahran’daki Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi binasve İsrail’in Min Zadai olarak tanımladığı bir yeraltı nükleer silah tesisi tahrip edildiği bildirildi.]Buşehr Havalimanı‘da saldırıya uğradı, havaalanı terminali hasar gördü ve bir Iran Air Airbus A319 (EP-IEP) uçağı kırıma uğradı. Bu saldırıların Buşehr Nükleer Santrali’ne (yaklaşık 12 km (7,5 mi)) uzaklıkta olması, Rus ajansı Rosatom‘u yeni ünitelerin inşaatını askıya almaya ve İranlı yetkililerle iletişimin kesilmesi nedeniyle gereksiz personeli tahliye etmeye sevk etti.] ABD kaynaklarına göre,ABD İran’ın deniz kuvvetlerinin kapasitesine özellikle Umman Körfezi’nde ciddi zarar verdiler. Bu bölgede, birkaç İran savaş gemisinin imha edildiği ve önemli üslerin vurulduğu bildirildi. İsrail ayrıca, Kudüs Gücü‘nün Lübnan şubesi komutanı Daoud Alizadeh’i Tahran’da öldürdüğünü ve füze saldırısına yanıt olarak bir düzine Hizbullah üyesini gözaltına aldığını bildirdi.İsrail-ABD hava saldırısı, UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan Gülistan Sarayına zarar verdi. Bunun üzerine UNESCO, UNESCO mülklerine zarar vermenin uluslararası hukuka aykırı olduğu yönünde bir açıklama yaptı.

İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mart’ta Lübnan‘a kara harekatı yapılmasına karar verdi. İsrailli yetkililer, İran’a yönelik saldırılarının daha şiddetli hale gelebileceği ve daha derin bir kara harekâtına dönüşebileceği konusunda uyarıda bulundu. ABD Başkanı Trump, ABD’nin ağır silahlarının neredeyse sınırsız bir kaynağa sahip olduğunu, ancak diğer ülkelerden daha fazla kaynak aradığını söyledi. Trump, ABD’nin büyük bir zafer kazanacağından emin olduğunu da sözlerine ekledi.[234] Çatışmanın başlarında, Başkan Trump İranlılara “hükümetinizi ele geçirin” diye çağrıda bulundu ve “Amerika sizi ezici bir güç ve yıkıcı bir kuvvetle destekliyor” diyerek ABD’nin askeri müdahalesini daha geniş çaplı bir ayaklanma fırsatı olarak sundu. Trump ayrıca, “ABD’nin işgal gücüne gerek yok , İran halkı sahadaki askerlerdir” diyen görüş yazıları paylaştı ve iç direnişe destek verdiğini gösterdi. Ancak, bir gün önce ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’a Amerikan kara birlikleri gönderilmesini göz ardı etmeyeceğini belirtmişti.
Batı diplomatları ve diğer kaynaklar, The Jerusalem Post gazetesine, İran’ın Doha havaalanını doğrudan vurmaya teşebbüs etmesi ve Katar’ın 2 İran Su-24 bombardıman uçağını düşürmesi üzerine Katar’ın İran’a saldırdığını bildirdi.Channel 12 de Katar’ın saldırılarını haber yaptı.[237] Katar Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Majed al-Ansari, Katar’ın İran’ı hedef alan kampanyaya katıldığı yönündeki suçlamayı şiddetle reddetti.
İran, İsrail ve Körfez ülkelerine yönelik saldırılarla misillemeye devam etti.[238][239][240] İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun bir generali, Orta Doğu’daki tüm ekonomik merkezleri vuracağı uyarısında bulunurken,[241][242] İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Avrupa’nın herhangi bir savunma amaçlı askeri müdahalesinin savaş eylemi olarak kabul edileceğini söyledi.[243][244] Hizbullah, üç İsrail üssüne insansız hava araçları ve füzeler fırlattı ve Irak İslami Direnişi, Erbil’deki patlamaların sorumluluğunu üstlendi.

Kürt militanları
The Wall Street Journal‘a göre, Başkan Trump silahlı milisleri, özellikle de İran Kürtleri gibi on yıllardır Tahran ile çatışma halinde olan grupları desteklemeye açık olduğunu belirtti. Kürtler tarihsel olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgesel müttefiki olmuştur. Bu haberler, İran’ın batısındaki Kürt çoğunluklu bölgelerde (İran Kürdistanı) polis karakolları, İran-Irak sınırındaki sınır karakolları ve diğer güvenlik tesislerini hedef alan yoğun grevlerle aynı zamana denk geldi. Bazı kaynaklar, bu grevlerin “Kürtlerin ilerleyişine zemin hazırladığını” öne sürdü. İnsan hakları örgütü (Hengaw), grevlerin Kürt bölgelerinde yüzlerce İranlı güvenlik görevlisinin ölümüne yol açtığını ve bunun “yeterince raporlanmamış” olabileceğini belirtti.] Saldırıların başlamasından birkaç gün sonra Trump, Irak Kürdistan Bölgesi‘nin iki ana partisinin Kürt liderleri Mesud Barzani ve Bafel Talabani ile de telefon görüşmeleri yaparak, “hassas” konular olarak nitelendirilen hususları görüştü. IKBY, İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu (CPFIK) çatısı altında İran rejimini devirmeye hazır olduklarını ilan eden birkaç silahlı İranlı Kürt muhalif gruba ev sahipliği yapmaktadır. Bu gruplar, çatışma sırasında İran’ın saldırılarının hedefi haline gelmişlerdi. İran’ın insansız hava araçları ve füzeleri Kürdistan Bölgesi’ndeki üslerini ve kamplarını vurdu ve bazıları İran içinde de savaş operasyonları gerçekleştirdiklerini iddia etti. ITV News’e göre, geçen yılın başından bu yana, binlerce Kürt gönüllüyü silahlandırmak için batı İran’a silah kaçırılıyor ve Kürt kaynaklar, bu tür bir kara operasyonu başladığında ABD ve İsrail güçlerinden hava desteği sağlanmasının istendiğini bildirdi.] Bu haberler, CNN tarafından da doğrulandı. CNN, CIA‘nın İran’da bir ayaklanma başlatmak için Kürt güçlerini silahlandırmaya çalıştığını ve Başkan Trump’ın İran Kürdistanı Demokratik Partisi lideri Mustafa Hicri ile telefon görüşmesi yaptığını bildirdi.
4 Mart
İsrail ve ABD saldırıları
İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait bir F-35I “Adir” uçağı, İran’a ait bir YAK-130 uçağını düşürerek F-35’in ilk insanlı uçak düşürme başarısını elde etti.

IDF, bir F-35I “Adir”in Tahran üzerinde Rus yapımı İran Yak-130 avcı jetini düşürdüğünü duyurdu. Bu, bir F-35’in hava-hava muharebesinde ilk kez insanlı bir avcı jetini düşürdüğü olaydır.] Rubio, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının yoğunluğunun artacağını duyurdu.İsrail saldırıları Basij karargahını vurdu İranlı kaynaklara göre Mücteba Hamenei hava saldırısından sağ kurtuldu.
İran’ın misillemesi ve Hizbullah saldırıları
Katar, Katar topraklarında İran Devrim Muhafızları Ordusu‘nun bir hücresi olarak faaliyet gösteren, askeri altyapı hakkında veri toplayan ve bazıları insansız hava aracı kullanımı konusunda eğitim almış on kişiyi tutukladı. 11 yaşındaki Kuveytli bir kız çocuğu, İran şarapnelinin neden olduğu bir olayda yaralanarak öldü. K atar Savunma Bakanlığı, “Orta Doğu’daki en büyük Amerikan üssü” olarak tanımlanan Al Udeid Hava Üssü‘nün saldırıya uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.[263] Aramco’nun Ras Tanura petrol arıtma tesisi bir mermiyle vuruldu.
Larnaka Uluslararası Havaalanı tanımlanamayan bir nesnenin görülmesi nedeniyle geçici olarak kapatıldı. Daha sonra bu nesnenin Kıbrıs hava sahasına girmeye çalışan Lübnan’dan gelen bir insansız hava aracı olduğu tespit edildi, ancak İran’ın tehditleri üzerine bölgeye sevk edilen Yunan F-16’ları tarafından düşürüldü. Raporlar Kıbrıs hava sahasının kapatıldığını öne sürdü, ancak bu bilgi daha sonra Kıbrıs hükümeti tarafından yanlış olarak reddedildi. Aynı açıklamada hükümet, Lübnan’dan gelen tanımlanamayan nesnenin varlığını da doğruladı.
İran yanlısı milis grubu Saraya Awliya al-Dam, Ürdün’de “ABD’nin hayati bir varlığını” vurduğunu iddia etti, ancak bu iddia ne bağımsız bir haber kaynağı ne de CENTCOM tarafından doğrulandı.
Hizbullah, Houla, Lübnan‘da bir İsrail tankını vurduğunu iddia etti.[269] İsrail daha sonra, Lübnan’ın güneyinde iki askerin tanksavar ateşi sonucu yaralandığını açıkladı.[270]
4 Mart 2026’da İran’dan fırlatılan ve Irak ile Suriye hava sahasını geçerek Türkiye yönüne ilerlediği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz‘de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından engellenerek havada imha edildi.

Kıbrıs’taki siyasi ve güvenlik gelişmeleri
Güney Kıbrıs‘ta bulunan gereksiz Amerikan çalışanlarından, gelecekte İran’ın olası bir saldırısı riskinden dolayı Kıbrıs’ı terk etmeleri istendi.[272] Ardından, ABD Dışişleri Bakanlığı mevcut kriz nedeniyle Kıbrıs’a seyahat edilmemesini tavsiye etti.[273]
Roma‘da yapılan acil toplantıda, Giorgia Meloni ve diğer İtalyan yetkililer, diğer Avrupa ülkeleri (Yunanistan, Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık) tarafından yapılan konuşlandırmanın ardından Kıbrıs’a takviye göndermeyi değerlendirdiler. Özellikle, destroyer Caio Duilionun konuşlandırılması olasılığı (350 kilometreye kadar menzile sahip) üzerinde duruldu.
Türkiye’ye füze düşmesi
4 Mart 2026’da İran’dan fırlatılan ve Irak ile Suriye hava sahasını geçerek Türkiye yönüne ilerlediği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz‘de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından engellenerek havada imha edildi. Türkiye Millî Savunma Bakanlığı, tehdidin Türk hava sahasına ulaşmadan önce tespit edilip angaje edildiğini ve NATO sistemleri tarafından etkisiz hâle getirildiğini açıkladı.[271][23][275] Açıklamada herhangi bir can kaybı bildirilmedi. İsimsiz bir Türk yetkili, füzenin Kıbrıs Cumhuriyeti‘ne yönelik olduğunu belirtti.
Önleme sırasında kullanılan hava savunma füzesine ait bir parçanın Hatay‘ın Dörtyol ilçesinde açık bir alana düştüğü bildirildi. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma meydana gelmedi. Türkiye’de yetkililer gelişmeyi kurumlar arası koordinasyonla takip ettiklerini belirtirken, Dışişleri Bakanlığı İran’ın Ankara Büyükelçisini çağırarak Türkiye’nin tepkisini ve endişelerini iletti. Açıklamalarda ayrıca Türkiye’nin hava sahası ve topraklarının güvenliğini korumak için gerekli tüm adımların atılacağı ve müttefiklerle iş birliğinin sürdürüleceği vurgulandı.
IRIS Dena gemisinin batışı ve Sri Lanka’nın kurtarma çalışmaları
4 Mart 2026’da, İran Donanması fırkateyni IRIS Dena, Sri Lanka’nın Galle kentinin yaklaşık 40 deniz mili (74 km; 46 mi) güneyinde Amerika Birleşik Devletleri Donanması denizaltıları tarafından Hint Okyanusu’nda batırıldı. Gemi, Uluslararası Filo İncelemesi 2026 ve Hindistan’ın Visakhapatnam kentinde düzenlenen çok taraflı MILAN Deniz Tatbikatına katıldıktan sonra İran’a geri dönüyordu.
Ön raporlar ve askeri kaynaklar, fırkateynin ABD-İsrail koalisyonu ile İran arasındaki düşmanlıkların daha geniş çaplı tırmanışının bir parçası olarak bölgede faaliyet gösteren bir ABD Donanması denizaltısı tarafından hedef alındığını öne sürüyor.
Sri Lanka Savunma Bakanlığı’na göre, gemi kurtarma ekipleri bölgeye ulaşmadan önce sabahın erken saatlerinde battı. Otuz iki mürettebat üyesi kurtarıldı ve patlama nedeniyle yaralanmış ve bitkin düşmüş halde Galle’deki Karapitiya Eğitim Hastanesi’ne nakledildi. Ancak, 100’den fazla personel hala kayıp ve ilk saldırı sırasında en az 78 kişinin yaralandığı bildirildi.

İddia edilen Kürt saldırıları
İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu’ndan ismi açıklanmayan bir yetkiliye göre, Irak merkezli binlerce PJAK askerinden oluşan Kürt silahlı gruplar, 2 Mart’ta başlayan operasyonlarla İran topraklarına askeri bir saldırı başlattı.[283] Amerikalı ve İsrailli yetkililer olayları doğruladıkları bildirildi.[284] 4 Mart’ta Trump, Irak’taki Kürt liderler Mesud Barzani ve Bafel Talabani ile bir telefon görüşmesi yaptı ve bu görüşmede İran’daki savaşın sonraki aşamaları ele alındı.Axios’a göre Barzani ve Talabani, Peşmerge‘nin İran’a yapılacak herhangi bir kara harekatına katılma konusunda çekincelerini dile getirdiler ve İran’ın Irak’taki Kürt güçlerine karşı vereceği büyük çaplı askeri tepkiyi ana endişe kaynağı olarak gösterdiler.[285] Ayrıca Trump, İran’daki Kürt lider Mustafa Hicri ile görüştü.] Axios,Rubio’nun Kongre’ye ABD’nin Kürtlere silah sağlamadığını söylediğini, ancak “İsrailliler konusunda asla emin olamazsınız” diye eklediğini bildirdi. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, Başkan Trump’ın olası bir saldırıda Kürtleri destekleyip desteklemeyeceğine henüz karar vermediğini, İran’daki Kürt militanların ise Amerika’nın “yeşil ışık” yakmasını beklediklerini söyledi.
Ukrayna’nın savunma katılımı
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelenskyy, İran’ın insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırılara karşı önlem almak için sahaya uzmanlar gönderdiğini doğruladı. Zelenskyy, daha fazla uzmanın da geleceğini ancak bunların ulusal güvenliğe zarar vermeyecek şekilde ve biçimde olacağını ekledi.
5 Mart
5 Mart 2026’da Azadi Spor Kompleksi‘nde meydana gelen hasar
Amerikan-İsrail ortak hava saldırısında, Tahran’daki Azadi kompleksinde bulunan 12.000 kişilik kapalı spor salonu tahrip oldu.[288] İsrail hava saldırılarında, protestoların bastırılmasına karıştıkları iddia edilen iki Besic öğrenci lideri hayatını kaybetti.
5 Mart 2026’da bir askeri kaynak, Fars Haber Ajansı‘na sunduğu raporda İran’ın 28 Şubat’tan bu yana 500’den fazla balistik ve deniz füzesi ile yaklaşık 2.000 insansız hava aracı fırlattığını bildirdi. Raporda, atışların yaklaşık yüzde kırkının İsrail’e, yaklaşık yüzde altmışının ise bölgedeki ABD hedeflerine yönelik olduğu ileri sürüldü.[290] Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, ABD’nin Ukrayna’ya, İranlı Shahed insansız hava araçları konusunda yardım talebinde bulunduğunu açıkladı. Cumhurbaşkanı Trump ise Ukrayna’nın yardımını kabul edeceğini belirtti.[291][292]
İspanya tarafından Kıbrıs’ı olası hava tehditlerine karşı korumak amacıyla gönderilen F105 Cristóbal Colón firkateyni

Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey‘nin ziyareti sırasında Kıbrıs’a herhangi bir füze gönderilmese de İngiliz üslerinde iki kez alarm çaldı. Alarmlar sonucunda yerel halk büyük panik ve yerleşim yerlerini tahliye girişiminde bulundu. İki alarmın da fırlatılmış olmasına rağmen Kıbrıs’ı hedef almayan füzelerden kaynaklandığı açıklandı.[293] İtalya, Hollanda ve İspanya, Cristóbal Colón firkateyni de dahil olmak üzere Kıbrıs’ı savunmak amacıyla savaş gemisi göndereceğini açıkladı.[294][295] Başbakan Keir Starmer, Kıbrıs’taki İngiliz üslerinin özellikle İran insansız hava araçlarını düşürmek amacıyla kullanılacağını doğrulayarak üssün Ürdün hava sahasının savunulmasında da rol oynadığını açıkladı. rlanda, talep edilmesi halinde Kıbrıs’ı korumaya ve ada çevresinde harekete geçen Avrupa savunma koalisyonuna katılmaya hazır olduğunu açıkladı.
İran’a ait IRIS Bushehr savaş gemisinin Sri Lanka açıklarında bulunduğu bildirildi. Sri Lanka Deniz Kuvvetleri gemiye el koyarak 208 kişilik mürettebatı gözaltına aldı. Olay, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana tarafsız bir ülkenin el koyduğu ilk savaş gemisi vakası olarak kayda geçti.
Nahçıvan’a saldırı
İran’dan fırlatılan füze ve insansız hava araçlarının (İHA), Azerbaycan’ın Nahçıvan ekslavında yer alan Nahçıvan Uluslararası Havalimanını vurduğu bildirildi.] Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı‘na göre bir insansız hava aracı Nahçıvan Uluslararası Havalimanı’nın terminal binasına bir diğeri Şekerabad köyünde bir okul binasının yakınına isabet etti. Bu iki saldırı sonucunda havalimanında hasar meydana geldi ve iki sivil yaralandı.] Bu yaralanmaların ardından Azerbaycan, İran büyükelçisini geri çağırdı ve askerî misilleme sözü verdi.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, komşu ülkelerin hedef alındığını reddetti ve olayın soruşturulması çağrısında bulundu. Ancak, İslam Devrim Muhafızları Ordusu ile bağlantılı bir Telegram kanalı olan “Sepah Pasdaran Haber Kanalı”, Nahçıvan’daki saldırının sorumluluğunu üstlendi.[305] Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “İran’ın Azerbaycan’a karşı terör eylemleri gerçekleştirdiğini” belirtti. Türkiye de benzer şekilde Azerbaycan’daki saldırıları kınadı.
6 Mart
Körfez’de İran ve Hizbullah saldırıların yeniden başlaması
İran, 6 Mart’ın erken saatlerinde Körfez ülkelerine yönelik kapsamlı şekilde birbiri ardına saldırılar düzenledi. Saldırılar kapsamında Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü üç balistik füzeyle hedef alındı ve füzeler düşürüldü. Kuveyt’e insansız hava araçları ile füzeler gönderildi, güneydeki bir Kuveyt hava üssünün alevler içinde olduğunu gösteren videolar internette yayıldı. Katar’a atılan 13 füze önlendi ve bunlardan biri Katar karasularına düştü. Bahreyn’de bir otel ile iki konut binası hedef alındı. Birleşik Arap Emirlikleri de saldırıların hedefi oldu.
7 Mart
ABD, İsrail’e 151 milyon dolarlık silah satışını onayladı. USS George H. W. Bush uçak gemisi ABD’nin bölgeye gönderme kararı aldığı üçüncü uçak gemisi oldu. Bu sırada USS Gerald R. Ford, Süveyş Kanalı‘ndan geçerek Kızıldeniz’e ulaştı. Bu konuşlandırmanın, Husilerin deniz taşımacılığına ve ABD’ye yönelik olası saldırılarına karşı bir önlem olarak gerçekleştirildiği değerlendirildi.
Tahran’ın Mehrabad Uluslararası Havalimanı sabahın erken saatlerinde vuruldu. İSK, Kudüs Gücü’ne ait 16 uçağın imha edildiğini açıkladı. NDTV, İran’ın elinde yaklaşık olarak yalnızca bin kadar balistik füze kalmış olabileceğini söyledi. Tahran’daki petrol tesisleri, savaşın başlamasından bu yana ilk kez hedef alındı.
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan savaşın başından beri üçüncül ülkelere karşı devam eden saldırılardan ötürü Körfez ülkelerinden özür dileyerek 7 Mart’tan itibaren karşıdan bir saldırı gelmedikçe bu ülkelerin hedef alınmayacağını taahhüt etti.[320] Buna karşın açıklamadan sonra Dubai Uluslararası Havalimanı İran İHA’larının saldırısına uğradı ve Dubai Marina‘daki bir kulenin cephesi de bir saldırının hedefi oldu.[321][322] Muhammed Bakır Galibaf, cumhurbaşkanının açıklamasıyla çelişecek şekikde, Körfez ülkelerinin ABD üslerine bulundurmayı sürdürdükleri sürece saldırıların devam edeceğini söyledi. Dış analistler bu durumu, rejimin karar alma yapısındaki çözülmenin bir işareti olarak değerlendirdi. Dubai’de bir sivil, hava savunma sisteminin düşürdüğü bir füzeden kopan şarapnel parçası nedeniyle hayatını kaybetti. Erbil ve Bağdat‘ta da patlamalar yaşandığı bildirildi. Bağdat’taki ABD büyükelçiliği füze saldırısına hedef oldu.

Türkiye, Kuzey Kıbrıs‘ı korumak amacıyla adaya F-16 göndermeyi değerlendirmeye aldı.] BBC, Kraliyet Donanması’nın, bölgedeki İngiliz gücünü takviye etmek ve İngiliz çıkarlarını korumak amacıyla HMS Prince of Wales‘ı görevlendirebileceğini aktardı.
İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani, ABD-İsrail saldırılarının başından bu yana ABD askerlerinin esir alındığını öne sürdü. Bu iddia aynı gün ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yalanlandı.
ABD’nin İran’daki bir desalinasyon (deniz suyunu içme suyuna çevirme) tesisini vurmasının ardından İran, bu saldırıda kullanıldığını iddia ettiği Bahreyn’deki ABD üssünü misilleme amacıyla hedef aldığını açıkladı.[329] İsrail, Tahran‘daki İmam Hüseyin Üniversitesi‘ni bombaladı.

8 Mart
Devrim Muhafızları sözcüsü, önümüzdeki günlerde daha az uzun menzilli füze kullanılacağını açıkladı.
ABD ve İsrail, İran’ın petrol depolama tesislerini bombaladı.[331][332][333] Bir İran İHA’sı Bahreyn’deki bir desalinasyon tesisine zarar verdi.[331][334] İsrail, İsfahan havalimanındaki İran’a ait F-14 savaş uçaklarını vurduğunu açıkladı.[335][336] Pazar sabahının erken saatlerinde Oslo‘daki ABD büyükelçiliğinde patlama yaşandığı bildirildi.
Saat y.18’de İsrail, Lübnan‘da bulunan Ayn el-Hilve Filistin Mülteci Kampı‘nı vurdu.
9 Mart
Sabahın erken saatlerinde Bahreyn, Kuveyt ve Katar’da çok sayıda patlama rapor edildi. Manama yakınlarında düzenlenen bir İran İHA saldırısı, en az 32 Bahreyn vatandaşının yaralanmasıyla sonuçlandı; vakaların dördünün “durumu ağır” olarak bildirildi.[339] Suudi Arabistan, kuvvetlerinin Şeybe petrol sahasını hedef alan dört İHA’yı imha ettiğini açıkladı.
İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren bir balistik füzenin, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma sistemleri tarafından imha edildiği bildirildi.[341] Millî Savunma Bakanlığı, füze parçalarının Gaziantep yakınlarındaki boş bir araziye düştüğünü, olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığını açıkladı.[342] Bakanlık tarafından yapılan resmî açıklamada, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne ve hava sahasına yönelik her türlü tehdide karşı gerekli tüm tedbirlerin kararlılıkla alınacağı vurgulanarak İran’a yönelik bir uyarı yayımlandı.
İran, İsrail’e füze atmaya devam ederken, raporlar en az birinin salkım bombası savaş başlığı taşıdığını belirtti.[344] İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), İsrail’i Güney Lübnan’daki Yohmor kasabasına karşı beyaz fosfor kullanmakla suçladı.
Belçika’nın Liège kentindeki bir sinagogda patlamalar rapor edildi; Belediye Başkanı Willy Demeyer, İran savaşının “Avrupa’ya sıçramaması” konusunda uyarıda bulundu.
Bu yaşanan ilk olayın ardından 9 Mart 2026 tarihinde İran’dan ateşlendiği belirlenen bir balistik mühimmatın Türkiye yönüne ilerlemesi üzerine NATO’ya bağlı hava ve füze savunma unsurları tarafından Doğu Akdeniz’de bir kez daha önleme gerçekleştirildi. Millî Savunma Bakanlığı, mühimmatın Türk hava sahasına girdikten sonra angaje edilerek düşürüldüğünü açıkladı. Yerel kaynaklara göre önleme sonucunda oluşan parçalar Gaziantep‘in Şahinbey ilçesindeki Güneyşehir TOKİ konutları yakınındaki boş arazilere düştü ve olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma meydana gelmedi.
Olayın, İran’ın ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına karşı bölgede yürüttüğü misilleme eylemleri sırasında gerçekleştiği değerlendirildi. Bu gelişme, 4 Mart 2026’da İran’dan ateşlenen bir balistik mühimmatın NATO hava savunma sistemlerince imha edilmesi ve parçalarının Hatay’ın Dörtyol ilçesine düşmesiyle sonuçlanan olaydan sonra Türkiye hava sahasıyla bağlantılı ikinci vaka olarak kaydedildi. Olayın ardından Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İran’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed Hasan Habibullahzade’yi yeniden bakanlığa çağırarak Türkiye’nin tepkisini ve endişelerini iletti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise İranlı yetkililere Türkiye’ye yeni füze yönelmemesi gerektiği mesajının iletildiğini açıkladı.
İran’dan Türkiye’ye yönelik balistik füze tehdidinin artmasından dolayı 10 Mart 2026 tarihinde Milli Savunma Bakanlığı Türk hava sahasının korunması için bir Patriot hava savunma sisteminin Malatya‘ya konuşlandırıldığını bildirdi.
9 Mart 2026’da gerçekleşen füze saldırısının ardından İran’dan gelebilecek yeni saldırı ihtimali Türkiye’de güvenlik tartışmalarını gündeme getirmiştir. Bu gelişmeler üzerine Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, 12 Mart’ta düzenlediği basın toplantısında İncirlik’in bir Türk üssü olduğunu vurgulamıştır. Aktürk açıklamasında, üssün mülkiyetinin Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu, üs komutanının bir Türk tuğgenerali olduğunu ve üste Amerikan askerlerinin bulunmasının burayı Amerikan üssü hâline getirmediğini ifade etmiştir.[352] Bu açıklama, İran’ın yeni dini lideri Mücteba Hamaney’in bölgedeki ABD üslerinin hedef alınmaya devam edileceğine yönelik sözlerinin ardından yapılmıştır.
10 Mart
Lübnan merkezli kaynaklara göre İran, Irak’ın Kürdistan bölgesindeki Harir Hava Üssü’ndeki ABD askeri hedeflerini hedef aldı.[356] İran Devrim Muhafızları Ordusu‘nun üst düzey bir komutanı, İran’ın yalnızca 1 ton veya daha ağır yük taşıyan füzeler fırlattığını belirtti.
Suriye cumhurbaşkanlığının Hizbullah‘ın silahsızlandırılmasını desteklemesi ve Suriye ordusunun Lübnan sınırında seferberlik başlatmasının ardından,[358] Lübnan’dan atılan mermiler Şam‘a 20 kilometre uzaklıktaki Serghaya kasabasına düştü. Elde edilen bilgilere göre bahsi geçen kasaba Suriye Silahlı Kuvvetleri’ne ev sahipliği yapıyordu.] Saldırılar, Suriye Arap Ordusu Operasyon Otoritesi tarafından doğrulandı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, İran’a yönelik daha yoğun saldırılar gerçekleştirileceğini, bunların muhtemelen savaşın başlangıcından bu yana en şiddetlileri olacağını belirtmiştir. ABD’li amiral Brad Cooper ise İran’ın balistik füze fırlatma oranının savaşın ilk gününe kıyasla %90 oranında düştüğünü ve insansız hava aracı fırlatma oranının %80 azaldığını bildirmiştir. Savunma analisti AJ Jaff da füze fırlatma oranının %92 (480’den 40’a) ve İHA fırlatma oranının %92 (720’den 60’a) gerilediğini rapor etmiştir.

11 Mart
On bir adet Rockwell B-1 Lancer ve üç adet Boeing B-52 Stratofortress ABD bombardıman uçağı, Birleşik Krallık‘taki Kraliyet Hava Kuvvetleri Fairford üssüne konuşlandırılmıştır. Uzun menzilli fotoğraf çekimleri, uçaklara yüklenmek üzere bombaların hazırlandığını göstermiştir. Bu gelişme, ABD savaş bakanı Pete Hegseth’in bunun “İran içindeki saldırıların en yoğun günü” olduğunu belirtmesinin ardından gerçekleşmiş, ancak görevin hedefleri bilinmezliğini korumuştur.
İran Devrim Muhafızları Ordusu‘na ait Bank Sepah‘ın Tahran’daki bir şubesi düzenlenen bir hava saldırısı sonucu vurulmuştur. Bunun üzerine Devrim Muhafızları, gelecekte misilleme olarak bölgede ABD veya İsrail bankalarını hedef alabilecekleri uyarısında bulunmuştur.
12 Mart
İran İstihbarat Bakan Yardımcısı Ekber Gaffari bir hava saldırısında öldürülmüştür.
İran tarafından gerçekleştirilen bir saldırı, Irak kıyıları açıklarında iki petrol tankerinin alev almasına yol açmış; olayda bir kişi hayatını kaybetmiş ve Irak yönetimi tüm petrol terminali operasyonlarını geçici olarak askıya almıştır.
Savaş sırasında üçüncü kez İran’dan ateşlenen balistik füzelerin Türk hava sahasına girdiği ve havada engellendiği bildirilmiştir. Patlama seslerinin Adana kenti çevresinde duyulduğu, ayrıca İncirlik Hava Üssü’nde sirenlerin çaldığı aktarılmıştır.
Irak Kürdistanı‘ndaki Mala Qara üssüne yönelik bir insansız hava aracı saldırısında altı Fransız askeri yaralanmıştır. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 13 Mart’ta yaptığı açıklamada saldırı sonucunda bir Fransız askerinin hayatını kaybettiğini duyurmuştur.
Irak‘ta ABD Hava Kuvvetleri‘ne ait iki Boeing KC-135 yakıt ikmal uçağının karıştığı bir olay meydana gelmiştir. Uçaklardan biri Irak’ta düşmüş ve ilk raporlara göre en az dört kişinin öldüğü bildirilmiş, diğer uçak ise hasar almasına rağmen İsrail’e iniş yapmıştır. Bu olay, savaş sırasında kaybedilen dördüncü ABD uçağı olarak kaydedilmiştir.] Daha sonra ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), uçakta bulunan altı mürettebatın tamamının hayatını kaybettiğini doğrulamıştır.] Uçakların bir yakıt ikmal görevi sırasında Irak’ta düştüğü belirtilmiştir. Olayda iki uçağın yer aldığı, bunlardan birinin düştüğü diğerinin ise güvenli şekilde iniş yaptığı aktarılmıştır. Yetkililer, olayın düşman ateşi veya dost ateşinden kaynaklanmadığını ifade etmiştir.
12 Mart 2026 tarihinde Tel Aviv’den görülen görüntülerde, İran’a ait bir füzenin İsrail’e düştüğü rapor edildi.
13 Mart
13 Mart’ta ABD, savaşın ekonomik maliyetlerini hafifletmek amacıyla Rus petrolünün satışına yönelik bazı kısıtlamaları geçici olarak kaldırmıştır. Ancak bu kararın küresel petrol fiyatları üzerinde belirgin bir etkisi olmadığı bildirilmiştir.
İran, aynı gün İran Devrim Muhafızları Ordusu Donanması, İran Silahlı Kuvvetleri ve Hizbullah tarafından İsrail ile ABD üslerine karşı koordineli bir saldırı başlatıldığını duyurmuştur. İsrail ise bir füze saldırısının ardından yaralanan 58 kişinin hastaneye kaldırıldığını açıklamıştır. İran ayrıca Körfez ülkelerini yeniden füze ve insansız hava araçlarıyla hedef almıştır. Bu saldırıların ardından petrol fiyatlarında yükseliş yaşandığı bildirilmiştir. Bahreyn, yakıt depolarına yönelik saldırılar gerçekleştiğini açıklarken Kuveyt‘te “düşmanca” olarak nitelendirilen bir insansız hava aracının bir konut binasına çarpması sonucu iki kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Kuveyt makamları ayrıca savunma ekipmanlarının ve ülkenin ana uluslararası havalimanının hedef alındığını, altı elektrik hattının devre dışı kaldığını belirtmiştir. AFP’ye göre Dubai şehir merkezinde patlama sesleri duyulmuştur. Aynı zamanda Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları Ajansı, Birleşik Arap Emirlikleri‘nde Cebel Ali’nin 35 deniz mili (65 kilometre) kuzeyinde bir konteyner gemisinin saldırıya uğradığını bildirmiştir. Al Jazeera Arapça’ya göre ise Ürdün genelindeki şehirlerde sirenler çalmıştır.
13 Mart’ta İran’dan Türkiye’ye yönelik üçüncü bir balistik füze saldırısı gerçekleşmiştir. Füzenin Türk hava sahasına girmesinin ardından Adana’daki İncirlik Hava Üssü’nde sirenler çalmış, füze NATO unsurları tarafından havada vurularak etkisiz hâle getirilmiştir. Olay sonrasında Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı bir açıklama yayımlayarak söz konusu tehdidin NATO unsurları tarafından bertaraf edildiğini duyurmuş, olayın tüm yönlerinin aydınlatılması amacıyla İran ile temasların sürdürüldüğünü bildirmiştir.
Konuya ilişkin NATO da kısa bir değerlendirme yapmıştır. İttifak sözcüsü Allison Hart, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada İran’dan Türkiye’ye yöneldiği belirtilen balistik füzenin NATO tarafından engellendiğini ve ittifakın müttefiklerini savunma konusundaki kararlılığını sürdürdüğünü ifade etmiştir. Olayın ardından İncirlik Hava Üssü çevresinde gece saatlerinde siren seslerinin duyulduğu, Türk basınındaki haberlere göre sirenlerin sabaha karşı yaklaşık 03.30’da çaldığı ve yaklaşık beş dakika sürdüğü bildirilmiştir. Sosyal medyada olay anına ait olduğu iddia edilen görüntüler paylaşılırken bazı paylaşımlar hakkında dezenformasyon iddiasıyla soruşturmalar başlatılmıştır. İran’ın Ankara Büyükelçiliği ise İran’dan Türkiye’ye herhangi bir mühimmat fırlatılmadığını savunmuş ve konunun incelenmesi için ortak teknik ekip kurulmasına hazır olduklarını açıklamıştır. 14 Mart’ta açıklama yapan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise İranlı yetkililerin saldırıyı reddettiğini ancak eldeki verilerin füzelerin İran’dan fırlatıldığına işaret ettiğini belirterek İranlı muhataplarla temasların sürdüğünü ifade etmiştir.
14 Mart
ABD, İran’ın başlıca petrol ihracat merkezi olan Harg Adası‘na yönelik geniş çaplı bir bombardıman gerçekleştirmiştir. ABD Başkanı Donald Trump, saldırıda adadaki askeri hedeflerin vurulduğunu ancak petrol altyapısının “nezaket gerekçesiyle” hedef alınmadığını açıklamıştır. Savaşın başlamasından bu yana küresel petrol fiyatlarının %40’tan fazla arttığı bildirilmiştir.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından yapılan açıklamada, operasyon sırasında adada bulunan yaklaşık 90 askeri hedefin vurulduğu belirtilmiştir. Buna karşın İran’ın petrol ihracatı için kritik öneme sahip olan petrol tesislerinin hedef alınmadığı ifade edilmiştir.
15 Mart
15 Mart’ın erken saatlerinde İsfahan çevresinde yoğun hava saldırılarının gerçekleştiği bildirildi. Bunun yanı sıra Şiraz yakınlarında 20 patlama sesi duyulduğu, Tahran’ın güneyinde, Dezfûl Hava Üssü’nde, Humeyn‘de ve Hemedan‘da şiddetli patlamaların meydana geldiği bildirildi. Hürmüzgan Eyaleti‘ndeki Cask Limanı’na düzenlenen bir hava saldırısının yol açtığı geniş çaplı hasarı gösteren bir video da yayımlandı. Ülke genelindeki sakinler güvenlik güçlerinin konuşlandırılmasında artış olduğunu bildirmiştir.
16 Mart
Hizbullah’ın İsrail’in kuzey ve merkez bölgesinde bulunan sivil kasaba ve şehirlere düzenlediği roket saldırılarının artması nedeniyle[394], 16 Mart tarihinde, İsrail Güney Lübnan‘a bir kara harekâtı başlattı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, operasyonun Gazze‘deki savaşa benzer olacağını söyledi. Katz, İsrail’in Lübnan topraklarının bir kısmını süresiz olarak işgal edebileceğini öne sürdü.
İsrail Savunma Kuvvetleri, son günlerdeki operasyonların “önemli Hizbullah mevzilerini” hedef aldığını ve amacın İsrail sınırındaki yerleşimlerin savunmasını güçlendirmek olduğunu belirtti. İsrail savaş uçakları, Güney Lübnan’daki kasaba ve köylere yönelik saldırılarını sürdürdü. İsrail’de ise kuzeydeki Nahariya şehrine düzenlenen Hizbullah roket saldırısında bir kişi yaralandı, sağlık yetkilileri tarafından açıklandı.
17 Mart
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz yapmış olduğu resmi açıklamada İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani‘nin İsrail Savunma Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen bir saldırıda öldürüldüğünü belirtti. İran yetkilileri ise bu iddialar hakkında bir açıklama yapmadan, Laricani’ye ait olduğu belirtilen bir el yazısı notu yayımladı. Söz konusu not, bir gün öncesine ait olup, ABD saldırısında yaşamını yitiren ve cenaze törenleri yapılması beklenen İranlı denizcilerin anısına yazıldığı ifade edildi. İsrail ordusu yayınladığı resmi bildiride İranlı Besic güçleri komutanı Gulam Rıza Süleymani‘nin de saldırılarda öldürüldüğünü ve bir Filistinli İslami Cihat komutanının hedef alındığını belirtti.

18 Mart
18 Mart’ta, İsrail, Basra Körfezi‘nde bulunan Güney Pars doğal gaz sahasını ve İran’daki komşu rafinerileri ABD ile koordinasyon içinde vurdu.[403][404] Buna karşılık olarak İran, Katar’da bulunan dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretim tesisine saldırdı. Donald Trump, Güney Pars saldırısından haberdar olmadığını iddia etmiş, İran’ın petrol altyapısına yönelik başka İsrail saldırılarının olmayacağını vaat etmiş ve İran’ı Katar enerji altyapısına yönelik saldırılarını sürdürmemesi konusunda tehdit etmiştir.
Aynı gün, İsrail, gece düzenlenen bir hava saldırısında İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib‘i öldürdüğünü bildirmiştir.[406] İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da aynı gün Hatib’in öldürüldüğünü doğrulamıştır.
İran’da tüm bu gelişmeler yaşanırken, Batı Şeria‘da bulunan Beyt Awwa’daki bir kuaför salonu bir mühimmatın isabetiyle vurulmuş, dört Filistinli kadın hayatını kaybetmiş ve altı kişi yaralanmıştır.
19 Mart
19 Mart’ta, Amerika Birleşik Devletleri‘ne ait bir F-35 Lightning II uçağı, İran güçleri tarafından vurulduğu şüphesi üzerine acil iniş gerçekleştirmiştir.
BAZAN Holding’e ait Hayfa‘daki bir rafineri, İran’ın bölgeye yönelik daha geniş çaplı füze saldırısı sırasında, Güney Pars gaz tesislerine yönelik İsrail saldırılarına misilleme olarak vurulmuştur.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’daki rejimin değişimi ile ilgili olarak verdiği demeçte “havadan devrim yapamazsınız, bunu yapacak bir kara unsuru da olmalı, tüm seçenekleri sizinle paylaşmayacağım” ifadesini kullanarak, İran topraklarında kara birliklerini içeren sınırlı taarruz operasyonları ihtimaline işaret etmiştir.
ABD, Hürmüz Boğazı‘nı uluslararası deniz taşımacılığına yeniden açma çabalarının bir parçası olarak, İran’a ait deniz araçları ve insansız hava araçlarına karşı bir hava harekâtı başlatmıştır.
20 Mart
Amerikan Savaş Çalışmaları Enstitüsü‘nün verdiği bilgilere göre elde edilen bulgulara göre, Mücteba Hamaney’in ağır yaralı veya görevini ifa edemeyecek durumda olabileceğine işaret etmektedir. Mücteba Hamaney’in 8 Mart’tan itibaren kamuoyu önüne çıkmaması ve yalnızca yazılı açıklamalar yayımlanması bu iddiaları güçlendirmiştir.[415] 20 Mart tarihli Nevruz mesajında, rejim anlatısının kontrolü ve “direnç ekonomisi” vurgulanmış; ayrıca İran’ın Türkiye ve Umman‘a yönelik saldırılar gerçekleştirdiği yönündeki iddialar reddedilerek bunların İsrail tarafından yürütülen “sahte bayrak” operasyonları olduğu öne sürülmüştür.[416] Öte yandan İranlı yetkililer, savaş sonrasında Hürmüz Boğazı’ndaki uluslararası deniz trafiğine yönelik kısıtlamaların sürdürülebileceğini belirtmiş; bu gelişmelerle birlikte Orta Doğu’dan günlük petrol ihracatının en az %60 oranında azaldığı bildirilmiştir.
21 Mart
21 Mart 2026 tarihinde, ABD, Natanz Nükleer Tesisi‘ni hedef alarak sığınak delici bombalarla saldırılar gerçekleştirmiştir.[417] Rusya, Natanz’a yapılan saldırıları “uluslararası hukukun açık ihlali” olarak kınarken, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, “herhangi bir nükleer kazanın riski olmaması için” askeri ihtiyat çağrısında bulunmuştur.[418] Buna karşılık olarak İran, güney İsrail’deki Dimona şehrine karşı saldırı düzenlemiş ve en az 78 sivilin yaralanmasına yol açmıştır.[419] İran, saldırıda her ne kadar sivilleri hedef alsa da söz konusu saldırının Şimon Peres Negev Nükleer Enerji Araştırma Merkezi’ni hedef aldığını belirtmiştir.[420][421] Dimona saldırısından kısa süre sonra, İran bu kez de güney İsrail’deki Arad şehrine yönelik bir başka balistik füze saldırısı daha gerçekleştirmiş ve bu saldırıda da 116’dan fazla sivilin yaralanmasına neden olmuştur.
İran, Hint Okyanusu‘nda bulunan Diego Garcia Üssü‘nü hedef alan iki balistik füze fırlatmıştır. Bu saldırı İran tarafından şimdiye kadar girişilen en uzak menzilli füze saldırısı olarak kaydedilmiştir. Saldırı, İran füzelerinin rejimin uzun süredir kendisine uyguladığı 2.000 kilometrelik menzil sınırını aşabileceğini göstermiştir. Füzelerden biri uçuş sırasında başarısız olurken, diğeri ABD tarafından imha edilmiştir Diego Garcia, güney İran’dan yaklaşık 4.000 kilometre uzaklıktadır. Saldırıda İran’ın hangi füze sistemi kullandığı kesin olarak bilinmemektedir. Kullanılan sistem, uzun menzilli füzelerden modifiye edilmiş bir versiyon veya daha önce bilinmeyen bir kapasite olabileceği belirtilmiştir. Bu girişim, İran füze programı ve özellikle Avrupa için oluşturabileceği tehdit hakkında bazı varsayımları değiştirmektedir.
İsrail Savunma Kuvvetleri, Tahran çevresinde balistik füze üretim tesislerini hedef almıştır. Bu tesislerin arasında İran Devrim Muhafızları Ordusu füze bileşenleri kompleksi, füze bileşenleri depolama alanı ve Savunma Bakanlığı ile bağlantılı füze yakıt üretim tesisi bulunmakta olduğu belirtilmiştir.
22 Mart
ABD Başkanı Donald Trump, 21 Mart’ta İran’ın 48 saat içinde Hürmüz Boğazı‘nı “tamamen açmaması” halinde İran’daki elektrik santrallerini “yok etmekle” tehdit etti. Buna karşılık İran, ABD’nin enerji altyapısına yönelik bir saldırısı durumunda bölgedeki enerji tesislerini hedef alacağını bildirdi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve stratejik altyapı ve savunma planlamasından sorumlu bir askeri organ olan Hatam el-Enbiya Merkez Karargâhı, benzer şekilde Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatma ve ABD ile bağlantılı bölgesel şirketleri hedef alma tehdidinde bulundu. İran ayrıca ABD, İsrail ve müttefiklerine ait gemilerin boğazdan geçişine izin vermeyeceğini yineledi. Savaşın 28 Şubat’ta başlamasından bu yana İran’ın Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Bahreyn, Umman ve İsrail‘de enerji altyapısına yönelik saldırılar düzenlediği kaydedildi. Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları Birimi, 21 Mart’ta Şarika açıklarında şüpheli bir deniz olayını rapor etti. Savaşın başlangıcından bu yana Hürmüz Boğazı’nda 21 deniz olayının gerçekleştiğini doğruladı. Aynı dönemde İran Devrim Muhafızları Kara Kuvvetleri Komutanı Muhammed Karami, ülkenin batı ve kuzeybatısındaki birlikleri ziyaret ederek sınırlara yönelik tehditlere karşı hazırlıklı olduklarını belirtti. Bu gelişmeler, İran’ın batı sınır bölgelerinde güvenlik kurumlarının zayıflatılmasına yönelik saldırılar ve İran-Irak sınırında olası Kürt silahlı hareketliliğine dair haberlerle birlikte dikkat çekti. Ayrıca söz konusu bölgelerdeki bazı Devrim Muhafızları birliklerinin hava saldırıları sonucu hasar gördüğü de bildirildi.

23 Mart
ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı üzerinden İran’ın enerji altyapısına yönelik tehditlerinin ardından, Tahran ile “Orta Doğu‘daki düşmanlıklarımızın tamamen çözülmesi” amacıyla yürütülen iki günlük “çok verimli ve yapıcı” görüşmeler sonrası İran enerji tesislerine yönelik tüm saldırıları beş gün süreyle erteleme kararı aldığını açıkladı. Trump, görüşmelerin ayrıntılı ve kapsamlı olduğunu belirterek bu sürecin hafta boyunca devam edeceğini söyledi. İran, olası saldırılara karşılık olarak ABD, İsrail ve müttefiklerinin kritik altyapılarına saldırı tehdidinde bulunmuş, Mesud Pezeşkiyan Hürmüz Boğazı’nı bazı ülkeler için açık bırakacaklarını belirtmiş, ancak ABD ve İsrail bağlantılı gemilerin geçişine izin vermeyeceklerini ifade etmişti. Bölgesel enerji, iletişim ve su altyapısına yönelik karşılıklı tehditler, geniş çaplı bir bölgesel kriz endişesi yaratırken, İran ayrıca sosyal medyada ve dijital platformlarda ABD’deki savaş karşıtı kamuoyunu etkilemeye yönelik propaganda ve dezenformasyon faaliyetlerini artırdı.
24 Mart
İran’ın Hürmüz Boğazı‘na Maham 3 ve Maham 7 tipi deniz mayınları yerleştirdiği bildirilmektedir. ABD’li yetkililere göre yerleştirilen mayın sayısı yaklaşık bir düzine civarındadır, ancak bazı kaynaklar bu sayının daha az olduğunu belirtmektedir. Maham 3, manyetik ve akustik sensörlerle donatılmış, belirli bir derinliğe kadar konuşlandırılabilen yüzer bir deniz mayınıdır. Maham 7 ise deniz tabanına yerleşen ve benzer sensörlerle orta büyüklükteki gemileri hedef alabilen deniz tabanına yerleştirilen etkisel bir mayındır. Aynı dönemde ABD Merkez Komutanlığı‘nın İran’a ait mayın döşeme kapasitesini zayıflatmak amacıyla çok sayıda gemiyi imha ettiği bildirilmiştir. Ayrıca İran’ın bazı gemilerden Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için ücret talep ettiği ve belirli bir güzergâh üzerinden geçen gemilerin Devrim Muhafızları tarafından denetlendiği, bazı gemilerin güvenli geçiş karşılığında yüksek miktarlarda ödeme yaptığı öne sürülmektedir.
İran iç siyasetinde ise Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Muhammed Bakır Zülkadir’i Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi sekreterliğine atamıştır. Zülkadir, Devrim Muhafızları geçmişi ve sertlik yanlısı tutumuyla bilinen bir isim olup, geçmişte hem askerî hem de güvenlik kurumlarında önemli görevler üstlenmiş ve 2009 İran Yeşil Hareketi’nin bastırılmasında rol oynamıştır.
Öte yandan İsrail Savunma Kuvvetleri, İran’ın balistik füze altyapısını zayıflatmak amacıyla savaşın başlangıcından bu yana yüzlerce saldırı düzenlediğini açıklamıştır. Bu saldırılar sonucunda İran’ın füze birliklerinde düşük moral, devamsızlık ve görev reddi gibi sorunların ortaya çıktığı ileri sürülürken, Tebriz yakınlarındaki bir füze üssünün de hedef alındığı ve bu tür operasyonların İran’ın füze kapasitesini sınırlamayı amaçladığı bildirilmektedir.[429][435] Şiraz yakınlarındaki yer altı İmam Cevad Füze Üssü, Bandar Abbas ve Meşhed’deki hava üsleri ile Tahran, Kazvin ve İsfahan’daki füze ve deniz silahları üretim tesislerine yönelik saldırılar; İran’ın füze üretimi, fırlatma kabiliyeti ve deniz yollarını tehdit etme kapasitesini azaltmayı amaçlamıştır. Ayrıca savunma sanayiiyle bağlantılı şirketler, askeri kompleksler ve Devrim Muhafızları komutanları da hedef alınmış; bu durum operasyonların yalnızca altyapıyı değil komuta kademesini de zayıflatmaya odaklandığını göstermiştir. Buna karşın Buşehr Nükleer Santrali çevresinde meydana gelen olaylarda ciddi hasar oluşmadığı bildirilmiş, ancak genel tablo İran’ın askeri ve endüstriyel kapasitesine yönelik yoğun ve geniş kapsamlı bir yıpratma kampanyasına işaret etmiştir.
25 Mart
İsveç, İran-İsveç çifte vatandaşı bir kişinin casusluk suçlamasıyla idam edilmesinin ardından Stockholm‘deki bazı İran büyükelçiliği personeline yönelik kısa süreli vizelerin verilmesini ve yenilenmesini durdurduğunu açıkladı. Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard, kararın daha geniş önlemlerin başlangıcı olduğunu belirtirken, uygulama kapsamında yeni vizelerin verilmeyeceğini ve mevcut izinlerin de uzatılmayacağını açıkladı. Avrupa Birliği İsveç vatandaşının İran tarafından infaz edilmesini kınayarak insan hakları ihlallerine dikkat çekerken, İsveç’in idam sürecinde yer alan kişilere yönelik yaptırımlar için AB nezdinde girişimlerde bulunduğu bildirildi. Söz konusu gelişme, İran ile Batılı ülkeler arasındaki artan diplomatik gerilim bağlamında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmiştir.
Trump yönetimi, Mart 2026’da İran’a Pakistan aracılığıyla iletilen 15 maddelik bir ateşkes planı sunmuş ve bu planın yaptırımların hafifletilmesi, İran’ın nükleer programının sınırlandırılması ve bölgesel gerilimin azaltılması gibi unsurları içerdiği bildirilmiştir. Pakistanlı arabulucular, taraflar arasında yeniden müzakerelerin başlatılması için ev sahipliği yapmayı teklif ederken, ABD tarafı görüşmelerin sürdüğünü belirtmiş; özel temsilci Steve Witkoff, Jared Kushner, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Yardımcısı JD Vance gibi isimlerin sürece dahil olduğu ifade edilmiştir. Buna karşın İran, resmi olarak doğrudan müzakere yürütülmediğini belirtmiş ve kendi şartlarını içeren alternatif bir teklif sunmuştur.
Aynı dönemde ABD, Orta Doğu’daki askeri varlığını güçlendirme yönünde önemli adımlar atmış ve yaklaşık 50.000 askere ek olarak 82. Hava İndirme Tümeni’nden en az 1.000 asker ile amfibi harekât kapasitesine sahip yaklaşık 5.000 deniz piyadesi ve binlerce denizciyi bölgeye sevk etme hazırlığına başlamıştır. Bu askeri yığınak, ABD yönetiminin olası diplomatik veya askeri senaryolara karşı “maksimum esneklik” sağlama stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmiştir. Öte yandan İran’ın sunduğu beş maddelik karşı teklif; saldırıların durdurulması, savaş tazminatı ödenmesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tanınması gibi şartlar içerdiğinden, bu taleplerin ABD tarafından kabul edilmesinin zor olduğu ifade edilmiştir.
26 Mart
İsrail ve ABD, İran’ın kuzeydoğusundaki Horasan Razavi eyaletine bağlı Meşhed çevresinde saldırılar düzenleyerek savaşın coğrafi kapsamını doğuya doğru genişletmiştir. Meşhed Uluslararası Havalimanı civarında gerçekleştirilen saldırıların, aynı bölgede konuşlu İran hava kuvvetleri ve kara havacılık üslerini hedef aldığı değerlendirilmektedir. Görüntüler, şehirde ek hedeflerin de vurulmuş olabileceğini göstermektedir. Aynı dönemde Nişabur ve Taybad çevresinde de benzer saldırı ve hava savunma faaliyetleri rapor edilmiştir. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, savaşın başlangıcından bu yana İran genelinde 10.000’den fazla hedefin vurulduğunu açıklamış; saldırıların özellikle Tahran ile ülkenin batı ve orta kesimlerinde yoğunlaştığı belirtilmiştir.
İsrail, İran’ın komuta-kontrol kapasitesini zayıflatmak amacıyla üst düzey askeri yetkilileri hedef almaya devam etmiş ve Devrim Muhafızları Donanması Komutanı Ali Rıza Tengsiri ile bir istihbarat yetkilisini Bendar Abbas’ta öldürmüştür. Bu gelişmeler, Devrim Muhafızları’nın rejim içindeki etkisinin arttığı, kritik atamalarda ve liderlik süreçlerinde daha belirleyici rol oynadığı yönündeki iddialarla birlikte değerlendirilmiştir. Aynı süreçte İran’da nükleer silah geliştirme çağrıları artmış, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması‘ndan çekilme tartışmaları yeniden gündeme gelmiştir. ABD’nin İran’a sunduğu kapsamlı teklif reddedilmiş ve taraflar arasında müzakere ihtimali zayıf görünmüştür. Öte yandan Rusya’nın İran’a insansız hava araçları ve diğer destekleri sağlamaya hazırlandığı, bunun da bölgesel güç dengelerini etkileyebileceği belirtilmiştir.
27 Mart
27 Mart’ta, İran tarafından düzenlenen füze ve insansız hava aracı saldırısı Suudi Arabistan’da bulunan Prens Sultan Hava Üssü’nde bulunan ABD yakıt ikmal uçağına zarar verdi ve ikisi kritik olmak üzere 15 ABD askerinin yaralanmasına yol açtı. İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü bırakacağına dair herhangi bir işaret göstermedi.[445] Aynı gün, İran iki Çin gemisinin boğaza girişini engelledi ve boğazdan geçen gemiler için resmi geçiş ücreti uygulamayı gündeme aldı. Görüşme çağrılarına rağmen, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını “yoğunlaştırıp genişleteceğini” kamuoyuna duyurdu. Aynı gün, geçmişte uranyum zenginleştirme testleri için kullanılan İran’ın Arak şehrindeki Şehit Khondab Ağır Su Tesisi ve Yezd Eyaleti’ndeki Ardakan sarı pasta üretim tesisi, İsrail hava saldırılarında zarar gördüğü doğrulandı.
28 Mart
28 Mart’ta, Yemen‘deki Husi güçleri İsrail’e balistik füze saldırısında bulunarak savaşa katıldıklarını resmen ilan ettiler. Söz konusu balistik füze saldırısı İsrail’in güneyindeki Beerşeva şehrinde hava saldırısı sirenlerini tetikledi.[451] Husiler, İsrail’deki “hassas” askerî hedefleri vurmaya yönelik balistik füzeler fırlattıklarını belirtti ve saldırıların “tüm direniş cephelerindeki saldırılar sona erene kadar” devam edeceğini ilan etti. İsrail Savunma Kuvvetleri fırlatılmış olan Husi füzesini engellemeyi başardı. Husi saldırısının ardından herhangi bir kayıp bildirilmedi.[452] Husiler daha sonra İsrail’in en güney noktasında bulunan Eilat şehrine ikinci bir füze saldırısı gerçekleştirdi.[453] Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti, İran’ın “terörist milisleri aracılığıyla Yemen’i sık sık çatışmaya sürükleme girişimlerini” kınadı.
Aynı gün, 31. Deniz Piyade Seferi Birliği’nden 2.500 ABD deniz piyadesi Orta Doğu’ya ulaştı; bu birliğin amacı Hürmüz Boğazı’nın açılmasına katkı sağlamak olarak bildirildi.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, savaşın başlangıcından bu yana İran’da 11.000’den fazla hedefin vurulduğunu açıkladı. 28 Mart’ta gerçekleştirilen ABD-İsrail hava saldırıları, İran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi de dahil olmak üzere birçok konut ve sivil tesise ciddi zarar verdi.[456] Hava saldırıları ayrıca Huzistan‘daki Haftkel’deki 10.000 metreküplük bir su deposunu hedef aldı.
29 Mart
29 Mart’ta, ABD-İsrail hava saldırıları İran’ın güneyindeki Bendar Hemir liman şehrini bombaladı ve en az beş kişinin ölümüne yol açtı.[458] Bir İran füzesi, İsrail’in Negev bölgesinde bulunan Neot Hovav sanayi bölgesindeki bir kimyasal tesise isabet etti. İran saldırısında bir kişi yaralandı ve tehlikeli bir sızıntı endişesi doğdu. Irak Halk Seferberlik Güçleri’ne (Haşdi Şabi) ait bir konvoyun, İran’ın güneybatısındaki Hürremşehr kentine girdiği görüldü.
ABD ve İsrail toplamda dört önemli balistik füze üretim tesisi ile 29 füze fırlatma üssüne saldırmıştır. Khojir, Şahroud, Parçin ve Hakimiyeh askeri komplekslerinde ciddi hasar meydana gelmiş ve uzmanlar bu tesislerdeki hasarın, tesisler yeniden kuruluncaya kadar İran’ın kısa ve orta menzilli balistik füze üretme kapasitesini büyük olasılıkla durdurduğunu değerlendirmiştir. Khojir ve Şahroud tesislerinde karışım ve döküm binaları, savaş başlığı üretim hattı ve kritik bileşen üreten tesisler hedef alınmış; Parçin’de ise katı roket yakıt motorları ve Taleghan 2 tesisi zarar görmüştür. Hakimiyeh kompleksi sıvı yakıt ve füze fırlatıcı üretim tesisleri içermektedir ve burada da 19 yapının vurulduğu bildirilmiştir. Ayrıca Khorgu ve İmam Ali füze üslerinde çok sayıda yapı ve tünel girişi hedef alınmıştır.
İran iç siyaseti ve ekonomi üzerindeki etkiler de belirginleşmiştir. İslam Devrim Muhafızları Komutanlığı (DMO) yetkilileri, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan‘ın savaşın ekonomik etkilerine dair uyarılarını göz ardı etmektedir. Pezeşkiyan, savaşın ülke ekonomisine ciddi zarar verdiğini ve ABD ile İsrail arasında ateşkes sağlanamazsa üç-dört hafta içinde ekonomik çöküş yaşanabileceğini belirtmiştir. Rejim, milliyetçi duyguları kullanarak halkı iç güvenlik ve savaş desteğine çekmeye çalışmakta, “Can feda” (Janfada) adlı gönüllü askerlik kampanyasını başlatmıştır. Rusya, İran’a ABD, Birleşik Krallık ve Türkiye‘ye ait askeri tesislerin uydu görüntülerini sağlayarak saldırılara destek vermeye devam etmektedir.
30 Mart
30 Mart 2026 tarihinde Donald Trump, Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, kısa süre içinde bir anlaşmaya varılmaması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmaması hâlinde ABD’nin savaşı İran’ın tüm enerji santrallerini, petrol kuyularını, Harg Adası’nı ve muhtemelen tüm tuzdan arındırma tesislerini yok ederek sona erdireceğini belirtmiştir.] Aynı gün Türkiye ve NATO, Türk topraklarına yönelen dördüncü füzeyi etkisiz hale getirmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri, ilk kez İran hava sahası üzerinde B-52 Stratofortress uçaklarıyla uçuşlar gerçekleştirmiş ve bu durum ABD’nin hava üstünlüğüne olan güveninin bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir.[464] ABD, söz konusu bombardıman uçaklarını İsfahan’daki bir mühimmat deposu ve hava üssünü hedef almak için kullanmış; saldırılar sonucunda büyük patlamalar meydana gelmiştir.[465]
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn gibi ABD müttefiki Körfez ülkelerinin, İran yönetiminde önemli değişiklikler sağlanana kadar Trump’a savaşı sürdürmesi yönünde baskı yaptığı bildirilmiştir.
Amerikalı gazeteci Shelly Kittleson, Bağdat‘ta Kataib Hezbollah tarafından kaçırılmıştır. Halk Seferberlik Güçleri içindeki en güçlü fraksiyonlardan biri olan grup, Irak hükümetinden gözaltında tutulan bazı üyelerinin serbest bırakılmasını talep etmiştir.
Milli Savunma Bakanlığı, 30 Mart 2026 tarihinde İran’dan dördüncü kez ateşlenen ve Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirildiğini açıkladı.[468] Füze, Türk hava sahasına girdikten sonra Doğu Akdeniz üzerinde NATO’nun entegre hava ve füze savunma sistemleri tarafından zamanında tespit edilip imha edildi. Olayda can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı, füzenin Türkiye topraklarına herhangi bir zarar vermediği belirtildi.[469] NATO sözcüsü de olayı doğrulayarak, ittifakın “Türkiye’ye yönelik tehdidi başarıyla etkisiz hale getirdiğini” ve müttefikleri korumak için gerekli adımları atmaya hazır olduğunu ifade etti.
1 Nisan
1 Nisan 2026 tarihinde, yarı resmî bir İran devlet haber ajansı olan Mehr Haber Ajansı, politika uzmanı ve eski dışişleri bakanı Kemal Harrazi’nin evine düzenlenen bir hava saldırısında ağır yaralandığını ve eşinin hayatını kaybettiğini bildirmiştir.[470] İranlı yetkililer saldırıyı, diplomatik süreci sekteye uğratmaya yönelik bir girişim olarak nitelendirmiş ve Harrazi’nin, İranlı yetkililer ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance arasında planlanan olası bir görüşmeyi koordine ettiğini belirtmiştir.
Hürmüz boğazında, İran’da ait olan Hengam Adası’na yönelik hava saldırılarında yedi kişinin yaralandığı bildirilmiştir.[472] Aynı dönemde Donald Trump, İran’ın yer altına gömülü zenginleştirilmiş uranyumu konusunda artık endişe duymadığını ifade etmiştir.
Binyamin Netanyahu ise ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırıların İran’ın nükleer silah ve balistik füze üretme kapasitesini ortadan kaldırdığını ve bunun İsrail’e yönelik “iki varoluşsal tehdidi” ortadan kaldırdığını ileri sürmüştür.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ABD vatandaşlarına hitaben açık bir mektup yayımlamıştır.
2 Nisan
2 Nisan’da, Donald Trump ulusa seslendiği bir konuşma yaptı ve saldırıların İran’ın füze ve insansız hava aracı sistemlerini “dramatik şekilde kısıtladığını” söyledi. Ayrıca İran’a yönelik saldırıların önümüzdeki iki ila üç hafta içinde “onları ait oldukları Taş Devri‘ne geri götürmek” amacıyla ivme kazanacağını ekledi. Tahran ile Kerec arasında bulunan ve Orta Doğu‘nun en yüksek köprüsü olarak tanımlanan B1 Köprüsü’ne düzenlenen iki ABD saldırısında, sekiz kişinin öldüğü ve 95 kişinin yaralandığı, köprünün çökmesine yol açtığı bildirildi. Saldırı sırasında, birçok İranlı aile, köprünün altındaki parklarda Sizdah Be-Dar kutlamaları için toplanmıştı.
İran, yüzyıllık tıp merkezi Pasteur Enstitüsü’nde ciddi hasar meydana geldiğini açıkladı. ABD Savunma Bakanı Hegseth, “gökyüzünden tüm gün ölüm ve yıkım” yaşandığını övünerek belirtti. İsrail Savunma Kuvvetleri ayrıca, İran’ın Kirmanşah bölgesinde düzenledikleri bir saldırıda İran balistik füze şefi Makram Atimi ile Atimi’nin merkezi İran balistik füze biriminden birkaç tabur komutanının öldürüldüğünü açıkladı. Bir İran balistik füze saldırısı ise Petah Tikva‘da bir İsrail İHA fabrikasına zarar verdi.
3 Nisan
3 Nisan’da, İran güçleri, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait bir F-15E Strike Eagle avcı uçağını İran hava sahası üzerindeyken düşürdü. Enkazın İran’ın Kohgiluye ve Buyer Ahmed eyaletine düştüğü bildirildi.] Bu durum ABD helikopterleri tarafından bir arama ve kurtarma operasyonunu tetikledi.
Bir ABD A-10 “Warthog” uçağı da düşürüldü. Uçakta bulunan tek mürettebat fırlatma koltuğu ile uçaktan tahliye oldu ve akabinde ABD kuvvetleri tarafından kurtarıldı.[487] İran, uçağın hava-hava füzesi yerine yüzeyden havaya ateşlenen füzelerle düşürüldüğünü gösteren bir video yayınladı.[488]
Aynı gün, Tahran‘daki Şehit Beheşti Üniversitesi hava saldırılarına maruz kaldı ve İran Bilim Bakanı’na göre saldırıya uğrayan üniversite sayısı 30’un üzerine çıktı.
4 Nisan
4 Nisan’da, İran’ın Buşehr Nükleer Santrali’nin yardımcı bir binasında ve Mahşehr Özel Petrokimya Bölgesi’nde patlamalar bildirildi. Petrokimya merkezine yapılan hava saldırılarında bir kişi hayatını kaybederken beş kişi de yaralandı.[490][491] Bir İran füze saldırısı, Tel Aviv‘de bulunan HaKirya ana karargah üssünün yakınlarına isabet etti.
Savaş Araştırmaları Enstitüsü, ABD ve İsrail’in İran’ın füze programını zayıflatma çabalarına rağmen, Çin‘in İran’ın balistik füze programını yeniden inşa etmesine yardımcı olmakta olduğunu belirtmiştir. Enstitü, The Telegraph gazetesini kaynak olarak kullandığı raporunda, Çin’den İran’a muhtemel sodyum perklorat içeren beş adet sevkiyatın ulaştığını belirtmiştir. Söz konusu kimyasal, katı yakıtlı füzeler için önemli bir öncüdür.
5 Nisan
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), düzenlenen özel kuvvetler operasyonu neticesinde, 2 Nisan’da düşürülen F-15E uçağı kayıp mürettebatının kurtarıldığını doğruladı. Operasyon sırasında kuma saplanan iki nakliye uçağı daha sonra ABD hava kuvvetleri tarafından imha edildi. Operasyonun ardından ABD kuvvetleri tüm personeli güvenle İran dışına çıkarmayı başardı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan gemi saldırılarını durdurması için son tarihi 7 Nisan saat 20:00’ye (ABD Doğu zaman dilimi – TSİ 03:00) uzattı. Ancak İran dini lideri Mücteba Hamaney, 5 Nisan’da saldırıların devam edeceğini açıkladı. Trump, saldırılar sürerse enerji altyapısı ve köprülere saldırı tehdidinde bulundu. Aynı gün İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Pakistanlı mevkidaşıyla arabuluculuk görüşmeleri yaptı.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran’ın füze sahalarını gizlemek için kullandığı tünelleri hedeflemeye devam etti. İran ise saldırdığı hedeflerde değişikliğe giderek Kuveyt, Katar, BAE ve Suudi Arabistan’a toplam sekiz seyir füzesi fırlattı.
İran tarafından İsrail’in kuzeyinde bulunan Hayfa şehrine düzenlenen balistik füze saldırısı sonucunda, fırlatılan füzenin bir apartmana isabet etmesi sonucu 4 İsrailli sivil hayatını kaybetti. Öte yandan İran, Tel Aviv’i misket bombası başlıklı balistik füzelerle hedef aldı. Söz konusu saldırılarda Tel Aviv ve banliyolerinde 20 değişik yerde hasar yaşanırken 5 İsrailli sivil yaralandı.
Aynı tarihte, Zeynebiye Hareketi Gençlik Merkezi tarafından İstanbul, Küçükçekmece’de, İran’a destek amacıyla araç konvoyu düzenlendi. Türkiye ve İran bayraklarıyla donatılan yüzlerce aracın katıldığı etkinlik nedeniyle şehir genelinde uzun araç kuyrukları oluştu. Organizatörler, konvoyun yalnızca bir destek gösterisi değil, aynı zamanda zulme karşı ortak duruş ve ümmet bilincinin bir yansıması olduğunu belirtirken, Türkiye ile İran halkları arasındaki kardeşlik bağlarının süreceğini ifade etti; etkinlik sırasında sloganlar atıldı ve dualar edildi.
6 Nisan
6 Nisan 2026’da İran Devrim Muhafızları Ordusu, istihbarat bölüğü komutanı Tümgeneral Macid Hademi’nin ortak ABD‑İsrail hava saldırısında öldüğünü açıkladı. Hedefin neresi olduğu açıklanmazken İran medyası Hademi’nin ülke istihbarat ve güvenlik yapısında yaklaşık yarım yüzyıllık rolü bulunduğunu belirtti. Cenaze ve tören detaylarının daha sonra duyurulacağı ifade edildi. Hademi’nin görevi Haziran 2025’te üstlendiği ve yüksek rütbeli bir komuta pozisyonunda olduğu bildirildi.
İsrail Başbakanı Netanyahu, günün ilk saatlerinde düzenlenen bir operasyonda Asghar Bagheri (Yazdan Mir) adlı, İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü 840. Birim komutanının suikast sonucu öldürüldüğünü açıkladı.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İsrail’in Pazartesi günü Asaluye‘deki, İran’ın en büyük petrokimya tesisine saldırarak ülkenin üretim ve ihracat kapasitesine ağır darbe vurduğunu açıkladı. Katz, hedef alınan tesisin üretimin yaklaşık yarısını karşıladığını, geçen hafta ikinci büyük tesise yapılan saldırıyla birlikte toplamda ihracatın %85’ini oluşturan iki ana merkezin devre dışı kaldığını belirtti. Katz, zararın onlarca milyar dolar olduğunu ve petrokimya sektörünün İran Devrim Muhafızları ile İran’ın askeri faaliyetleri için önemli bir finans kaynağı olduğunu ifade ederek, İsrailli sivillere yönelik saldırıların sürmesi halinde İran’ın daha büyük ekonomik ve stratejik bedeller ödeyeceğini söyledi.
7 Nisan – Ateşkes İlanı
7 Nisan’da ABD güçleri, Harg Adası‘na yönelik saldırılara başladı. Buna karşılık İran, bölgedeki petrol altyapısını hedef almama yönündeki itidalinin artık geçerli olmayacağını açıkladı.[507] Aynı gün Donald Trump, Truth Social üzerinden “bu gece bütün bir medeniyet yok olacak, bir daha asla geri gelmeyecek” şeklinde bir paylaşım yaptı.[508] Söz konusu açıklama Trump’ın nükleer silah kullanabileceğine dair ülke içinde endişelere yol açtı. Alex Jones ve Anthony Scaramucci gibi sağ görüşlü yorumcular Trump’ın paylaşımını kınadı.[509] Jones, Candace Owens, Marjorie Taylor Greene ve çok sayıda Demokrat da ayrıca Trump’ın ABD Anayasası’nın 25. Değişikliği yoluyla görevden alınması çağrısında bulundu. Beyaz Saray, nükleer silah kullanma ihtimalinin değerlendirildiğini reddetti.[511] Beyaz Saray daha sonra “İran konusunda ne yapacağını yalnızca başkan bilir” açıklamasını yaptı.] Tahran’ın merkezindeki Rafi’-Nia Sinagogu bir hava saldırısında yok edildi. İsrail Savunma Kuvvetleri söz konusu saldırının sorumluluğunu üstlenirken, hedefin Hatam el-Enbiya bünyesindeki üst düzey bir komutan olduğunu ve sinagogda meydana gelen “ikincil hasardan” üzüntü duyduğunu belirtti.
Aynı gün, TSİ 13:32’de, Başkan Trump Truth Social üzerinden ABD ile İran’ın, Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Asim Munir aracılığında hazırlanan 10 maddelik teklif temelinde bir anlaşmaya vardığını duyurdu. ABD, İsrail ve İran, İran’ın aynı zamanda Hürmüz Boğazı’nı yeniden açacağı iki haftalık bir ateşkeste anlaştı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise ateşkesin Lübnan‘ı kapsamadığını belirterek Şerif’in açıklamasıyla çelişti.
8 Nisan
Donald Trump, yaptığı açıklamada, İran ile varılan iki haftalık ateşkes anlaşmasının ardından ABD’nin “tam ve kesin bir zafer” elde ettiğini söyledi. Trump, daha uzun vadeli bir anlaşma için güçlü bir çerçeve bulunduğunu belirterek, Amerika’nın hazırlamış olduğu 15 maddelik bir düzenleme üzerinde büyük ölçüde uzlaşı sağlandığını ifade etti. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına ilişkin belirsizlikler sürerken, Trump İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun da olası bir anlaşma kapsamında ele alınacağını belirtti.
İran ise ABD ile görüşmelerin 10 Nisan Cuma günü İslamabad’da başlayacağını duyurdu. Tahran, müzakerelerin Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol ve tüm yaptırımların kaldırılmasını içeren 10 maddelik teklif temelinde yürütüleceğini belirtti.
Petrol fiyatları, Donald Trump’ın İran ile iki haftalık ateşkes konusunda anlaşmaya varıldığını ve bunun Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına bağlı olduğunu açıklamasının ardından Çarşamba günü varil başına 100 doların altına geriledi. Brent petrol %14,9 düşüşle 92,95 dolara, Batı Teksas tipi ham petrol (WTI) ise %16,1 düşüşle 94,79 dolara indi.
İsrail, ABD ile İran arasındaki ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını açıkladı. 8 Nisan Çarşamba erken saatlerde İsrail tarafından Lübnan’ın güneyine düzenlediği belirtilen hava saldırısında en az dört kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı.[521] Lübnan Silahlı Kuvvetleri, bölgedeki gelişmeler ve ateşkes haberleri üzerine güneydeki köy ve kasabalara dönmek isteyen vatandaşlara, İsrail güçlerinin ilerlediği bölgelere yaklaşmamaları çağrısında bulundu. Ordu, devam eden saldırılar nedeniyle bu tür hareketlerin can güvenliği açısından risk oluşturduğunu belirtti. İsrail Savunma Kuvvetleri Sözcülük Birimi Çarşamba günü erken saatlerde Sur şehri için yeni tahliye emri yayımladı.[522][523] Yapılan açıklamada savaşın başlangıcından bu yana Lübnan’daki en büyük koordineli saldırıyı tamamladığını ve İran destekli Hizbullah‘a ait 100’den fazla komuta merkezi ile askeri noktayı hedef aldığını bildirdi.
İsrail’in Hizbullah hedeflerine gerçekleştirmiş olduğu bu hava saldırıları, 254 kişinin ölümüne ve 1.165 kişinin yaralanmasına neden oldu.[525] Yalnızca Beyrut’ta 92 kişi hayatını kaybetti ve 742 kişi yaralandı.[526] Buna karşılık İran, “sevgili Lübnan’a yönelik saldırılar derhal sona erdirilmezse” İsrail’e saldırmakla tehdit etti.[527] İran medyası daha sonra, Lübnan’daki İsrail saldırıları nedeniyle İran’ın Hürmüz trafiğini duraklattığını bildirdi.[528] İsrail’in Lübnan’ı ateşkes kapsamına almadığını resmen duyurmasına rağmen, Hizbullah, “ateşkes ihlallerine” yanıt olarak İsrail’in kuzeyine roketler fırlattığını üstlendi.
9 Nisan
İran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail, birbirlerine karşılıklı olarak ateş açmadı. Bununla birlikte, Körfez ülkeleri kendilerine yönelik insansız hava aracı saldırılarını bildirmeye devam etti.
Hizbullah, 8 Nisan saat 14.00 ile 9 Nisan saat 14.00 arasında kuzey İsrail’deki İsrail Savunma Kuvvetleri altyapısı ve yerleşimlerine yönelik 26 saldırı gerçekleştirdiğini iddia ederek çatışmaları yeniden yoğunlaştırdı. İsrail Savunma Kuvvetleri, son 24 saat içinde Lübnan’dan kuzey İsrail’e yaklaşık 70 roket atıldığını bildirirken, İsrail hava savunmasının bu roketlerin çoğunu engellediği ve bir kısmının açık alanlara düştüğü belirtildi. Hizbullah, özellikle Kiryat Şmona, Şlomi ve Nahariya’yı hedef alan roket ve insansız hava aracı saldırıları düzenlediğini açıkladı. Buna karşılık İsrail Savunma Kuvvetleri, Lübnan genelinde Hizbullah’a ait altyapı ve unsurlara yönelik hava saldırılarını sürdürdü; bu kapsamda çok sayıda militanın öldürüldüğü, örgüt liderliğine yakın isimlerin hedef alındığı ve silah depoları ile ulaşım hatlarının vurulduğu bildirildi. İsrail hükümeti, Hizbullah’a karşı operasyonların kararlılıkla devam edeceğini vurguladı.
10 Nisan
İran ve Amerika Birleşik Devletleri heyetleri, 11 Nisan’da yapılması planlanan görüşmeler öncesinde Pakistan’ın başkenti İslamabad‘da bir araya gelmek üzere hazırlıklarını sürdürdü. ABD heyetine Başkan Donald Trump’ın talimatları doğrultusunda Başkan Yardımcısı JD Vance liderlik ederken, İran tarafında Meclis Başkanı Mohammad Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi öne çıktı. Taraflar, Lübnan’daki gerilimin azalmasını olumlu bir işaret olarak değerlendirirken, ateşkesin kapsamı ve şartları konusunda kamuya açık, net ve bağlayıcı bir çerçevenin bulunmaması sürecin belirsizliğini artırdı. İranlı yetkililer, ateşkesin Lübnan’ı kapsaması ve bazı ekonomik taleplerin karşılanması gerektiğini savunurken, bu şartların karşılıklı olarak kabul edilmedi.
Müzakerelerin önemli başlıklarından biri, küresel enerji ve ticaret açısından kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol ve geçiş koşulları oldu. İran’da bazı siyasi çevreler, bu boğazdan geçen gemilere kısıtlamalar getirilmesini ve yeni düzenlemeler uygulanmasını tartışırken, bu tür adımların uluslararası ticaret ve enerji piyasaları üzerinde önemli etkiler doğurabileceği değerlendirildi. ABD yönetimi ise İran’ı bu konuyu baskı aracı olarak kullanmakla suçladı.
Bununla birlikte, İran’ın müzakere sürecindeki iç yapısının parçalı ve rekabetçi olması dikkat çekti. Siyasi, diplomatik ve askeri kanatlar arasında görüş ayrılıkları bulunurken, özellikle Devrim Muhafızları ile sivil liderlik arasında yetki ve strateji konusunda uyumsuzluk gözlendi. Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan’ın süreçte görece geri planda kaldığı, buna karşılık askeri figürlerin daha belirleyici rol oynadığı değerlendirildi. Körfez bölgesinde insansız hava aracı gerilimi de sürdü; Kuveyt, hava sahasında İran’a ait olduğu belirtilen insansız hava araçlarını tespit edip müdahale ettiğini bildirirken, İran ise bu saldırı iddialarını reddetti.
11 Nisan
İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki müzakereler, tarafların hedefleri konusundaki temel görüş ayrılıkları nedeniyle çıkmaza girmiştir. İran, ABD ile savaş riskini tamamen ortadan kaldıracak kapsamlı bir anlaşma hedeflerken, ABD daha dar kapsamlı ve mevcut çatışmaya odaklanan bir uzlaşma arayışındadır. ABD heyeti, Başkan Yardımcısı JD Vance liderliğinde, özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde gerilimi azaltmaya yönelik sınırlı konulara odaklanırken, İran tarafı görüşmeleri iki ülke ilişkilerinde daha geniş kapsamlı bir yeniden düzenleme fırsatı olarak değerlendirmektedir. İran’ın talepleri arasında boğaz üzerindeki egemenlik iddiaları, savaş tazminatları, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve bölge genelinde ateşkes yer almakta olup, bu durum tarafların beklentileri arasında uyumsuzluk yaratarak müzakerelerin ilerlemesini zorlaştırmaktadır.
İran heyeti, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi liderliğinde geniş ve çok katmanlı bir yapı sergilemektedir. Yaklaşık 70 kişiden oluşan heyette diplomatik temsilciler, parlamenterler, Devrim Muhafızları ile bağlantılı isimler ve üst düzey ekonomi yetkilileri yer almaktadır. Bu durum, İran’ın yaptırımlar, finansal sistemler ve güvenlik konularını eş zamanlı olarak müzakere etme niyetini yansıtırken, aynı zamanda ülke içindeki farklı güç merkezleri arasında görüş ayrılıkları ve rekabet bulunduğunu göstermektedir.
Müzakerelerin en kritik başlıklarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda İran’ın deniz mayınları tehdidini kullanarak ticari gemiler üzerinde baskı kurmaya çalıştığı ileri sürülmektedir. Bu stratejinin, küresel enerji piyasaları ile deniz taşımacılığı maliyetlerini etkileyerek İran’a müzakere sürecinde avantaj sağlamayı amaçladığı değerlendirilmektedir. Buna karşılık ABD, donanmasına ait destroyerlerle boğazdaki güvenli geçiş hatlarının kullanılabilir olduğunu göstermeye çalışarak İran’ın bu baskı aracını etkisizleştirmeyi hedeflemektedir. Bu gelişmeler, müzakerelerin seyrini doğrudan etkileyen önemli unsurlar arasında yer almaktadır.
Reuters’in haberine göre İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in, savaşın başında babasının öldüğü hava saldırısında ağır yaralandığı ve yüzünde kalıcı hasar ile bacaklarından en az birinde ciddi sakatlık oluştuğu bildirilmiştir. Buna rağmen Hamaney’in zihinsel olarak görevini sürdürdüğü, üst düzey yetkililerle sesli bağlantı yoluyla toplantılara katıldığı ve özellikle savaş ile Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülen müzakerelere ilişkin karar alma süreçlerinde aktif rol oynadığı ifade edilmektedir.
12 Nisan
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen ve 21 saat süren müzakereler, tarafların anlaşmaya varamamasıyla sonuçlanmış ve kırılgan ateşkesi riske atmıştır. Taraflar başarısızlıktan karşılıklı olarak birbirini sorumlu tutarken, ABD heyetine liderlik eden Başkan Yardımcısı JD Vance, görüşmelerin ardından “Bir anlaşmaya varamadık ve bunun İran için Amerika Birleşik Devletleri’nden daha kötü bir haber olduğunu düşünüyorum” açıklamasını yapmıştır.[534] Görüşmeler, 1979’daki İran İslam Devrimi’nden bu yana iki ülke arasında yapılan en üst düzey ve doğrudan temaslardan biri olarak değerlendirilmiştir.
İran tarafı, ABD’nin taleplerini “aşırı” olarak nitelendirirken, özellikle Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularının temel anlaşmazlık noktaları olduğunu ifade etmiştir. Tahran yönetimi, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması, savaş tazminatları, boğaz üzerinde kontrol ve bölge genelinde ateşkes gibi geniş kapsamlı talepler ileri sürmüştür. ABD ise asgari olarak boğazda uluslararası deniz trafiğinin serbest bırakılmasını ve İran’ın nükleer zenginleştirme kapasitesinin sınırlandırılmasını hedeflemektedir. Müzakerelerin karşılıklı güvensizlik ortamında yürütüldüğü ve tek bir görüşmede anlaşma sağlanmasının beklenmediği belirtilmiştir.
Görüşmeler sırasında dalgalı bir diplomatik atmosfer gözlemlenirken, ateşkesin sürdürülmesinin kritik önemde olduğu vurgulanmıştır. Buna rağmen, bölgesel gerilimler devam etmiş; İsrail, Lübnan’da Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarını sürdürmüş ve bu cephedeki çatışmaların ateşkes kapsamına dahil olmadığını bir kez daha ifade etmiştir. Aynı dönemde bazı petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yaptığı bildirilse de, yüzlerce geminin hâlen bölgede beklediği ve küresel enerji piyasalarındaki belirsizliğin sürdüğü aktarılmıştır.
Görüşmelerin çökmesinin ardından Trump, ABD Donanması’nın Hürmüz Boğazı’nda kendi deniz ablukasını uygulayacağını, tüm gemilerin giriş ve çıkışını durduracağını ve İran’a geçiş ücreti ödeyen gemileri durduracağını ilan etti.[536] CENTCOM ise ablukaya yalnızca İran limanlarına giden veya bu limanlardan gelen gemiler için uygulanacağını açıkladı.[537] İran Devrim Muhafızları Donanması, boğaza yaklaşan herhangi bir askeri geminin ateşkes ihlali olarak değerlendirileceğini ve “sert bir karşılık” göreceğini belirtti.[538] Trump, DMO Donanması’na ait hızlı saldırı botlarını, uyuşturucu kaçakçılığını engellemeye yönelik güvenlik operasyonlarında kaçakçılarına karşı gerçekleştirilen saldırılara benzer şekilde cerrahi müdahalelerle vurmakla tehdit etti.
13 Nisan
ABD müzakere heyeti, Pakistan’daki görüşmeler sırasında uranyum zenginleştirme faaliyetlerine 20 yıllık bir moratoryum uygulanmasını, İran’ın yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını ve Hürmüz Boğazı’ndan serbest ve engelsiz geçiş sağlanmasını talep etti. İran ise 20 yıllık moratoryuma karşılık zenginleştirme için “tek haneli” sayıda yıl önerdi ve zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etmek yerine seyrelterek zenginlik derecesini düşürmeyi teklif etti.
Birleşik Devletler Merkez Komutanlığı (CENTCOM), aynı anda İran limanları ve gemilerine abluka uygularken, İran dışındaki limanlara giden veya bu limanlardan gelen gemiler için Hürmüz Boğazı’ndaki resmi geçiş rotasını açık tutmaya yönelik adımlar atmaktadır. CENTCOM, İran limanları ve gemilerine yönelik ablukayı 13 Nisan günü Amerika Doğu Saati ile 10:00’da yürürlüğe koydu.
İran’a ait ve İran tarafından onaylanmış gemiler, 13 Nisan’da abluka yürürlüğe girmeden önce Hürmüz Boğazı’nı geçmek için İran tarafından onaylanan transit rotayı kullanmaya devam etti. Ancak Umman kıyılarına yakın bölgede bu rota dışından geçen gemi sayısı 12 Nisan’a kıyasla daha fazlaydı. İran tarafından onaylanan transit rota üzerinden Çin’e gitmekte olan en az iki petrol tankeri, CENTCOM’un İran ve İran onaylı deniz taşımacılığına abluka uygulamaya başlamasının ardından geri döndü.
14 Nisan
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 13 Nisan’da ablukayı uygulamaya koymasından bu yana hiçbir geminin İran limanlarına yönelik ABD ablukasını ihlal etmediğini açıkladı. Amerika’da bulunan Savaş Çalışmaları Enstitüsü, Amerika Birleşik Devletleri’nin, boğazda seyreden gemilere nihai varış limanlarına ulaşana kadar uluslararası sularda müdahale etme yetisinde bulunduğunu açıklamıştır.[541]
ABD’nin, 19 Nisan’da süresi dolacak olan İran petrol ihracatına yönelik 30 günlük yaptırım muafiyetini yenilememe kararı, İran’ın petrol ihraç etme kapasitesini ABD’nin İran limanlarına uyguladığı ablukaya ek olarak daha da kısıtlamaktadır. İki ABD’li yetkili, 14 Nisan’da Reuters’a ABD Hazine Bakanlığı‘nın 19 Nisan’dan sonra İran petrolüne yönelik yaptırımları uygulayacağını bildirdi.
14 Nisan, ABD’nin İran limanlarına uğrayan gemilere yönelik tam anlamıyla abluka uyguladığı ilk gün olarak kayda geçti. Salı günü Hürmüz Boğazı’ndaki trafik üzerinde büyük bir etki yaratmadı. Denizcilik verilerine göre, İran bağlantılı üç petrol tankeri de dahil olmak üzere en az sekiz gemi boğazdan geçiş yaptı.
Bloomberg‘e 14 Nisan’da konuşan ve Hürmüz Boğazı konusundaki İran karar alma sürecine aşina bir kaynağa göre İran, olası görüşmeler öncesinde gerilimi artırmamak ve ABD ablukasını test etmemek için sevkiyatları geçici olarak durdurmayı değerlendiriyor. Ancak İran, petrol depolama kapasitesi sınırlı olduğu için sevkiyatları yalnızca kısa bir süre durdurabileceği değerlendirilmektedir.
İran Dini Lideri Danışmanı Muhammed Muhbir, ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasına karşılık olarak İran’ın “yeni cepheler açacağını” ve ABD müttefikleri ile bölge ülkelerine yönelik “ekonomik baskıları artıracağını” belirtti. Muhbir’in bu ifadelerle, savaş boyunca Kızıldeniz‘de uluslararası deniz taşımacılığına saldırı düzenlememiş olan Husilere atıfta bulunmuş olabileceği değerlendirilmektedir. Arap yetkililer, 14 Nisan’da The Wall Street Journal‘a, İran’ın Husilere Babülmendep Boğazı‘nı “kapatmaları” yönünde baskı yaptığını söylemiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, 14 Nisan’da ABD ile İran’ın “önümüzdeki iki gün içinde” Pakistan’ın İslamabad kentinde yeni bir görüşme turu düzenleyebileceğini ifade etti. Üst düzey bir İranlı kaynak da 14 Nisan’da Batı medyasına yaptığı açıklamada, ABD ile İran’ın olası görüşmeler için 17–19 Nisan tarihlerini açık tuttuğunu, ancak henüz kesin bir tarih belirlenmediğini söyledi.[541]
15 Nisan
Amerika Birleşik Devletleri, 15 Nisan tarihinde yaptığı açıklamada ordusunun İran’a deniz yoluyla giren ve çıkan ticareti tamamen durdurduğunu bildirdi. ABD Başkanı Donald Trump ise Tahran ile savaşı sona erdirmeye yönelik görüşmelerin bu hafta yeniden başlayabileceğini söyledi. Bu açıklama petrol fiyatlarının üst üste ikinci gün düşmesine neden oldu.
Trump, ABD ve İranlı yetkililer arasındaki müzakerelerin önümüzdeki iki gün içinde Pakistan‘da yeniden başlayabileceğini belirtti. Hafta sonu sonuçsuz kalan görüşmelere liderlik eden ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise mevcut durum konusunda iyimser olduğunu ifade etti.
Bir ABD yetkilisinin isminin açıklanmaması kaydıyla verdiği bilgiye göre, ABD’ye ait bir muhrip, Salı günü İran’dan ayrılmaya çalışan iki petrol tankerini durdurarak geri dönmeleri talimatını verdi. Bu müdahale, ABD Başkanı Donald Trump’ın ablukasının yürürlüğe girmesinden bir gün sonra gerçekleşti.
Yetkili, gemilerin Umman Körfezi‘ndeki Çabahar Limanı’ndan ayrıldığını ve savaş gemisi tarafından telsiz iletişimi yoluyla uyarıldığını söyledi. Başka uyarıların yapılıp yapılmadığı ise belirsizliğini korumaktadır.
16 Nisan
16 Nisan tarihinde ABD ile İran arasındaki müzakerelerde uranyum zenginleştirme ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokuna ilişkin anlaşmazlık öne çıkmaya devam etti. Müzakerelerde İran Devrim Muhafızları’nın karar alma sürecindeki etkisinin belirgin olduğu değerlendirilirken, İran’ın hem nükleer programı hem de Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol iddiası konusunda geri adım atmadığı gözlemlendi. Aynı gün ABD Başkanı Donald Trump, tarafların anlaşmaya “çok yakın” olduğunu ve İran’ın “neredeyse her şeyi kabul ettiğini” ifade ederek zenginleştirilmiş uranyum stokunun devrine onay verildiğini öne sürdü; ancak bu açıklamalar İran tarafından doğrulanmadı.
Aynı tarihte ABD’nin İran’a yönelik abluka politikası sürerken, bu kapsamda özellikle askeri kapasiteyi destekleyen unsurlar hedef alındı ve ekonomik baskının devam ettiği görüldü. İran’ın füze kuvvetlerinin mevcut ateşkesi kullanarak taktik ve operasyonel düzeyde yeniden yapılanma çabası içinde olduğu, ancak stratejik düzeydeki sanayi altyapısının yeniden inşasının zorluk taşıdığı değerlendirildi. 16 Nisan’da ayrıca ABD Başkanı Trump, Lübnan ile İsrail arasında saat 17.00 itibarıyla başlayacak 10 günlük bir ateşkes üzerinde anlaşmaya varıldığını duyurdu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Lübnan’ın Hizbullah’ı silahsızlandırması ve kalıcı bir barış anlaşması tesis etmesi gerektiğini belirtti.
17 Nisan
17 Nisan tarihinde İran Devrim Muhafızları, savaş sürecinde Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini aksatan başlıca aktör olarak, boğazdan geçişlere ilişkin yeni şartlar açıkladı. Buna göre yalnızca “çatışan ülkelerle bağlantısı olmayan” ticari gemilerin geçişine izin verileceği, gemilerin İran’ın belirlediği güzergâhı kullanarak İran karasularından geçmesi gerektiği ve geçişlerin İran güçleriyle koordine edilmesinin zorunlu olduğu belirtildi. Bu şartlar, İran’ın boğaz üzerindeki operasyonel kontrolünü sürdürme ve bu kontrolü ABD karşısında müzakerelerde bir baskı unsuru olarak kullanma niyetini ortaya koydu. Aynı gün Devrim Muhafızları, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçı‘nin Hürmüz Boğazı’nın “tamamen açık” olduğunu belirten açıklamasını sert şekilde eleştirdi; bu durum İran yönetimi içindeki görüş ayrılıklarının sürdüğüne işaret etti.
Aynı tarihte denizcilik verileri, İran bağlantılı gemilerin ABD ablukasını belirleyen hatta yaklaşmadığını gösterirken, ABD yetkilileri bu hattın ötesinde İran bağlantılı gemilere müdahale edileceğini açıkladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 17 Nisan itibarıyla 19 geminin ABD yönlendirmesiyle geri döndüğünü ve hiçbir geminin ablukayı aşamadığını duyurdu. Buna karşılık İran bağlantısı olmayan bazı gemilerin ablukaya takılmadan boğazdan serbestçe geçiş yaptığı gözlemlendi. Aynı günlerde ABD ile İran arasındaki müzakerelerde temel konularda ciddi görüş ayrılıklarının sürdüğü ve sürecin belirsizliğini koruduğu belirtildi. İran içinde bazı yetkililerin ateşkesi uzatacak geçici bir anlaşmayı desteklediği, bu sayede daha kapsamlı müzakerelerin sürdürülmesinin hedeflendiği; ancak bu durumun İran’ın balistik füze kapasitesini yeniden yapılandırma çabalarını devam ettirmesine de imkân tanıyabileceği değerlendirildi.
18 Nisan
18 Nisan tarihinde İran Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Ahmad Vahidi ve yakın çevresinin, son 48 saat içinde hem İran’ın askeri tepkisi hem de müzakere pozisyonu üzerinde en azından geçici bir kontrol sağladığı değerlendirildi. Aynı gün Devrim Muhafızları Donanması, Hürmüz Boğazı’nda çok sayıda ticari gemiye saldırı düzenledi ve “herhangi bir tür veya milliyete ait” hiçbir geminin geçişine izin verilmeyeceğini ilan etti. Bu açıklama, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin bir gün önce boğazın ticari trafiğe tamamen açık olduğuna dair yaptığı açıklamayla çelişti. Ayrıca Devrim Muhafızları’na yakın medya organları, ABD’nin “aşırı” talepleri nedeniyle İran’ın yeni bir müzakere turuna katılmayı kabul etmediğini duyurdu. Bu gelişmeler, müzakere sürecinde geleneksel olarak siyasi liderliğe ait olan rolün Devrim Muhafızları tarafından fiilen üstlenildiğine işaret etti.
Aynı tarihte Devrim Muhafızları’nın İran içindeki karar alma süreçleri üzerindeki etkisini daha da pekiştirdiği ve ABD ile yürütülen görüşmelerde daha pragmatik isimlerin geri planda bırakıldığı değerlendirildi. Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin durdurulması ve ticari gemilere yönelik saldırıların, hem ABD üzerinde ekonomik baskı oluşturmak hem de İran içinde Devrim Muhafızları’nın müzakere politikasındaki hakimiyetini göstermek amacıyla gerçekleştirildiği öne sürüldü. ABD Donanması’nın İran limanlarına yönelik ablukası 18 Nisan itibarıyla sürerken, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı 17-18 Nisan arasında iki geminin geri dönmeye zorlandığını ve ablukanın başlangıcından bu yana toplam 23 geminin geri çevrildiğini açıkladı. Aynı dönemde hiçbir İran bağlantılı geminin abluka hattını test etmediği bildirildi.
19 Nisan
19 Nisan tarihinde, ABD ile İran arasında varılacak herhangi bir uzlaşmanın İran’a Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini kontrol etme yetkisi tanımasının, küresel ticaret ve enerji güvenliği açısından önemli sonuçlar doğuracağı değerlendirildi. Bu tür bir durumun, seyrüsefer serbestisi ilkesini zayıflatacağı ve İran’ın boğazdan geçişi kendi taleplerine bağlayarak ABD ve müttefikleri üzerinde sürekli ekonomik baskı kurmasına imkân tanıyacağı belirtildi. Aynı gün İran’ın, Devrim Muhafızları protokollerine uyan ve belirli ücretler ödeyen gemilere öncelik tanıyarak Hürmüz Boğazı’nda fiili bir kontrol mekanizması oluşturmaya çalıştığı ve İran bağlantısı olmayan bazı gemilerin geçişini engellemeyi sürdürdüğü gözlemlendi.
Aynı tarihte ABD güçleri, savaş sürecinde ilk kez İran bayraklı bir konteyner gemisine el koyarken, denizcilik verileri ABD Donanması’nın en az üç İran veya İran bağlantılı gemiyi rotasını değiştirerek İran limanlarına yönelmeye zorladığını gösterdi. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner‘in 21 Nisan’da Pakistan’ın İslamabad kentinde İran ile müzakerelere katılmasının beklendiği bildirildi. Ancak 19 Nisan akşamı itibarıyla İran tarafı bu görüşmelere katılımı doğrulamadı. 18 Nisan’da İran destekli Iraklı milis grup Kataib Hizbullah tarafından yayımlanan bir açıklama ise, Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani‘nin Bağdat‘ta milis liderlerle yaptığı görüşmelerde ABD ve İsrail‘e karşı olası yeni bir çatışmaya hazırlık konularını ve bölgesel gruplar arasında koordinasyonun artırılmasını ele aldığını gösterdi.
20 Nisan
20 Nisan tarihinde İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf‘ın, ABD ile müzakerelere karşı çıkan Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Ahmed Vahidi ve diğer üst düzey yetkililerle rejim içi ciddi bir görüş ayrılığı yaşadığı değerlendirildi. Mevcut durumda Vahidi’nin daha güçlü bir konumda olduğu ve İsrail basınına göre İran’ın en üst lideri Mücteba Hamaney ile doğrudan temas kurabilen tek yetkili olarak kritik kararların diğer yetkililere iletilmesinde aracı rol üstlendiği belirtildi. Aynı günlerde ABD ve İran heyetlerinin Pakistan’ın İslamabad kentinde yeni bir müzakere turu için bir araya gelmesinin beklendiği, ancak tarafların temel taleplerinde önemli bir değişiklik olmadığı ifade edildi.
Aynı tarihte ABD Donanması’nın İran limanlarına yönelik ablukayı sürdürdüğü ve ablukanın başlangıcından bu yana 27 gemiyi rota değiştirmeye zorladığı, ayrıca ihlalde bulunmaya çalışan en az iki İran bağlantılı geminin geri çevrıldığı bildirildi. İran’a bağlı Hatam el-Enbiya Merkez Karargâhı, 19 Nisan’da ABD tarafından el konulan İran bayraklı Touska adlı gemi olayının ateşkesi ihlal ettiğini savundu. Güvenlik kaynakları ise geminin Çin’den İran’a çift kullanımlı (askeri-sivil) malzeme taşıdığını öne sürdü. Bunun yanı sıra İran Meclisi’nin, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol iddiasını hukuki zemine taşımak amacıyla İsrail bağlantılı gemilerin geçişini yasaklayan, “düşman” ülkelerin gemileri için özel izin şartı getiren ve İran’a zarar verdiği öne sürülen ülkelerden tazminat ödenene kadar geçişi engelleyen bir yasa tasarısı hazırladığı aktarıldı.
21 Nisan
21 Nisan tarihinde ABD, İran ile yürürlükte olan ateşkesi, İran tarafından bir teklif sunulup görüşmeler tamamlanana kadar uzattığını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, bu süreçte İran limanlarına yönelik ablukanın sürdürüleceğini teyit etti. Aynı gün ve bir gün öncesine ait çelişkili haberler, İran’ın planlanan müzakerelere katılımı ve ortak bir teklif sunamaması konularında belirsizlik yaşandığını ortaya koydu. Bu durumun, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Ahmed Vahidi arasındaki güç mücadelesiyle bağlantılı olduğu değerlendirildi. Mevcut tabloda Vahidi’nin daha etkili bir konumda olduğu yönündeki değerlendirmeler devam etti.
21 Nisan’da ayrıca Hizbullah, 16 Nisan’da yürürlüğe giren ateşkesten bu yana ilk kez İsrail güçlerine karşı bir saldırı düzenleyerek güney Lübnan ve kuzey İsrail’i hedef aldı. İsrail Savunma Kuvvetleri ise Rab el-Talatin bölgesinde saldırıda kullanılan roketatarı vurduğunu açıkladı.
22 Nisan
22 Nisan tarihinde İran Devrim Muhafızları Donanması‘nın Hürmüz Boğazı‘nda iki gemiye saldırdığı ve bu gemileri muhtemelen İran’a yönlendirdiği bildirildi. Bu adımın, İran’ın boğaz üzerindeki egemenlik iddialarını pekiştirmek, küresel deniz ticaretini aksatmak ve ABD’den taviz koparmak amacıyla atıldığı değerlendirildi. Söz konusu müdahalenin ayrıca ABD Donanması‘nın Umman Körfezi‘nde İran bayraklı Touska gemisine el koymasına bir karşılık niteliği taşıyabileceği ifade edildi. Aynı gün Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Ahmad Vahidi’nin tutumu ve deniz trafiğine yönelik saldırılar, İran tarafının gerekirse çatışmayı yeniden tırmandırmaya hazır olduğuna işaret etti. Vahidi’nin, boğaz üzerindeki kontrol iddiasını sürdürmek adına olası bir ABD askeri karşılığı riskini göze alabileceği değerlendirildi.
Aynı tarihte İran’daki karar alma süreçlerinin parçalı ve dağınık yapısını koruduğu, bu durumun ülkenin müzakerelerde tutarlı bir pozisyon oluşturamamasına yol açtığı gözlemlendi. İranlı yetkililerin son günlerde müzakerelere dönülüp dönülmemesi konusunda ortak bir karara varamadığı ve rejim içindeki farklı güç merkezlerinin temel konularda uzlaşıyı engellediği belirtildi. Ayrıca resmi karar alma ve koordinasyon mekanizmalarının etkin şekilde işlemediği ifade edildi.
23 Nisan
23 Nisan tarihinde ABD Başkanı Donald Trump’ın mesajlarının, İran rejimi içinde hem iç hizipler hem de ABD’ye yönelik olarak koordineli bir tepki üretildiği izlenimini güçlendirdiği değerlendirildi. İran’daki üç devlet erkinin başkanlarının, İslami devrim bağlamında kendilerine yöneltilebilecek “ılımlılık” suçlamalarına karşılık vermeyi amaçlayan bir dizi açıklama yaptığı bildirildi. Ardından İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in, Muhammed Bakır Kalibaf, Mesud Pezeşkiyan, Gholam-Hossein Mohseni Ejei ve Abbas Erakçı’nın bağlılık ifadelerini birkaç saat içinde eşgüdümlü bir biçimde kabul ettiği, bunun da rejim içinde pragmatik ve sertlik yanlısı kanatlar arasındaki rekabetin sona erdiği mesajını vermeyi amaçladığı değerlendirildi.
Aynı tarihte Mücteba Hamaney’in savaş sırasında aldığı yaralar nedeniyle İran’daki karar alma süreçleri üzerinde sınırlı etkiye sahip olabileceği, bu nedenle günlük yönetişimde Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Ahmad Vahidi’nin liderliğindeki askeri çevrelere giderek daha fazla bağımlı hale geldiği öne sürüldü. New York Times‘ın 23 Nisan tarihli haberine göre Mojtaba’nın sık tıbbi gözetim altında olduğu ve önemli ölçüde DMO komutanlarının tavsiyelerine dayandığı aktarıldı. Aynı gün Vahidi’nin, Hürmüz Boğazı üzerindeki İran egemenliği iddiasını ve nükleer programın korunmasını güçlü şekilde desteklemeye devam ettiği, ABD ile müzakereleri ise mevcut koşullarda değersiz gördüğü belirtildi. Vahidi’nin, devrimci birinci kuşak kadrolar içinde yer alması nedeniyle ideolojik saflığı ve askerî gücü ekonomik veya toplumsal kaygıların önüne koyduğu ifade edildi.[553]
24 Nisan
İran ve ABD delegasyonlarının Pakistan arabuluculuğunda İslamabad’da temaslarda bulunmak üzere hareket ettiği, ancak müzakerelerin ikinci turunun kesinleşmediği bildirildi. Öte yandan İran destekli Iraklı milislerin Kuveyt sınırında fiber optik altyapısına drone saldırıları gerçekleştirdiği, ancak bu saldırıların üstlenilmediği aktarıldı. Denizcilik alanında ise ABD ablukasının İran’ın petrol depolama kapasitesini zorladığı, bu nedenle İran’ın Hürmüz çevresindeki yüzer depolama kapasitesini artırmak için daha önce hizmet dışı bırakılmış bir tanker gemiyi yeniden devreye aldığı ve bunun enerji lojistiğini sürdürme çabalarının bir parçası olduğu değerlendirildi.
24 Nisan’da ABD ordusu, USS George H. W. Bush uçak gemisinin bölgeye ulaşmasıyla birlikte 2003’ten bu yana ilk kez Orta Doğu’da üç ABD uçak gemisinin konuşlandırıldığını açıkladı.
25 Nisan
ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın müzakere pozisyonlarında değişiklik olmadığı gerekçesiyle ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner’in Pakistan’ın İslamabad kentine planlanan ziyaretini iptal ettiği bildirildi.[556] Aynı gün Trump, Beyaz Saray Muhabirleri Yemeği sırasında meydana gelen silahlı saldırının ardından yaptığı açıklamada, söz konusu olayın kendisini İran’daki savaşı “kazanma” hedefinden vazgeçiremeyeceğini belirtti.
Hizbullah’ın, İsrail’in kuzeyindeki köy ve kasabalar ile güney Lübnan’daki İsrail güçlerini hedef alan daha sınırlı ölçekli saldırılar gerçekleştirdiği kaydedildi. Bu saldırılarda bir İsrail askeri hayatını kaybetti. Bununla birlikte, bu saldırıların topyekûn bir savaşı tetiklemeyecek düzeyde tutulmaya çalışıldığı, ancak çatışmanın yeniden tırmanma riskinin de gözetildiği ifade edildi.
26 Nisan
26 Nisan tarihinde ABD ile İran arasında anlamlı müzakerelerin ilerleme ihtimalinin, Devrim Muhafızları’nın karar alma süreçlerindeki baskın rolü ve uzlaşmaya karşı tutumu nedeniyle düşük kalmaya devam ettiği değerlendirildi. Aynı gün İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçı’nın Umman‘a giderek Maskat‘ta Sultan Heysem bin Tarık ile Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik durumunu görüşmek üzere temaslarda bulunduğu bildirildi. Bu temasların, bölgesel deniz güvenliği ve boğazdaki gerilimin yönetilmesine odaklandığı ifade edildi.
Aynı tarihte İsrail’in Birleşik Arap Emirlikleri‘ne (BAE) Demir Kubbe hava savunma sistemi bataryası ve İsrail Savunma Kuvvetleri personeli konuşlandırması, savaş süreciyle birlikte İsrail-BAE güvenlik iş birliğinin derinleştiğine işaret etti. Bataryanın, Başbakan Binyamin Netanyahu‘nun BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından gönderildiği ve sistemin işletilmesi için “birkaç düzine” İsrail askerinin görevlendirildiği aktarıldı.
27 Nisan
27 Nisan tarihinde İran’ın Pakistan arabuluculuğu aracılığıyla ABD’ye Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve savaşın sona erdirilmesine yönelik yeni bir teklif ilettiği, nükleer müzakerelerin ise daha sonraki bir aşamaya ertelenmesinin öngörüldüğü bildirildi. Axios’un ABD’li bir yetkili ve konuya aşina iki kaynağa dayandırdığı habere göre, bu öneri kapsamında İran’ın ABD’den Hürmüz Boğazı üzerinden geçen İran varlıklarına yönelik ablukayı kaldırmasını talep ettiği ve bunun müzakerelerdeki temel baskı unsurlarından biri olduğu ifade edildi. Buna karşın Trump 26 Nisan günü yaptığı açıklamada, İran ile kapsamlı bir anlaşma sağlanana kadar Hürmüz Boğazı’na yönelik ablukanın devam edeceği yönünde sinyal vermişti.
28 Nisan
İran’ın son müzakere önerisi, nükleer programı ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol iddialarını ele almaması nedeniyle ABD tarafından reddedilmiştir. Devrim Muhafızları Komutanı Ahmed Vahidi‘nin, İran’ın ağır ekonomik ve askeri baskılara rağmen üstün durumda olduğuna inandığı ve bu nedenle tavizsiz bir çizgi izlediği belirtilmiştir. Buna karşın, ekonomik sorunlar, petrol ihracatındaki zorluklar ve internet kesintilerinin yol açtığı sosyal ve ekonomik baskılar rejim üzerindeki gerilimi artırmaktadır.
İran içinde sertlik yanlısı gruplar arasında müzakereler ve güç paylaşımı konusunda belirgin bir iç çatışma yaşanmaktadır. Merkezi ve belirleyici bir otoritenin eksikliği bu anlaşmazlıkları görünür hale getirmiştir.
29 Nisan
İran’ın önümüzdeki günlerde ABD’ye sunması beklenen yeni müzakere teklifinde önemli tavizler vermesi olası görülmemiştir. Devrim Muhafızları Komutanı Ahmed Vahidi’nin özellikle nükleer program ve Hürmüz Boğazı üzerindeki İran kontrolü konusunda geri adım atmadığı, diğer rejim unsurlarının da bu sert çizgiyi belirgin biçimde sınırlayamadığı ifade edilmektedir. İran’ın ayrıca, ABD’nin deniz ablukası kaldırılmadan nükleer konunun gündeme alınmaması yönünde bir tutum etrafında konsolide olduğu belirtilmektedir.
İran yönetimi, ekonomik baskı, yaptırımlar ve olası abluka risklerine karşı farklı senaryolara hazırlanmaktadır. Bu kapsamda iç birlikteliği güçlendirme, alternatif ticaret yolları arama, Rusya ve Hazar havzası ülkeleriyle ilişkileri artırma ve bazı deniz taşımacılığı hatlarını dolaylı şekilde baskı altına alma gibi seçenekler değerlendirilmektedir. Ayrıca İran’ın ateşkes dönemini füze ve İHA kapasitesini yeniden yapılandırmak için kullandığı, bunun da olası çatışmalara hazırlık niteliği taşıdığı belirtilmektedir.
30 Nisan
30 Nisan’da Mücteba Hamanei, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki deniz taşımacılığı kontrolünü sürdüreceğini ve nükleer ile füze kapasitesinden vazgeçmeyeceğini açıkladı. Bu tutum, İran rejiminin ABD ile yapılacak olası müzakerelerde anlamlı tavizler verme ihtimalinin düşük olduğuna dair değerlendirmeleri güçlendirdi. Aynı süreçte, “pragmatist” yaklaşımı savunan bazı İranlı yetkililerin dahi, sert müzakere çizgisini belirleyen Ahmet Vahidi’nin pozisyonuna ve Mücteba Hamaney’in bu çizgiye verdiği kamuoyu desteğine uyum sağladığı bildirildi.
Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin son haftalarda Ahmet Vahidi ile yakın koordinasyon içinde hareket ettiği ve onun yönlendirmelerini takip ettiği iddia edilirken, bu durumun müzakere politikasında sertleşmeye işaret ettiği değerlendirilmiştir. Öte yandan Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan‘ın bu yakın işbirliğinden memnuniyetsizlik duyduğu, ancak kamuoyu önünde sert çizgiye destek verdikleri belirtilmektedir. İran’ın ayrıca Basra Körfezi ülkeleri ile ABD arasında ayrışma yaratmaya çalışarak, bölgedeki Amerikan askeri varlığının azaltılmasını hedefleyen uzun vadeli stratejisini sürdürdüğü ifade edilmektedir.
1 Mayıs
1 Mayıs’ta ABD Başkanı Donald Trump, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Kararı (War Powers Resolution) uyarınca Kongre liderlerine gönderdiği mektuplarda, çatışmaların şu ana kadar sona ermiş olduğunu ancak durumun tamamen bitmediğini belirtmiştir. Söz konusu düzenleme, askerî operasyonların 60 günle sınırlandırılmasını öngörmektedir.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın son teklifinden “memnun olmadığını” ifade etmiştir. Bu memnuniyetsizlik, İran’ın özellikle nükleer program ve Hürmüz Boğazı gibi temel konularda esnek davranmamasıyla ilişkilendirilmektedir. Öte yandan İran’ın mevcut ateşkesi, olası bir çatışma yeniden başladığında kullanılmak üzere füze ve insansız hava aracı (İHA) kapasitesini yeniden oluşturmak için değerlendirdiği iddia edilmiştir. Batılı medya kaynakları, İran’ın yer altına gizlenmiş veya ABD ve İsrail saldırıları sonucu enkaz altında kalmış silah sistemleri ve füze rampalarına yeniden erişmeye çalıştığını bildirmiştir. Bu sistemlerin, çatışmanın yeniden başlaması halinde ABD çıkarları, İsrail ve bölgedeki diğer ülkelere yönelik saldırılarda kullanılabileceği öne sürülmektedir.
2 Mayıs
İran’ın son müzakere teklifinde, Hürmüz Boğazı’nın yönetimi ile nükleer program konularındaki temel pozisyonunu değiştirmediği değerlendirilmiştir. Rejim içindeki bazı unsurların, İran’ın ABD’ye yeterli ekonomik ve siyasi maliyet yükleyerek Washington’u taviz vermeye zorlayabileceği yönünde bir hesap yaptığı ifade edilmiştir.
Aynı zamanda İran’ın, ABD’nin deniz ablukasına karşı dayanıklılık sağlamaya çalıştığı; bu kapsamda depolama kapasitesinin sınırlarına yaklaşılması nedeniyle petrol üretimini tamamen durdurmak yerine azaltma yoluna gittiği bildirilmektedir. Üretimin tamamen durdurulmasının petrol sahalarında ciddi hasara yol açabileceği belirtilmektedir.
Öte yandan Hizbullah‘ın 2 Mayıs’ta yayımladığı görüntülerde bu örgütün Lübnan içinde insansız hava aracı (İHA) üretimi gerçekleştirdiği belgelenmiştir. Bu gelişme, İsrail’in 30 Nisan’da Hizbullah’ın “birinci şahıs görüşlü drone” üretimi yaptığına inandığını açıklamasının ardından gelmiştir.[570]
3 Mayıs
İran’ın ABD’ye sunduğu karşı teklifin, üç aşamalı bir plan içerdiği bildirilmiştir. Bu plana göre Tahran, ilk aşamada savaşın hızlı şekilde sona erdirilmesini, gelecekte İran’a yönelik ortak askerî saldırıların önlenmesinin garanti altına alınmasını ve Hürmüz Boğazı geçiş rejimi meselesinin ele alınmasını hedeflemektedir. Nükleer programla ilgili müzakerelerin ise ikinci aşamaya ertelenmesi öngörülmektedir.
İran’ın bu yaklaşımıyla, ABD’yi savaşın sona erdirilmesi ve deniz ablukasının kaldırılması yönünde baskı altına almayı amaçladığı değerlendirilmektedir. İkinci aşamada uranyum zenginleştirmenin geçici olarak durdurulması, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunun başka yere nakledilmesi ya da seyreltilmesi gibi çeşitli seçeneklerin tartışmaya açılabileceği belirtilmektedir. Ancak İran’ın son teklifinde nükleer programına ilişkin somut ve bağlayıcı bir taviz vermediği ifade edilmektedir. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi’ye göre ABD, bu karşı teklife resmî yanıt vermiştir. ABD Başkanı Donald Trump ise 1 Mayıs’ta yaptığı açıklamada İran’ın teklifinden “memnun olmadığını” dile getirmiştir.
4 Mayıs
4 Mayıs’ta İran ordusu, ABD’yi Hürmüz Boğazı’ndan uzak durması konusunda uyararak bölgedeki gerilimi artırmıştır. Aynı gün Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’a ait olduğu değerlendirilen balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçlarını (İHA) engellediğini açıklamıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) yakın bir haber ajansı, İran donanmasının Hürmüz Boğazı’nda iki füze fırlatarak bir Amerikan donanma fırkateynini vurduğunu iddia etmiştir. Ancak ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), söz konusu geminin İran füzeleri tarafından isabet aldığını reddetmiştir. CENTCOM ayrıca Amerikan helikopterlerinin, Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere saldırdığı belirtilen altı İran teknesini imha ettiğini bildirmiştir.[575] Öte yandan BAE, Fujairah‘taki bir petrol işleme tesisine düzenlenen İHA saldırısının yangına yol açtığını ve olayda üç Hint vatandaşının yaralandığını duyurmuştur. İran ise BAE’ye yönelik önceden planlanmış bir saldırı programının bulunmadığını, yaşananların ABD’nin “askerî maceracılığı” sonucunda ortaya çıktığını savunmuştur.
5 Mayıs
5 Mayıs’ta Birleşik Arap Emirlikleri, üst üste ikinci gün İran kaynaklı füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşı karşıya kaldığını açıkladı.[578] Bu saldırıların, Körfez ülkeleri arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştirerek Birleşik Arap Emirlikleri’ni diğer Körfez devletlerinden diplomatik açıdan tecrit etmeyi amaçladığı değerlendirildi. İran’ın saldırıları yalnızca Birleşik Arap Emirlikleri’ne yöneltmesi, Tahran yönetiminin Körfez İşbirliği Konseyi içerisindeki kırılganlıkları kullanarak bölgesel ayrışmayı artırmaya çalıştığı şeklinde yorumlandı. İran devlet medyası ise saldırıları, Birleşik Arap Emirlikleri’nin Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile ilişkilerini güçlendirmesine bir tepki olarak sundu. Saldırıların ayrıca ABD Başkanı Donald Trump tarafından 3 Mayıs’ta ilan edilen Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini açmaya yönelik “Özgürlük Harekatı” (Projesi) girişimine karşı yapıldığı belirtildi.
Gelişmeler aynı zamanda İran iç siyasetindeki güç mücadeleleriyle ilişkilendirildi. Özellikle Ahmed Vahidi komutasındaki İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun, diplomatik girişimleri sınırlamaya çalıştığı ve Hürmüz Boğazı’na yönelik İran politikasında belirleyici rol oynadığı bildirildi. İran’daki pragmatist çevrelerin bu yaklaşım nedeniyle rahatsızlık duyduğu ileri sürüldü. İran’ın İngilizce yayın yapan devlet kuruluşu Press TV ise 5 Mayıs’ta, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğini uygulamak amacıyla “yeni bir mekanizma” geliştirdiğini duyurdu. Aynı gün Pete Hegseth ve ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, 4 Mayıs’ta Hürmüz Boğazı ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik İran saldırılarının ABD-İran ateşkesini ihlal etmediğini açıkladı.
6 Mayıs
6 Mayıs’ta ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nı yeniden ulaşıma açmayı amaçlayan Amerikan askerî operasyonu “Özgürlük Harekatı”nın geçici olarak durdurulduğunu açıkladı. Trump, kararın İran ile olası bir anlaşma yönünde “büyük ilerleme” kaydedilmesi nedeniyle alındığını belirterek, “kapsamlı ve nihai bir anlaşmaya” ulaşılıp ulaşılamayacağını görmek amacıyla operasyonun kısa süreliğine askıya alınacağını ifade etti. Buna karşın ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukasının yürürlükte kalacağı bildirildi.
7 Mayıs
7 Mayıs’ta Amerika Birleşik Devletleri, Bender Abbas ve Kiş Adası‘ndaki İran askerî tesislerini vurduğunu açıkladı. Washington yönetimi, saldırıların Hürmüz Boğazı’ndan geçen Amerikan destroyerlerine yönelik daha önce düzenlenen füze, insansız hava aracı ve sürat teknesi saldırılarına karşılık olarak gerçekleştirildiğini bildirdi. İran ise ABD’yi, İran’a ait bir petrol tankeri ile başka bir gemiyi hedef alarak ateşkesi ihlal etmekle suçladı. Tahran yönetimi ayrıca Amerikan hava saldırılarının Kiş Adası’ndaki sivil bölgeleri ve çevresindeki Bender Hemir ile Sirik kıyı kesimlerini vurduğunu ileri sürdü. İran ordusu ise bu gelişmelere karşılık olarak, Hürmüz Boğazı’nın doğusundaki ve Çabahar Limanı’nın güneyindeki Amerikan askerî gemilerini hedef aldığını açıkladı.
Aynı gün Birleşik Arap Emirlikleri, hava savunma sistemlerinin iki İran balistik füzesini ve üç insansız hava aracını düşürdüğünü, olaylarda üç kişinin orta derecede yaralandığını bildirdi.[583] ABD ayrıca İran’a ulaşmaya çalıştığı öne sürülen iki boş petrol tankerine saldırı düzenlediğini açıkladı.[584] İranlı yetkililer ise Hasab açıklarında “İran balıkçı ve yük gemilerini” hedef alan Amerikan saldırılarında altı kişinin kaybolduğunu ve çok sayıda kişinin yaralandığını duyurdu.
8 Mayıs
8 Mayıs’ta The Atlantic dergisine konuşan Donald Trump yönetimi yetkilileri ve danışmanları, Trump’ın savaşın gidişatından ve İran’ın, kendi taleplerine boyun eğmemesinden giderek “sıkıldığını” ve hayal kırıklığı yaşadığını söyledi. Habere göre Trump her ne kadar sık sık İran karşısında “zafer” ilan etse de, yönetim içindeki bazı isimler İran’a uygulanan deniz ablukasının Tahran’ı müzakere masasına oturmaya zorlayacağını umuyordu. Ancak bu gerçekleşmedi.
9 Mayıs
9 Mayıs’ta The Wall Street Journal gazetesi, Amerikalı yetkililerin de aralarında bulunduğu kaynaklara dayandırdığı haberinde, İsrail’in İran’a yönelik hava harekâtını desteklemek amacıyla Irak‘ın batı çöl bölgesinde gizli bir askerî üs kurduğunu iddia etti. Haberde, İsrail’in savaşın ilk dönemlerinde bu üssü keşfetmeye yaklaşan Irak askerlerine hava saldırısı düzenlediği ve bir askerin öldüğü öne sürüldü.
10 Mayıs
10 Mayıs’ta Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt, etkisiz hâle getirildiğini bildirdikleri insansız hava aracı ihlalleri yaşandığını açıkladı. Aynı gün, Katar açıklarında bulunan bir gemide insansız hava aracı saldırısı sonrasında yangın çıktığı bildirildi.[587] Trump ise aynı gün, İran’ın savaşı sona erdirmeye yönelik Amerikan teklifine verdiği yanıtın “tamamen kabul edilemez” olduğunu söyledi.
11 Mayıs
11 Mayıs’ta Amerika Birleşik Devletleri, İran üzerinde baskı kurmak amacıyla nükleer denizaltı USS Alaska (SSBN-732)’yı Cebelitarık‘a gönderdi. The Wall Street Journal, konu hakkında bilgi sahibi kişilere dayandırdığı haberinde, Birleşik Arap Emirlikleri‘nin İran’a karşı gizli saldırılar düzenlediğini, bunlar arasında Nisan ayı başlarında Lavan Adası’ndaki bir rafineriye gerçekleştirilen saldırının da bulunduğunu bildirdi. Bloomberg ise “konuya aşina kişiler”e dayandırdığı haberinde, Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran’a yönelik saldırıları İsrail ile koordineli şekilde gerçekleştirdiğini aktardı.
12 Mayıs
12 Mayıs’ta Kuveyt, İran’ı 1 Mayıs’ta altı silahlı İran Devrim Muhafızları Ordusu mensubu aracılığıyla Bubiyan Adası’na sızmaya teşebbüs etmekle suçladı. Olay sonucunda bir Kuveyt askeri yaralandı. Devrim Muhafızları mensuplarından dördü yakalanırken, geri kalan ikisi kaçtı.[592][593] Reuters, konu hakkında bilgilendirilmiş iki Batılı yetkili ile iki İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Suudi Arabistan‘ın mart ayının sonlarında İran’a karşı gizli saldırılar düzenlediğini bildirdi.
13 Mayıs
13 Mayıs’ta Reuters, aralarında Iraklı ve Batılı yetkililerin de bulunduğu, konuya aşina birden fazla kaynağa dayandırdığı haberinde, Suudi Arabistan’ın, 7 Nisan’daki ABD-İran ateşkesi sırasında, Irak-Suudi Arabistan sınırı yakınlarında İran destekli Iraklı milis gruplarını vurduğunu bildirdi. Iraklı kaynaklar ayrıca Kuveyt topraklarından en az iki roket saldırısı gerçekleştirildiğini belirtti. Buna karşın Reuters, saldırıların Kuveyt Silahlı Kuvvetleri tarafından mı yoksa ABD ordusu eliyle mi düzenlendiğini doğrulayamadı. The Wall Street Journal’a göre, Kuveyt, kendi topraklarından Iraklı milislere yönelik saldırılar gerçekleştirdi.[597] İsrail Başbakanlık Ofisi, Başbakan Binyamin Netanyahu‘nun savaş sırasında gizlice Birleşik Arap Emirlikleri‘ni ziyaret ettiğini açıkladı. Ancak bu iddia BAE tarafından reddedildi.
14 Mayıs
İran’ın, Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik iddialarının meşrulaştırılmasına, geçiş ücreti toplamaktan daha fazla öncelik verdiği bildirildi. İran’ın bu yaklaşım ile boğaz üzerindeki kontrolünün örtülü biçimde tanınmasını sağlamayı amaçladığı öne sürüldü. İran’ın belirli ülkelere geçiş kısıtlaması getiren protokolünün tanınmasının, Hürmüz Boğazı’nın İran toprağı olduğu iddiasını güçlendireceği ifade edildi. Çin Halk Cumhuriyeti‘nin ise yalnızca İran’ın abluka ve geçiş ücreti uygulamalarına karşı çıktığı, ancak egemenlik iddialarına açık biçimde itiraz etmediği aktarıldı.
Öte yandan, Çin şirketlerinin üçüncü ülkeler üzerinden İran’a silah satışı konusunda İranlı yetkililerle görüşmeler yürüttüğü bildirildi. The New York Times‘ın 13 Mayıs tarihli haberine göre, Pekin yönetiminin bu satışlara ve olası silah sevkiyatlarına hangi ölçüde onay verdiğinin henüz net olmadığı kaydedildi.
15 Mayıs
Üst düzey İranlı yetkililerin, gelecekteki ABD-İsrail saldırılarına karşı güvence verilmesini müzakerelerin ön şartı olarak talep etmeyi sürdürdüğü bildirildi. Birleşik Arap Emirlikleri’nin Füceyre‘deki ihracat kapasitesini artırarak Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltmayı hedeflediği bildirildi. Suudi Arabistan’ın ise savaş sonrası İran ile olası bir saldırmazlık paktını değerlendirdiği, ancak görüşmelerin somut ilerleme düzeyinin belirsiz olduğu ifade edildi. ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Lübnan arasındaki geçici ateşkesin 45 gün uzatıldığını duyurdu. Öte yandan İran destekli Iraklı milislerin, yeni Irak Başbakanı Ali El-Zaidi hükümetine verdikleri desteği çekmekle tehdit ettiği; ABD makamlarının da Irak’ta bulunan İran destekli Hizbullah Tugayları komutanlarından Muhammed Bakır Saad Davud el-Saadi’yi Batı ülkelerinde sivillere yönelik saldırı planlamakla suçladığı bildirildi.
16 Mayıs
İran yönetiminin, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü meşrulaştırmak amacıyla “denizcilik sigortası” adı altında resmî bir geçiş ücreti sistemi uygulamaya koyduğu bildirildi. Söz konusu sistemin, doğrudan “geçiş ücreti” yerine sigorta politikası olarak sunularak uluslararası tepkiyi azaltmayı hedeflediği öne sürüldü. İran’ın ayrıca Basra Körfezi‘ndeki gemilere yönelik teşvik ve tehdit politikalarını sürdürdüğü kaydedildi. Bunun yanında İran’ın, ABD deniz ablukasını aşmak amacıyla Çin, Pakistan ve Irak üzerinden kara ve demiryolu ticaret hatlarını genişletmeye çalıştığı ifade edildi. Ancak bu güzergâhların, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı üzerinden yürütülen deniz ticaretinin ölçeği ve verimliliğini karşılamasının zor olduğu değerlendirildi.
İsrail ile Lübnan’ın ateşkesi uzatma ve diyaloğu sürdürme konusunda anlaşmaya vardığı bildirildi. Ancak tarafların, Hizbullah‘ın silahsızlandırılması ve İsrail’in Güney Lübnan’daki askerî varlığı gibi temel konularda anlaşmazlık yaşamayı sürdürdüğü aktarıldı. İsrailli ve Lübnanlı yetkililerin, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına ilişkin uygulama mekanizması, takvim ve siyasi ayrıntılar konusunda uzun süredir görüş ayrılığı içinde olduğu kaydedildi.
17 Mayıs
17 Mayıs’ta Iraklı yetkililerin, İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşı desteklemek amacıyla Irak’ta aylar boyunca kullandığı başka bir üssün varlığını The New York Times’a doğruladığı bildirildi.
Muhtemelen İran veya İran destekli unsurların, 17 Mayıs’ta Birleşik Arap Emirlikleri’nin Abu Dabi kentindeki Berakah Nükleer Güç Santrali’ni hedef alan üç insansız hava aracı saldırısı düzenlediği bildirildi. Santraldeki radyasyon seviyelerinin normal olduğunun belirtildiği, insansız hava araçlarının hedefe batı yönünden yaklaştığının kaydedildiği aktarıldı. İran’ın daha önce de sorumluluğunu gizlemek ve hava savunma sistemleri açısından zorluk oluşturmak amacıyla hedeflere beklenmedik yönlerden yaklaşan insansız hava araçları kullandığı ifade edildi. İran Devrim Muhafızları Ordusu bağlantılı medya organlarının ise saldırıyı, olaydan Suudi Arabistan’ı sorumlu tutarak Birleşik Arap Emirlikleri ile diğer Körfez ülkeleri arasında görüş ayrılığı yaratma girişiminde bulunmak amacıyla kullandığı öne sürüldü.
18 Mayıs
İran’ın son karşı teklifinin, ABD’nin taleplerini karşılamadığı bildirildi. Konuya ilişkin bilgi sahibi üst düzey bir ABD’li yetkili ile mesele hakkında bilgilendirilen bir kaynağın, 18 Mayıs’ta Axios’a yaptıkları açıklamada, İran’ın karşı teklifinde “uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin askıya alınması ya da mevcut yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun teslim edilmesine” ilişkin bir taahhüdün yer almadığını belirttiği aktarıldı. ABD’nin taleplerinin, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunu Amerika Birleşik Devletleri’ne devretmesi yönünde olduğu ifade edildi.[604]
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump‘ın, 18 Mayıs’ta Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, 19 Mayıs için planlanan ABD’nin İran’a yönelik askerî saldırısını iptal ettiğini duyurduğu bildirildi. Trump’ın açıklamasının, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan liderlerinin, devam eden müzakereler ve İran’ın olası misillemelerine ilişkin kaygılar nedeniyle saldırının “iki ya da üç gün” ertelenmesini talep etmelerinin ardından geldiği aktarıldı. Trump’ın ayrıca, müzakerelerin başarısız olması durumunda İran’a karşı kısa süre içinde “tam kapsamlı ve geniş ölçekli bir saldırı” başlatmaya hazır olunması yönünde ABD ordusuna talimat verdiğini belirttiği kaydedildi. İran’ın, Hürmüz Boğazı üzerindeki geçişler üzerindeki kontrol iddiasını, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi‘ne aykırı biçimde resmileştirmeyi ve kurumsallaştırmayı sürdürdüğü ifade edildi. İran’ın, Hürmüz Boğazı’nın kendi karasuları içinde bulunduğunu öne sürerek bunun sözleşme kapsamında “hukuki” olduğunu yanlış biçimde iddia ettiği aktarıldı. İran Devrim Muhafızları Ordusu bağlantılı yayın organlarının ise, rejimin Hürmüz Boğazı üzerindeki otoritesini kurumsallaştırma çabalarının bir parçası olarak, boğazla bağlantılı ticari faaliyetleri tehdit etmeyi sürdürdüğü bildirildi.
19 Mayıs
Amerika Birleşik Devletleri‘nin, deniz ablukası ve yaptırımlar yoluyla İran üzerindeki ekonomik baskısını sürdürdüğü bildirildi. İran’daki ekonomik sıkıntılara ilişkin kaygıların, tek başına İran liderliğinin müzakere taleplerinden geri adım atacağı anlamına gelmediği; ancak rejim istikrarına yönelik ciddi bir tehdidin, Tahran‘ın müzakere pozisyonunu yeniden değerlendirmesine yol açabileceği ifade edildi. İran liderliğinin ise halkın ekonomik refahına, bunun rejim istikrarı üzerindeki etkisi dışında sınırlı önem verdiğinin değerlendirildiği aktarıldı.
Öte yandan bazı NATO ülkelerinin, İran’ın Hürmüz Boğazı‘ndaki ablukasını sürdürmesi durumunda Temmuz ayı başından itibaren ticari gemilere refakat edilmesini öngören bir planı desteklediği bildirildi. Ayrıca İran’ın, savaş sırasında ABD ve müttefik hava araçlarını daha etkili biçimde hedef alabilmek amacıyla ABD askerî uçaklarının uçuş düzenlerini analiz ettiği; ABD ordusunun ise öngörülebilir uçuş modellerinin doğurduğu risklerin farkında olduğu ifade edildi.
20 Mayıs
20 Mayıs’ta ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Amerikan ablukasını ihlal ettiğinden şüphelenilen İran bayraklı bir petrol tankerine bir gün önce Umman Körfezi‘nde ABD askerleri tarafından çıkıldığını açıkladı. Yapılan aramanın ardından tanker serbest bırakıldı ve mürettebatına rotasını değiştirmesi talimatı verildi.
Aynı gün yayımlanan yeni bir habere göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran ile ilgili yeni bir barış önerisi nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı gergin bir telefon görüşmesinde endişelerini dile getirdi. Netanyahu’nun, İran İslam Cumhuriyeti’ni daha da zayıflatmak amacıyla ABD’nin İran üzerindeki askerî baskıyı sürdürmesi gerektiğini savunduğu bildirildi.
21 Mayıs
21 Mayıs’ta, İran’ın ABD’nin son teklifine henüz yanıt vermediği ve müzakerelerde nükleer silahlar ile Hürmüz Boğazı konularının temel anlaşmazlık başlıkları olmaya devam ettiği belirtildi. İran yönetimi içinde özellikle yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılması konusunda görüş ayrılıkları bulunduğu, buna karşın Hürmüz Boğazı üzerindeki İran kontrolünün resmileştirilmesi talebinde ortak bir tutum benimsendiği öne sürüldü. Ayrıca İran’ın ateşkes sürecini insansız hava aracı ve füze kapasitesini yeniden güçlendirmek için kullandığı iddia edildi. Çin ve Rusya’nın bu çabalara destek verdiği ileri sürülürken, ABD’li yetkililere göre Çin’in füze bileşenleri gönderdiği öne sürüldü; ancak bu parçaların İran’a ulaştığına dair kanıt bulunmadığı belirtildi.
22 Mayıs
22 Mayıs’ta Katar‘ın, İran saldırılarından etkilenmesine rağmen savaşta arabulucu rolü üstlendiği bildirildi. Bununla birlikte, Pakistan’ın taraflar arasındaki başlıca arabulucu olmaya devam ettiği belirtildi.
23 Mayıs
İran’ın son karşı teklifinde ABD’den İran’a yönelik tehditlerin sona erdirilmesini, ekonomik yaptırımların hafifletilmesini ve Hürmüz Boğazı’nın İran denetiminde kalmasının kabul edilmesini öncelikli talepler olarak öne çıkardığı, buna karşılık nükleer program konusundaki görüşmeleri ertelemeye çalıştığı belirtildi. Teklifte ayrıca savaşın tüm cephelerde sona erdirilmesi, Lübnan’daki çatışmaların durdurulması ve ABD güçlerinin bölgeden çekilmesi talep edildiği aktarıldı. ABD Başkanı Donald Trump’ın 23 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, İran’a yönelik saldırıların yeniden başlatılıp başlatılmayacağına 24 Mayıs’a kadar karar vereceğini ve yalnızca uranyum zenginleştirme ile yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokları gibi temel konuları kapsayan bir anlaşmayı kabul edeceğini söylediği belirtildi.
24 Mayıs
24 Mayıs’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran’ın nükleer silah peşinde olmadığını dünyaya güvence vermeye hazır olduğunu açıkladı.[613] Aynı gün İran medyası, İran ordusunun Hürmüzgan eyaletinde bir İsrail yapımı Orbiter keşif insansız hava aracını ele geçirdiğini bildirdi. İsrail tarafı ise böyle bir olaydan haberdar olmadığını açıkladı.
Aynı gün bir ABD yetkilisi, ABD ile İran’ın teorik olarak Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası trafiğe açılması ve İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını elden çıkarması konusunda uzlaşmaya vardığını söyledi.
25 Mayıs
25 Mayıs’ta ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen diplomatik girişimlerde arabuluculuk yapan tüm ülkelerin İsrail ile ilişkileri normalleştirmeyi öngören İbrahim Anlaşmaları‘na katılması gerektiğini söyledi. Trump, bu sürecin öncelikle Suudi Arabistan ve Katar ile başlaması gerektiğini belirtirken, İran ile yürütülen müzakerelerin de “olumlu ilerlediğini” ifade etti.[616] Trump daha sonra bu açıklamasında zikrettiği ülkeler listesini genişleterek Suudi Arabistan ve Katar’ın yanı sıra Pakistan, Mısır, Ürdün ve Türkiye’nin de İbrahim Anlaşmaları’na imza atarak İsrail ile diplomatik ilişkilerini normalleştirmeleri gerektiğini söyledi.[617] Aynı gün Amerika Birleşik Devletleri, savunma amaçlı olarak düzenlediği belirtilen saldırılarda Hürmüz Boğazı çevresindeki İran Devrim Muhafızlarına ait tekneler ve Bandar Abbas kentindeki bir füze sahaları da dahil olmak üzere çeşitli hedeflere saldırı düzenledi.[618] Saldırılarda çok sayıda İran askerinin öldüğü bildirildi. İran kaynaklarına göre, ABD saldırılarından önce İran ordusu denizde bulunan bir gemiyi hedef aldı.
26 Mayıs
26 Mayıs’ta İran, ABD’ye ait bir MQ-9 insansız hava aracını düşürdüğünü ve hava sahasına giren bir savaş uçağına ateş açtığını açıkladı. İran ayrıca, ABD’ye ait bir RQ-4 insansız hava aracı ile bir F-35 savaş uçağının Körfez bölgesi üzerinden ülkenin hava sahasına girdiğini, daha sonra bölgeden çekildiğini iddia etti.
İran dini lideri Mücteba Hamanei, hac ibadeti dolayısıyla yayımlanan mesajında İsrail’in önümüzdeki 15 yıl içinde varlığını sürdüremeyeceğini savundu. İran medyasında yayımlanan mesajda, öldürülen eski dini lider Ali Hamanei’nin yaklaşık on yıl önce, İsrail’in “önümüzdeki 25 yılı göremeyeceği” yönündeki açıklamasına atıfta bulunuldu. Mesajda İsrail, “istikrarsız Siyonist rejim” ve “kanserli tümör” olarak nitelendirilirken, “lanetlenmiş varlığının son aşamalarına yaklaştığı” ifade edildi.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar ise Mücteba Hamanei’nin açıklamalarına alaycı bir şekilde yanıt vererek kullanılan söylemin “tanıdık geldiğini” söyledi. Sa’ar, Şubat ayı sonunda İran’a düzenlenen ABD-İsrail saldırılarında öldürülen eski dini lider Ali Hamenei’ye atıfta bulunarak, “Benzer soyadına sahip birinin de aynı şeyleri söylediğini hatırlıyorum” ifadelerini kullandı.
27 Mayıs
27 Mayıs’ta bir ABD’li yetkili, ABD ordusunun İran’da, Amerikan kuvvetleri ile Hürmüz boğazındaki ticari deniz trafiği için tehdit oluşturduğuna inanılan bir askerî tesisi hedef alan yeni saldırılar gerçekleştirdiğini açıkladı. Yetkili ayrıca, ABD ordusunun benzer bir tehdit teşkil eden birkaç İran insansız hava aracını da düşürdüğünü belirtti.
28 Mayıs
28 Mayıs’ta Kuveyt, kendi topraklarına doğru fırlatılan bir balistik füzeyi düşürdü. İran, söz konusu füzenin, bir önceki gün gerçekleştirilen saldırıdan sorumlu tuttuğu Kuveyt’teki Amerikan üssünü hedef aldığını açıkladı.
Bloomberg, olaya aşina bir kaynağa dayandırdığı haberinde, düşürülen Fatih-110 füzesinin enkazının Ali Al Salem hava üssüne düştüğünü bildirdi. Habere göre bu olay sonucunda yaklaşık beş Amerikan askeri ve yüklenici personel hafif şekilde yaralanmıştır. Bunun yanında bir adet MQ-9 Reaper tamamen imha edilmiş ve en az bir diğer MQ-9 Reaper ciddi hasar görmüştür.
Aynı gün İran devlet medyası, İran askerlerinin, gerekli izin olmaksızın Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan dört gemiye doğru uyarı amaçlı füze atışları gerçekleştirdiğini bildirdi.
29 Mayıs
29 Mayıs tarihinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nın herhangi bir geçiş ücreti uygulanmaksızın ve mayınlardan arındırılmış şekilde derhâl açılması çağrısında bulunduğu bildirildi. İran’ın son günlerde Hürmüz Boğazı üzerinde fiilî kontrol kurmaya yönelik güç kullanma girişimlerini sürdürdüğü, buna karşılık ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) boğazın kuzey kesiminde askerî faaliyetler icra edeceğine dair denizcilere ve havacılara bildiri yayımladığı aktarıldı. Ayrıca İranlı yetkililerin, nükleer silah geliştirmeme ve yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stoklarını imha etme veya ülke dışına çıkarma yönündeki ABD taleplerini kabul etmeyeceklerini yineledikleri ifade edildi.
Aynı dönemde ABD Hazine Bakanlığı’nın, İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmayı ile bağlantılı enerji şirketlerinin petrol sevkiyatlarını kolaylaştırdığı gerekçesiyle beş paravan şirkete yaptırım uyguladığı; CENTCOM’un ise İran’ın, Buşehr yakınlarında Amerikan hava araçlarını düşürdüğü yönündeki iddialarını reddettiği bildirildi. Ayrıca, Suudi Arabistanlı yetkililerin Birleşik Arap Emirlikleri’nin ABD-İsrail hava saldırılarındaki rolünün bölgesel enerji tesislerine yönelik İran misillemesi riskini artırdığından şikâyet ettiği, bunun yanında Hizbullah’ın gece operasyonlarına uyum sağlayarak termal kameralarla donatılmış FPV insansız hava araçları kullanmaya başladığı ve bu alanda İsrail karşı tedbirlerine hızla uyum gösterdiğinin değerlendirildiği kaydedildi.
30 Mayıs
30 Mayıs’ta, The Wall Street Journal, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndan geçerken radar ve takip sistemlerini kapatan gemilere rehberlik etmeye yardımcı olduğunu bildirdi. Aynı gün, ABD, İran ablukasını delmeye çalışan başka bir ticaret gemisini etkisiz hâle getirdiğini açıkladı.
1 Haziran
1 Haziran’da ABD, hafta sonu İran’ın bir ABD yapımı MQ-1 Predator insansız hava aracını düşürmesinin ardından İran’a ait askerî hedeflere saldırı düzenlediğini açıkladı. İran ise buna bir saldırıyla karşılık verdiğini duyurdu.
2 Haziran
2 Haziran’da ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bir Amerikan savaş uçağından fırlatılan Hellfire füzesinin, ABD ablukasına uymadığı ve “tekrarlanan uyarıları dikkate almadığı” iddia edilen, Harg Adası‘na doğru seyreden bir tankeri etkisiz hâle getirdiğini duyurdu.
3 Haziran
3 Haziran’da İran, Kiş Adası yakınlarındaki haberleşme kulelerine yönelik Amerikan saldırısına karşılık olarak, ABD Beşinci Filosu karargâhını, bölgedeki bir hava üssünü ve helikopterleri füze ve İHA’larla hedef aldığını açıkladı. İran ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı civarında bir İran tankerine saldırmasına karşılık olarak Panaya adlı bir gemiyi füzelerle vurduğunu bildirdi. CENTCOM ise İran’ın Kuveyt‘e yönelik bazı füze saldırılarının hedefe ulaşamadığını veya havada parçalandığını, bölgesel hedeflere yönelen balistik füzelerin başarısız olduğunu ve Bahreyn‘e yönelen füzelerin düşürüldüğünü açıkladı. Ayrıca ABD ordusunun, bölgesel sulardaki sivil gemileri ve Kuveyt’teki Amerikan kuvvetlerini hedef aldığı belirtilen İran İHA’larını düşürdüğü ve İran’ın saldırı girişimlerinin ardından Kiş Adası’na yönelik operasyonlar gerçekleştirdiği bildirildi. Kuveyt Havalimanı’nı hedef alan saldırılarda bir kişi hayatını kaybetmiş, onlarca kişi yaralanmıştır. İran sorumluluğu reddederek hasarın ABD yapımı Patriot hava savunma sistemindeki bir arızadan kaynaklandığını ileri sürmüş, ABD ise bu iddiayı reddetmiştir. İran ayrıca Umman Körfezi‘ndeki bir Amerikan askerî gemisini “Hürmüz kurallarını ihlal ettiği” gerekçesiyle hedef aldığını açıklarken, ABD bu iddiayı da kabul etmemiştir.
4 Haziran
4 Haziran’da çeşitli değerlendirmelerde, Hizbullah ve İranlı yetkililerin, İsrail‘in Lübnan’da tam geri adım atmasını öngörmeyen herhangi bir ateşkes planını kabul etmedikleri bildirildi. Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım‘ın, İran’ın Lübnan’da kapsamlı bir ateşkes sağlanmasına yönelik tutumunun İran’ın ABD ile yürüttüğü daha geniş stratejinin bir parçası olduğunu ifade ettiği aktarıldı. Ayrıca İranlı yetkililerin, ABD ile devam eden görüşmelerde özellikle Hürmüz Boğazı’nın statüsü ve İran’ın nükleer programı gibi tartışmalı konular üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla Lübnan meselesini gündemde tutmaya çalıştıkları öne sürüldü. İran liderliğine yakın bir gazetenin, Hürmüz Boğazı’nın savaş öncesi statüsüne dönmeyeceğini savunduğu ve bunun İran’ın bölgedeki hedeflerine işaret ettiği belirtildi.
5 Haziran
5 Haziran’da CNN, İsrail’in savaş kapsamında gizlice Azerbaycan‘a askerî personel konuşlandırdığını ve Somaliland‘da bir tesis işlettiğini bildirdi. Aynı gün ABD Savunma Bakanlığı, Amerikan kuvvetlerinin Hint Okyanusu‘nda İran’ı desteklediği belirtilen yaptırım altındaki bir tankere müdahale ettiğini açıkladı. İran ise Umman Körfezi‘ndeki Amerikan savaş gemilerine yönelik uyarı amacıyla füze ve insansız hava araçları fırlattığını duyururken, ABD bu iddiayı reddederek böyle bir eylemin ateşkesin ciddi bir ihlali anlamına geleceğini belirtti.
6 Haziran
6 Haziran’da ABD, Hürmüz Boğazı yönüne gönderildiği öne sürülen İran İHA’larını düşürdüğünü ve Sirik ile Kiş Adası’ndaki kıyı gözetleme radarlarını vurduğunu açıkladı. İran ise buna karşılık olarak Kuveyt’teki Amerikan hava üslerini ve Bahreyn’deki bir ABD donanma tesisini balistik füzelerle hedef aldığını bildirdi. CENTCOM, fırlatılan yedi İran füzesinden altısının düşürüldüğünü, birinin ise hedefine ulaşamadığını açıkladı.[642] 7 Haziran’da ABD, Hürmüz Boğazı için tehdit oluşturduğu iddia edilen iki İran İHA’sını düşürdüğünü duyurdu.[643] Aynı gün Lübnan devlet medyası, Beyrut‘ta Hizbullah’ın kalesi olarak görülen Dahiya adlı güney banliyösüne düzenlenen bir İsrail saldırısında iki kişinin öldüğünü ve 11 kişinin yaralandığını bildirirken, İsrail Savunma Kuvvetleri saldırının Hizbullah’ın kuzey İsrail’e yönelik ateşine karşılık olarak gerçekleştirildiğini açıkladı.
7 Haziran
İran, ABD’nin deniz ablukası ve Beyrut’un güneyindeki saldırılar nedeniyle Orta Doğu’daki Amerikan üsleri ile İsrail varlıklarının meşru hedefler hâline geldiğini savundu.[645] Daha sonra İran’ın İsrail’e balistik füze saldırısı düzenlediği, İsrail’in ise tüm füzelerin engellendiğini açıkladığı bildirildi. İran saldırının hedefinin Ramat David Hava Üssü olduğunu belirtirken, İsrail ateşkesin ihlal edildiğini öne sürerek sert karşılık vereceğini duyurdu.
8 Haziran
8 Haziran’da İsrail Savunma Kuvvetleri, İran’ın orta ve batı kesimlerindeki askerî hedeflere saldırı düzenlediğini açıkladı. Tahran, İsfahan ve Tebriz‘de patlamalar meydana geldiği bildirildi.[649] Bu saldırılara ek olarak İsrail İran’da bulunan bir petro-kimya tesisini de hedef aldı. Bunun ardından iki ülke arasında karşılıklı saldırılar yaşanırken, Husiler de Tel Aviv ve Kudüs dolayına fırlattıkları bir balistik füze ile çatışmalara dahil oldu. İran daha sonra İsrail’e yönelik askerî faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı. İsrail de daha sonra ABD Başkanı Donald Trump’ın talebi üzerine İran’a yönelik saldırılarını durdurduğunu açıkladı.[653] Aynı gün, CENTCOM, Harg Adası‘na doğru seyreden yüksüz bir petrol tankerinin, iddiaya göre yapılan çok sayıdaki uyarıyı dikkate almamasının ardından Amerikan kuvvetleri tarafından etkisiz hâle getirildiğini açıkladı.[654] Hindistan Denizcilik Bakanlığı, tankerde bulunan 24 Hintli mürettebat üyesinin güvende olduğunu, gemide yangın çıktığının bildirildiğini ve tüm mürettebatın Umman‘ın yardımıyla kurtarıldığını açıkladı.[655]
9 Haziran
9 Haziran’da The New York Times, Hürmüz boğazı civarında bir helikopterin düşmesinin ardından Amerikan mürettebatının kurtarıldığını bildirdi. CENTCOM, mürettebatın ilk kez ABD Donanması’na ait bir insansız deniz aracı tarafından bulunarak kurtarıldığını açıkladı. Aynı gün Trump, İranlıların Hürmüz üzerinde ABD helikopterini düşürdüğünü söyledi ve buna karşılık verileceğini taahhüt etti. Bir ABD yetkilisi, helikopterin bir Şahid tipi tek yönlü saldırı insansız hava aracı tarafından düşürüldüğünü söyledi.[660] İran ise helikopteri kasıtlı olarak hedef almadığını açıkladı.[661] CENTCOM daha sonra, Amerikan helikopterinin düşürülmesine misilleme olarak İran’a karşı “meşru müdafaa” amaçlı saldırılar düzenlediğini açıkladı. İran ise ABD saldırılarına misilleme olarak ABD Beşinci Filosu’nu hedef alan saldırılar gerçekleştirdiğini ve bunun yanında Ürdün’de F-35 uçaklarının bulunduğu Amerikan üssüne doğru füzeler fırlattığını açıkladı.
10 Haziran
10 Haziran’da İran, ABD saldırılarına misilleme olarak ABD Beşinci Filosu’nu, Ali Al Salem Hava Üssü’nü ve F-35 savaş uçaklarının konuşlu olduğu Muwaffaq Salti Hava Üssü’nü hedef alan saldırılar düzenlediğini açıkladı.[663][664] Aynı gün ABD Başkanı Donald Trump, savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerde yeterli ilerleme sağlanamadığını belirterek İran’a karşı “çok sert” saldırılar düzenleme sözü verdi.[665]
Aynı gün ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran limanlarına yönelik ablukayı ihlal ettiği iddia edilen bir petrol tankerine Umman Körfezi‘nde ateş açıldığını ve tankerin etkisiz hâle getirildiğini açıkladı. Hindistan Dışişleri Bakanlığı saldırıyı kınayarak olay sırasında üç Hint mürettebatın kaybolduğunu, diğer 21 Hint mürettebatın ise kurtarıldığını bildirdi. Daha sonra kayıp üç Hint mürettebatın saldırıda öldüğü doğrulandı.[666][667] Trump ayrıca ABD ordusunun Hürmüz Boğazı üzerinden 100 milyon varil petrolün geçişini gizlice kolaylaştırdığını söyledi.[668]
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, ABD’nin 10 Haziran’da İran’a karşı sert saldırılar düzenleyeceğini ve “kilit tesisleri” bombalayacağını açıkladı. Daha sonra ABD ordusu, süreçte 49 Tomahawk füzesi kullanarak İran’daki çok sayıda hedefe saldırı düzenledi. ABD’nin hassas güdümlü mühimmatlarla gerçekleştirdiği ilk saldırıların, iddiaya göre Bemani yakınlarında içme suyu temin eden tesisleri hedef aldığı belirtildi. Yerel yetkililer, yaklaşık 20.000 kişinin su tedarikinden mahrum kaldığını açıkladı. İran medyası ise Tahran eyaletine yönelik Amerikan saldırılarında üç kişinin yaralandığını bildirdi.
11 Haziran
11 Haziran’da İran Silahlı Kuvvetleri Müşterek Komutanlığı, Hürmüz Boğazı’nı petrol tankerleri ve ticari gemilere kapattığını duyurarak geçiş yapmaya çalışan gemilere ateş açılacağını bildirdi ve boğazdan geçmeye çalıştığı iddia edilen iki gemiyi vurduğunu öne sürdü. ABD ordusu ise bu iddiaları reddetti. İran ayrıca, ABD saldırılarına misilleme olarak Kuveyt ve Bahreyn‘deki Amerikan askerî üslerinde bulunan Patriot hava savunma sistemlerine ait haberleşme antenleri ve radar tesislerine, ayrıca Ürdün’deki bir ABD komuta merkezine saldırılar düzenlediğini açıkladı. Düşürülen İran insansız hava araçlarının enkazları Bahreyn‘in başkenti Manama‘daki yerleşim alanlarına düştü. Evlerde hasara yol açtı, araçların yanmasına neden oldu ve çeşitli enkaz parçaları bıraktı. Resmî bir rapora göre olayda 11 yaşındaki bir kız çocuğu hafif şekilde yaralandı.
12 Haziran
12 Haziran’da bir Amerikalı yetkili, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere saldırmaya çalıştığını iddia ederek ABD kuvvetlerinin iki İran insansız hava aracını düşürdüğünü açıkladı.[680] Aynı gün Pakistan, İran ile ABD arasındaki barış anlaşmasının metni üzerinde mutabakata varıldığını duyurdu.
13 Haziran
13 Haziran’da CENTCOM, Amerikan kuvvetlerinin Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemileri hedef aldığı iddia edilen çok sayıda İran insansız hava aracını engellediğini ve boğazın “ulaşıma açık kalmaya devam ettiğini” açıkladı.[682] Aynı gün Pakistan, İslamabad Mutabakatı‘nın ertesi gün dijital olarak imzalanacağını bildirdi.[683] Uzaktan imzalanması planlanan anlaşmanın, Pakistan, Katar, Mısır ve Türkiye’nin kolaylaştırıcılığında ABD ile İran arasında yaklaşık üç ay süren müzakerelerin sonucu olduğu belirtildi.[684] İran ise o gün herhangi bir anlaşma imzalanacağını reddetti.
14 Haziran
14 Haziran’da İran, ABD ile hazırlanan taslak anlaşmanın Tahran’ın nükleer silah üretmemeyi veya edinmemeyi kabul etmesini, buna karşılık ABD’nin de Tahran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunu İran içinde seyreltmesine izin vermesini içerdiğini açıkladı.
Bu gelişmelerin yanında, Hizbullah’ın İsrail köy ve kasabalarına karşı saldırılarını sürdürmesi üzerine İsrail ordusu, 14 Haziran’da Beyrut’a bir hava saldırısı düzenledi.[687] Saldırıda, Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Ali Musa Dakduk öldürüldü.[688] İsrail’in söz konusu operasyonu, İran’ın Beyrut’a yönelik her İsrail saldırısının doğrudan İran tarafından gerçekleştirilecek bir füze saldırısıyla karşılık bulacağı yönündeki caydırıcılık politikasına rağmen gerçekleştirmesi dikkat çekti.
Saldırının ardından İran, İsrail’e karşı misillemede bulunacağı yönünde açıklamalar yaptı. Ancak günün ilerleyen saatlerinde, ABD Başkanı Trump tarafından gelen diplomatik baskı sonrasında planlanan saldırının iptal edildiği bildirildi. Buna karşılık İsrail yönetimi, İran’dan gelebilecek herhangi bir saldırıya karşı hazırlıklı olduğunu açıklarken, böyle bir girişimin gerçekleşmesi hâlinde sert bir karşılık verileceği uyarısında bulundu.
15 Haziran
15 Haziran’da ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, mutabakat zaptının bir önceki gün her iki ülke tarafından dijital olarak imzalandığını açıkladı.[692] Aynı gün ABD ordusu, anlaşmanın 19 Haziran’da resmen imzalanmasına kadar ablukanın yürürlükte kalacağını netleştirdi.[693] ABD ve İranlı kaynakların, iki ülke arasında varılan son anlaşmanın bazı temel hükümlerine ilişkin farklı yorumlarda bulunduğu, ancak anlaşma metninin henüz yayımlanmamış olması nedeniyle bu yorumlardan hangisinin doğru olduğunun kesin olarak belirlenemediği bildirildi.
Hizbullah‘ın, anlaşmada öngörülen Lübnan ateşkesine bağlı kalacağını bildirdiği ve anlaşmayı İsrail’in Lübnan’dan çekilmesine zemin hazırlayan bir adım olarak gördüğünü ima ettiği belirtildi. Buna karşılık İsrailli yetkililerin, İsrail Savunma Kuvvetleri‘nin Hizbullah’ın kapasitesini zayıflatmak amacıyla Lübnan’daki operasyonlarını sürdüreceğini açıkladı. Hizbullah ve İran’ın ise anlaşmanın uygulanmasını İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarının sona erdirilmesi şartına bağlayarak İsrail üzerinde baskı kurmaya çalışabileceği öne sürüldü.
Anlaşmanın imzalanmasının duyurulmasının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu bir basın toplantısı düzenledi. Netanyahu, İsrail’in söz konusu anlaşmanın ayrıntılarını bilmediğini ancak anlaşma olsun ya da olmasın İran’ın hiçbir zaman nükleer silah sahibi olmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Netanyahu, İsrail ile ABD’nin birlikte ülke tarihinin en büyük saldırı operasyonlarından birini gerçekleştirdiğini, İran’ın nükleer programına, füze üretim kapasitesine, askerî altyapısına ve ekonomiyle bağlantılı çeşitli tesislerine ağır zarar verdiklerini ileri sürdü. İran ekonomisine yüz milyarlarca dolarlık zarar verildiğini iddia eden Netanyahu, İsrail ile ABD arasında zaman zaman görüş ayrılıkları bulunsa da İsrail’in güvenlik çıkarlarını korumaya devam edeceklerini belirtti. Lübnan‘daki güvenlik bölgesinde gerekli görüldüğü sürece kalacaklarını ifade eden Netanyahu, Gazze, Lübnan, Suriye, Yemen ve Batı Şeria‘da yürütülen operasyonlara atıfta bulunarak mücadelenin sona ermediğini ve İsrail’in güvenliğini sağlamak için askerî faaliyetlerini sürdüreceğini vurguladı.
16-30 Haziran dönemi gelişmeleri
16–30 Haziran döneminde, ABD ile İran arasında imzalanan 17 Haziran 2026 tarihli İslamabad Mutabakat Zaptı‘nın uygulanmasına ilişkin diplomatik temaslar yoğunlaşırken, taraflar anlaşmanın kapsamı ve uygulanma sırası konusunda farklı yorumlar benimsedi. İran, mutabakatın ekonomik yaptırımların hafifletilmesi ve Lübnan’daki İsrail-Hizbullah çatışmalarının durdurulmasına ilişkin hükümlerinin öncelikle hayata geçirilmesini talep ederken, nükleer müzakereleri bu sürece bağlamaya çalıştı. Aynı dönemde Donald Trump, anlaşmanın ihlal edilmesi hâlinde askerî operasyonların yeniden başlatılabileceğini açıkladı; 17 Haziran’da mutabakat zaptı resmen imzalandı ve ABD, İran limanlarına yönelik deniz ablukasını kaldırdı.
Dönem boyunca Hürmüz Boğazı, diplomatik ve askerî gelişmelerin odağında yer aldı. İran, boğaz üzerindeki nüfuzunu korumaya ve bunu müzakere sürecinde bir baskı aracı olarak kullanmaya çalışırken, ABD ile taraflar arasında askerî olayların önlenmesi amacıyla bir acil iletişim hattı kurulması konusunda uzlaşı sağlandı.[702] İran ayrıca Umman ile ortak bir mekanizma oluşturma ve savaş sonrası dönemde Hürmüz çevresindeki etkisini kalıcı hâle getirme yönünde girişimlerde bulundu. Buna karşılık, ABD ve bölgedeki müttefikleri deniz güvenliği ile Güney Lübnan’daki ateşkesin uygulanmasına yönelik yeni düzenlemeler üzerinde çalıştı.
25 Haziran sonrasında ise ateşkes süreci yeniden kırılgan hâle geldi. Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımı ve tanker geçişleri konusunda yaşanan anlaşmazlıklar, gemilere yönelik saldırılar ve karşılıklı ateşkes ihlali suçlamaları ABD ile İran arasında yeni askerî misillemelere yol açtı.[704][705][706][707] İran, boğaz üzerindeki denetim iddiasını sürdürerek yabancı gemilerin kendi belirlediği güzergâhları kullanmasını talep ederken, ABD diplomatik kanalı açık tutmayı tercih etti ve Haziran ayı sonunda taraflar arasında doğrudan üst düzey görüşme yapılmamasına rağmen müzakere sürecinin sürdürülmesi yönünde temaslar devam etti.
Ateşkes İhlalleri
8 Nisan
İran’ın, ateşkes anlaşmasına rağmen başlattığı füze saldırıları nedeniyle İsrail genelinde sirenler çaldı. Saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump tarafından duyurulan ABD, İsrail ve İran arasındaki ateşkesin hemen ardından, 8 Nisan’ın ilk saatlerinde gerçekleşti. Sirenler güney, merkez ve kuzey İsrail genelinde; Kudüs, Tel Aviv, ve Hayfa çevresi dâhil olmak üzere birçok bölgede duyuldu. Magen David Adom, merkez ve kuzey bölgelerde üç şarapnel düşüş noktası tespit edildiğini bildirdi. Ayrıca Tel Aviv’e göre kuzeyde yer alan Şaron bölgesi’nde misket bombası füze kümesine ait parçaların düştüğü rapor edildi. Bomba imha ekipleri olay yerlerine sevk edilerek inceleme ve güvenlik değerlendirmeleri yaptı.
Bahreyn, Çarşamba günü ABD ile İran arasında ateşkes ilan edilmesinden kısa süre sonra İran tarafından hedef alındığını açıkladı. Bahreyn İçişleri Bakanlığı, saldırı sonrası bir tesiste çıkan yangının sivil savunma ekiplerince kontrol altına alındığını ve can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Manama’da Ulusal İletişim Merkezi, son 24 saatte yürütülen operasyonlarda hava savunma sistemlerinin 6 füze ve 31 İHA’yı imha ettiğini duyurdu.
Kuveyt Savunma Bakanlığı, Çarşamba günü ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonra İran’ın 28 insansız hava aracıyla saldırı gerçekleştirmesi sonucu ateşkesin ihlal edildiğini duyurdu. Hava savunma sistemlerinin devreye girmesine rağmen saldırılarda ülkenin güneyindeki kritik enerji altyapıları isabet aldı. Petrol tesisleri, elektrik santralleri ve su arıtma tesislerinde ciddi maddi hasar meydana geldi.
Birleşik Arap Emirlikleri Savunma Bakanlığı, İran kaynaklı füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı koyulduğunu açıkladı. Bakanlık, gelişmiş hava savunma sistemlerinin balistik ve seyir füzeleri ile kamikaze İHA’ları başarıyla engellediğini bildirdi.
9 Nisan
Bahreyn Savunma Bakanlığı 9 Nisan’da, 8 Nisan’dan bu yana yedi İran insansız hava aracını engellediğini açıkladı. Kuveyt Silahlı Kuvvetleri ise 9 Nisan’da, sayısı belirtilmeyen bazı insansız hava araçlarının Kuveyt hava sahasına girdiğini ve bunlardan birinin Kuveyt Ulusal Muhafızlarına ait bir hedefi vurduğunu duyurdu.
10 Nisan
Körfez bölgesinde insansız hava aracı gerilimi de sürdü. Kuveyt, hava sahasında İran’a ait olduğu belirtilen insansız hava araçlarını tespit edip müdahale ettiğini bildirirken, İran ise bu saldırı iddialarını reddetti.
11 Nisan
İran, Hürmüz Boğazı’na döşediği sayısı bilinmeyen deniz mayınlarının varlığını kullanarak gemileri boğazdan geçerken İran karasularını kullanmaya zorlamaktadır. Bu da İran’a, gemiler kendi karasularındayken onlardan ücret talep etme imkânı sağlamaktadır. İran’ın tesis etmiş olduğu “haraç sistemi” Birleşmiş Millet Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamında yasa dışıdır. İran, ticari gemileri, boğazın 1.394 kilometrekarelik bir bölümünü kapsayan bir “tehlikeli alan” içinde mayın bulunabileceği konusunda uyardı. Bu alan, gemilerin geçiş için kullandığı normal trafik ayrım düzenini (deniz şeritlerini) de içermektedir.
13 Nisan
İran destekli Iraklı milislerin, Körfez devletlerine yönelik son insansız hava aracı saldırılarının en azından bir kısmından sorumlu olduğu düşünülmektedir. Nitekim son haftalarda İran ve ona bağlı milislerin Körfez ülkelerine, enerji altyapısına ve bölgedeki hedeflere yönelik çok sayıda dron ve füze saldırısı gerçekleştirdiği rapor edilmiştir. Bu durum, İran’ın milis ortaklarına bölge ülkelerine yönelik saldırıları durdurma talimatı vermediğine işaret etmektedir.
18 Nisan
18 Nisan’da, İran Devrim Muhafızları’nın komutanı Tümgeneral Ahmad Vahidi ve yakın ekibinin, son iki gün içerisinde hem ülkenin askeri karşılık sürecini hem de müzakere stratejisini en azından geçici olarak yönlendirdiği değerlendirildi. Aynı gün, Devrim Muhafızları Donanması Hürmüz Boğazı’nda birçok ticari gemiyi hedef aldı ve “hangi türden ya da hangi ülkeye ait olursa olsun” hiçbir geminin geçişine izin verilmeyeceğini duyurdu.
22 Nisan
22 Nisan tarihinde İran Devrim Muhafızları Donanması’nın Hürmüz Boğazı‘nda iki gemiye saldırdığı ve bu gemileri muhtemelen İran’a yönlendirdiği bildirildi.
24 Nisan
İran destekli Iraklı milislerin Kuveyt sınırında fiber optik altyapısına drone saldırıları gerçekleştirdiği, ancak bu saldırıların üstlenilmediği aktarıldı.[554]
4 Mayıs
4 Mayıs’ta Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’a ait olduğu değerlendirilen balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçlarını (İHA) engellediğini açıklamıştır. BAE, Fujairah‘taki bir petrol işleme tesisine düzenlenen İHA saldırısının yangına yol açtığını ve olayda üç Hint vatandaşının yaralandığını duyurmuştur. İran ise BAE’ye yönelik önceden planlanmış bir saldırı programının bulunmadığını, yaşananların ABD’nin “askerî maceracılığı” sonucunda ortaya çıktığını savunmuştur.
25 Mayıs
25 Mayıs’ta Amerika Birleşik Devletleri, savunma amaçlı olarak düzenlediği belirtilen saldırılarda Hürmüz Boğazı çevresindeki İran Devrim Muhafızlarına ait tekneler ve Bandar Abbas kentindeki bir füze sahaları da dahil olmak üzere çeşitli hedeflere saldırı düzenledi. Saldırılarda çok sayıda İran askerinin öldüğü bildirildi. İran kaynaklarına göre, ABD saldırılarından önce İran ordusu denizde bulunan bir gemiyi hedef aldı.
7 Haziran
İran, ABD’nin ülkeye yönelik deniz ablukası ile Beyrut’un güney banliyölerine düzenlenen İsrail saldırılarını gerekçe göstererek, Orta Doğu’daki Amerikan askerî tesisleri ve İsrail’e ait hedeflerin meşru askerî hedef statüsü kazandığını açıkladı. Bunu izleyen süreçte İran’ın İsrail’e yönelik balistik füze saldırıları gerçekleştirdiği bildirilirken, İsrail tüm füzelerin hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hâle getirildiğini duyurdu. İran, saldırıların Ramat David Hava Üssü’nü hedef aldığını belirtirken, İsrail söz konusu eylemleri ateşkesin ihlali olarak nitelendirerek güçlü bir karşılık vereceğini açıkladı.
8 Haziran
8 Haziran’da İsrail Savunma Kuvvetleri, İran’ın orta ve batı bölgelerindeki askerî hedeflere yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini duyurdu. Saldırılar sırasında Tahran, İsfahan ve Tebriz‘de patlamalar meydana geldiği bildirilirken, İsrail’in ayrıca İran’daki bir petrokimya tesisini hedef aldığı aktarıldı. Takip eden süreçte İran ve İsrail arasında karşılıklı saldırılar yaşanırken, Husiler de Tel Aviv ve Kudüs çevresine balistik füze fırlatarak çatışmalara katıldı. İran daha sonra İsrail’e karşı yürüttüğü askerî operasyonları durdurduğunu açıkladı. Buna paralel olarak İsrail de, ABD Başkanı Trump’ın ateşkes ricasına karşılık vererek İran’a yönelik hava saldırılarını askıya aldığını açıkladı. İsrailli kaynaklar buna karşın ordunun Lübnan’daki Hizbullah hedeflerine karşı saldırılarında herhangi bir aksama olmayacağını ve bu saldırıların “tam güç” ile devam edeceğinin altını çizdi.
Savaşa taraf olmayıp İran füze saldırılarına maruz kalan ülkeler
Türkiye
2026 İran Savaşı sırasında Türkiye, İran menşeli olduğu değerlendirilen bir dizi balistik füze olayıyla karşı karşıya kalmıştır. 4 Mart’ta başlayan süreçte, Irak ve Suriye hava sahaları üzerinden Türkiye yönüne ilerleyen füzeler NATO savunma sistemleri tarafından Doğu Akdeniz üzerinde imha edilmiştir.
İlk olaylarda füze parçaları Hatay, Gaziantep ve Adana çevresine düşmüş, ancak can kaybı yaşanmamıştır. Türkiye, Patriot hava savunma sistemlerini saldırı gerçekleşmesi muhtemel kritik bölgelere konuşlandırmıştır. Olaylar, iki ülke arasındaki diplomatik temasların yoğunlaşmasına ve güvenlik tartışmalarına neden olmuştur.
Azerbaycan
5 Mart 2026 tarihinde İran tarafından Azerbaycan’a bağlı özerk Nahçıvan Cumhuriyeti’ne yönelik insansız hava aracı saldırıları gerçekleştirildi. Saldırılar sonucunda Nahçıvan Havalimanı‘nda maddi hasar meydana geldi. İran güçlerinin saldırıda dört adet Arash-2 tipi insansız hava aracı kullandığı bildirildi. İHA’lardan biri Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından etkisiz hâle getirilirken, diğerleri Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Havalimanı’nın bulunduğu alana düştü. Araçlardan birinin ise Şekerabad köyündeki bir okulun yakınına isabet ettiği belirtildi. Saldırı neticesinde Nahçıvan Havalimanı’nın pistinde hasar oluştu. Olay sırasında dört sivilin yaralandığı bildirildi.
Etkiler
Sİran’a yönelik saldırıların ardından İsrail ülke genelinde olağanüstü hâl ilan etti. Yisrael Katz yaptığı açıklamada, “1951 tarihli Sivil Savunma Kanunu’nun 9C(b)(1) maddesi uyarınca yetkime dayanarak ve sivil nüfusa yönelik saldırı olasılığının yüksek olduğuna ikna olduktan sonra, işbu belge ile ülkenin tüm topraklarında sivil cephede özel bir durum ilan ediyorum.” ifadelerini kullandı.] The New York Times, İsrail’deki okulların ve iş yerlerinin de kapatılacağını, halka açık toplantıların ise iptal edileceğini belirtti.
İran’da yeniden başlayan “neredeyse tam” internet kesintisinin ortasında NetBlocks, İran’daki internet bağlantısının normal seviyelerin %4’üne düştüğünü bildirdi. Bölge ülkelerinin hava sahalarını kapatmasıyla birlikte, saldırıların ardından İran hava sahası sivil uçuş trafiğine tamamen kapandı.[738] Ayrıca Abu Dabi ve Katar‘da da patlamalar olduğu rapor edildi.
Hava sahalarının kapatılması
Bölge ülkeleri hava sahalarını kapattığı için, saldırıların ardından İran hava sahasında sivil uçakların sayısı büyük ölçüde azalmıştır. rak, Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri hava sahalarını kapattı ve birçok uçak başka destinasyonlara yönlendirildi. Flightradar24 ve The Times of Israel‘e göre, İsrail ve Irak saldırıların ardından hava sahalarını kapattı. Air India ve IndiGo, çatışmanın ardından Orta Doğu’ya olan uçuşlarını geçici olarak iptal etti.] Ayrıca Lufthansa, Wizz Air ve Virgin Atlantic‘de çatışma nedeniyle 7 Mart’a kadar uçuşlarını durdurdu.
Kayıplar
Reuters, İDMO‘daki birkaç komutanın öldürülmüş olabileceğini bildirdi, ancak bu haberi doğrulamadı Daha sonra İsrail ordusu ve bölgesel kaynaklara atıfta bulunarak, savunma bakanı Aziz Nasırzade ve İDMO komutanı Muhammed Pakpur‘un İsrail hava saldırılarında öldürüldüklerini bildirdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi haberi doğruladı ancak kayıpları önemsiz göstererek “o kadar da büyük bir sorun değil” dedi. İran Uluslararası Haber Ajansı, Savunma Konseyi Başkanı Ali Şemhani‘nin öldürüldüğünü bildirdi.
Mehr Haber Ajansı, Minab’daki bir ilkokul vurulduğunu ve saldırının ilk saatlerinde, okulda eğitim öğretimin olmadığı Cumartesi günü olmasına karşın, 51 kız çocuğunun öldüğünün tahmin edildiğini bildirdi. İran devlet medyası, aynı saldırıda 165 sivilin öldüğünü ve 96 sivilin yaralandığını açıkladı.
Irak’ta, Haşdi Şabi‘nin iki üyesi İsrail saldırısında öldürüldü, üçü yaralandı.[753] İsrail’de bir kişi İran’ın misillemesi sonucu yaralandı.[754] BAE’de bir kişi İran’ın misilleme saldırısında öldürüldü. Suriye’de dört kişi İran’ın füze saldırısında öldü.[755]
Sivil kayıplar
Saldırıların ilk gününde, TSİ saat 20.00 sularında Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi, İran’da 201 sivilin öldüğünü ve 747 sivilin yaralandığını bildirdi.[153][24]
İran’ın misilleme saldırılarının ardından ölü ve yaralı sayısı artış gösterdi. İran’ın gerçekleştirdiği ilk hava saldırısı İsrail’deki bir binayı hedef alarak bir İsrailli sivilin yaralanmasına neden oldu. Kızılkalkan (Magen David Adom), İran’ın ilk saldırılarında üçü doğrudan olmak üzere toplam 89 kişinin yaralandığını rapor etti. Daha sonra Tel Aviv‘e yapılan doğrudan bir isabet sonucu bir kadın öldü, biri ağır olmak üzere 20 kişi yaralandı. Suriye’de bir binaya isabet eden İran füzesi nedeniyle dört kişi öldü. İran’ın misilleme saldırısında BAE’de bir erkek öldü ve Dubai‘deki yerleşim alanlarına yönelik saldırılarda dört yaralanma vakası bildirildi. Tahran‘daki bir saldırıda ise iki öğrenci öldü.[761]
Saldırıların bölgedeki ticari koridorları ve yabancı ülke vatandaşlarını da etkilediği süreçte, bölgede bulunan tır şoförleri hedef alınmıştır. İran’ın balistik füzelerini taşıma kabiliyeti bulunduğu düşünülen tır ve kamyonlar ABD ve İsrail tarafından hedef alınmıştır. Bu saldırılar kapsamında, Hataylı tır şoförü Hüseyin Fırat’ın, İran sınırları içerisindeyken aracına bir İsrail füzesinin isabet etmesi sonucu hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
Ülkelerine göre kayıplar
| Ülke | Ölü | Yaralı | Kayıp | Ref. |
| Toplam | 1.482 –4.301 | >7.981 | 11 | |
| 1.216 –4.145[v] | 5.402 | ? | [765][767][27][768][769] | |
| 217 | 798 | 0 | [770] | |
| 12 | 1.619 | 11 | [771][772] | |
| 6 | 20 | 0 | [773][774] | |
| 21[w] | onlarca[x] | 0 | [7][775][777] | |
| 4 | 32 | 0 | [30] | |
| 2 | 6 | 0 | [34] | |
| 3 | 78 | 0 | [35] | |
| 1 | 3 | 0 | [36] | |
| 0 | 16 | 0 | [37] | |
| 0 | 5 | 0 | [778] | |
| 0 | 4 | 0 | [779] |
Tepkiler
İran Cumhurbaşbakanı Mesut Pezeşkiyan, Ali Hamaney yerine yeni Velayet-i Fakihseçilene kadar yönetimde kalacak Geçici Güvenlik Konseyi’nin göreve başladığını ve İran ordusunun İsrail ve ABD’ye karşılık vermeye devam edeceğini açıkladı.
İran Dışişleri Bakanlığı karşılık verme sözü verirken; İran, Basra Körfezi genelindeki ABD üslerini hedef aldı. İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi, ülkenin ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen “vahşi bir hava operasyonu” ile hedef alındığını belirterek; “Bu durum bir kez daha müzakereler sırasında meydana gelmiştir ve düşman, dirençli İran ulusunun bu korkakça eylemlerle kendilerinin küçük taleplerine boyun eğeceğini hayal etmektedir.” açıklamasında bulundu.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani, İran’ın ABD ile müzakere yapmayacağını açıkladı.
Diaspora ve muhalefet
Aslan ve Güneş bayrağı, saldırıların devirmeyi amaçladığı mevcut İslamcı hükûmete karşı olan muhalefetin sembolü olarak yaygın şekilde kullanılmaktadır.
İran’a yönelik Amerikan-İsrail hava saldırılarının ardından, yurt dışında yaşayan İranlılar İran’daki rejim değişikliğine destek verdiler. Dünya genelinde İran diasporası tarafından, İranlıların toplandığı ve Aslanlı ve Güneşli bayrak da dahil olmak üzere rejim karşıtı sembolleri salladığı kutlama mitingleri düzenlendi.
Sürgündeki İranlı muhalif lider Rıza Pehlevi, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri ile aynı çizgide yer almakta olup, İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesi durumunda yönetimi devralmaya hazır bir geçiş hükûmeti hazırlamıştır.
Eski İran Şahı‘nın ABD’de sürgünde yaşayan oğlu Rıza Pehlevi, İran içindeki İranlılara İslam Cumhuriyeti “çökerken” protestolara yeniden başlamaya hazırlanmaları çağrısında bulundu; askeriye ve güvenlik güçlerini iktidardaki hükûmet yerine halkın yanında yer almaya davet etti ve ABD’nin İran’a yönelik eylemini “insani müdahale” olarak nitelendirirken Trump’a sivil zararlardan kaçınması çağrısında bulundu.[805] Pehlevi, ABD merkezli İran Ulusal Demokrasi Birliği (NUFDI) ile bağlantılı bir girişim olan ve İslam Cumhuriyeti’nin olası çöküşünün ardından ekonomik istikrar ve kurumsal yeniden yapılanma önlemleri de dahil olmak üzere İran yönetiminin ilk 180 günü için planlar sunan İran Refah Projesi‘ni ortaya koydu.
Fransa-Arnavutluk merkezli, İslamcı–Marksist bir örgüt olan İran Halkın Mücahitleri Örgütü‘nün siyasi kanadı İran Millî Direniş Konseyi‘nin lideri Meryem Recavi, rakip bir geçiş hükûmetinin kurulduğunu duyurdu ve hem İslam Cumhuriyeti’ni hem de İran Refah Projesi’ni reddetti.
Amerika Birleşik Devletleri’nin tepkisi
Başkan Donald Trump, ABD ordusunun İran’da “büyük muharebe operasyonlarına” başladığını doğrulayarak[807] durumu, “çok kötü ve radikal diktatörlüğün Amerika’yı tehdit etmesini önlemek amacıyla yürütülen devasa ve devam eden bir operasyon” olarak tanımladı.[808] Truth Social üzerinden paylaştığı bir videoda, “Amacımız, çok sert ve korkunç insanlardan oluşan acımasız bir grup olan İran rejiminden gelen yakın tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını savunmaktır.” diyerek kararlılığını yineledi ve “İran rejimi 47 yıldır Amerika’ya ölüm sloganları atıyor; Amerika Birleşik Devletleri’ni, askerlerimizi ve pek çok ülkedeki masum insanları hedef alan bitmek bilmeyen bir kan dökme ve toplu katliam kampanyası yürütüyor.” şeklinde ekledi.
Amerikalı senatörler operasyona yönelik farklı tepkiler gösterdi. Cumhuriyetçi Senatörlerden Lindsey Graham, John Thune ve diğer Cumhuriyetçi üyelerin yanı sıra Demokrat Senatör John Fetterman gibi Demokratlar harekâtı desteklemiş ancak diğer Demokrat siyasetçiler daha mesafeli durma eğiliminde kalmışlardır. Temsilciler Meclisi Üyesi Jim Himes, “İran’a yönelik bu saldırılardan önce ve sonra yönetimden duyduğum her şey, bunun stratejik bir sonu olmayan, tercihe dayalı bir savaş olduğunu doğruluyor,” ifadelerini kullandı.[810] Senatör Tim Kaine; Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Demokrat Senatör Chuck Schumer, Temsilciler Meclisi Azınlık Lideri Hakeem Jeffries ve Demokrat Senatör Andy Kim tarafından desteklenen bir çıkışla, Trump’ın Kongre desteği olmadan savaşa girme yetkisinin denetlenmesi çağrısında bulundu.
Hükûmetlerarası kuruluşlar
Birleşmiş Milletler: Genel Sekreter António Guterres, saldırıları kınayarak “Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a karşı güç kullanması ve akabinde İran’ın bölge genelinde gerçekleştirdiği misillemeler, uluslararası barış ve güvenliği baltalamaktadır,” ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği: Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, çatışmayı “büyük ölçüde endişe verici” olarak nitelendirdi ve itidal çağrısında bulundu.
NATO: İttifak sözcüsü durumu yakından izlediklerini belirtirken; üst düzey bir yetkili Stars and Stripes gazetesine verdiği demeçte, İran saldırılarının genişlemesi ihtimaline karşı üye devletleri korumak amacıyla füze savunma teyakkuzunun artırıldığını söyledi.
Devletler
Arnavutluk: Başbakan Edi Rama, Arnavutluk’un “bugün Başkan Donald Trump’ın liderliğinde İsrail’i askerî olarak destekleyen Amerika Birleşik Devletleri’ne” olan desteğini ifade etti. Rama, “İsrail’in ve barış arayan kardeş Arap ülkelerinin yanındayız” diye ekleyerek; Avrupa ülkelerine, İslam Devrimi Muhafızları Ordusu’nu terör örgütü olarak tanıma çağrısında bulundu.
Avusturya: Avusturya Şansölyesi Christian Stocker, “birinci öncelik” olarak nitelendirdiği sivillerin güvenliği konusundaki endişelerini dile getirdi. Ayrıca, İran’ın nükleer programını kınadı ve diplomasiye dönülmesini talep etti.
Avustralya: Başbakan Anthony Albanese, güvenlik tehditlerini gerekçe göstererek ABD’nin İran’a yönelik eylemine desteğini ifade etti; Orta Doğu’da misilleme saldırıları konusunda uyarıda bulundu ve Avustralyalılar için seyahat tavsiyelerini güncelledi.[817]
Azerbaycan: Resmî açıklamada bulunan Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, tüm tarafları azami itidale ve müzakere masasına dönmeye çağırdı. Bakanlık, BM Şartı uyarınca tüm devletlerin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve bağımsızlığına saygı duyulmasının önemini vurguladı.
Bahreyn: Bahreyn, ev sahipliği yaptığı ABD Donanması Beşinci Filosu karargâhına yönelik İran saldırılarını kınayarak; bunu “haince bir saldırı” ve “krallığın egemenliğinin ve güvenliğinin açık bir ihlali” olarak nitelendirdi.[819] Aynı zamanda Bahreyn İçişleri Bakanlığı, yerel sivillere Juffair bölgesini tahliye etmeleri yönünde talimat verdi.
Bangladeş: Dışişleri Bakanlığı, kendi vatandaşlarının güvenliği konusundaki endişelerini dile getirdi ve tüm tarafları azami itidal göstermeye, daha fazla gerilimden kaçınmaya ve gerilimi düşürmek için derhal diplomatik çaba göstermeye çağırdı. Ayrıca her ülkenin egemenliğine saygı gösterilmesinin önemini vurguladılar.
Kanada: Başbakan Mark Carney, İran’ı “Orta Doğu genelinde istikrarsızlığın ve terörün temel kaynağı” olmakla suçladı ve İran’ın nükleer silah elde edemeyeceğini vurgulayarak operasyonlara desteğini ifade etti.
Şili: Şili hükûmeti, “ABD’nin İsrail ile birlikte İran’a gerçekleştirdiği saldırıların yanı sıra İran rejiminin İsrail ve Körfez ülkelerine yönelik misillemesini” kınadı; bölgedeki askerî tırmanıştan duyduğu endişeyi dile getirerek şiddetin sona erdirilmesi çağrısında bulundu ve nükleer silahların yayılmasını önleme konusundaki kararlılığını yeniden teyit etti.
Çin: Dışişleri Bakanlığı; Amerikan ve İsrail saldırılarından duyduğu endişeyi dile getirdi, İran’a yönelik düşmanlıkların derhal durdurulması ve diyaloğun yeniden başlatılması çağrısında bulundu. Ayrıca İran’ın egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Fransa: Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi‘ni acil toplantıya çağırdı. Gerilimin tırmanması üzerine Fransa, 1 Mart 2026 itibari ile Doğu Akdeniz’e uçak gemisini (Charles de Gaulle) sevk ettiğini duyurdu. Fransız yetkililer, bu hamlenin bölgedeki güvenliği sağlamak ve müttefiklere destek vermek amacıyla yapıldığını belirtti.–
Almanya: Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, önceden bilgilendirildiğini ve Fransa ile Birleşik Krallık ile yapılan ortak açıklamada müzakerelerin sürdüğünü belirtti.[828]
Hindistan: Dışişleri Bakanlığı endişelerini dile getirdi ve her üç ülkeden de ateşkes talebinde bulundu. İran’ın Hindistan Büyükelçiliği, kendi vatandaşlarını İran’a seyahat etmemeleri konusunda uyardı ve ülke içindeki vatandaşlarına derhal sığınak aramaları çağrısında bulundu. NORKA da etkilenen tüm ülkelerde mahsur kalan vatandaşlar için yardım hatları kurdu.[831] Muhalefetteki Hindistan Ulusal Kongresi, Hindistan hükûmetinin çatışma öncesinde ve sırasında İsrail’e verdiği zımni desteği eleştirdi.
- Irak: Irak Sivil Havacılık Yönetimi, Irak hava sahasını kapattığını duyurdu.[833]
İrlanda: Taoiseach Micheál Martin, İran’daki gelişmelerden derin endişe duyduğunu belirtti ve tüm tarafları BM Şartı ile uluslararası hukuk ilkeleri doğrultusunda itidalli olmaya çağırdı. İran, İsrail ve tüm komşu ülkelerdeki sivil yaşamın korunmasının ateşkes çabaları için asli önemde olması gerektiğini ifade etti.
- Lübnan: Başbakan Nevvaf Selam, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından itidal çağrısında bulunarak, Lübnan’ın daha geniş bir bölgesel savaşın içine çekilmemesi gerektiğini, kendi güvenlik ve istikrarına öncelik vermesi gerektiğini vurguladı.[835][836]
Fas: Dışişleri Bakanlığı, İran’ın çeşitli Arap devletlerine yönelik misilleme saldırılarını kınayan bir açıklama yayınladı ve Fas’ın “kardeş Arap devletlerinin bu saldırıya yanıt vermek ve güvenliklerini korumak için alacakları tüm meşru önlemlerde yanlarında olduğunu” teyit etti.[837]
Umman: Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi, 2026 İran-Amerika Birleşik Devletleri müzakerelerine rağmen şiddetin patlak vermesinden “dehşet” duyduğunu ifade ederek, Amerika Birleşik Devletleri’ne çatışmanın içine “daha fazla çekilmeme” çağrısında bulundu ve “bu sizin savaşınız değil” diye ekledi.] Dışişleri Bakanlığı sözcüsü saldırıları kınayarak bunları yasa dışı saldırganlık olarak nitelendirdi. Umman ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi‘ni toplantıya çağırdı.
Pakistan: Dışişleri Bakanı İshak Dar, İran’a yönelik saldırıyı kınadı ve gerilimin tırmanmasının derhal durdurulması çağrısında bulundu.
Filipinler: Devlet Başkanı Bongbong Marcos; Dışişleri ve Göçmen İşçiler Bakanlığına, acil durum planlarını uygulamaya koymaları ve İran, İsrail ile Orta Doğu’nun diğer bölgelerindeki Filipinlilerin yerlerini tespit etmeleri talimatını verdi. Dışişleri Bakanı Tess Lazaro tüm tarafları diyalog yolunu izlemeye çağırırken; Filipinler’in Tahran ve Tel Aviv büyükelçilikleri tam teyakkuza geçirilerek vatandaşlara kapalı alanlarda kalmaları ve güvenlik uyarılarına uymaları tavsiye edildi.
Rusya: Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırıları “pervasız bir adım” ile “kasıtlı, önceden tasarlanmış ve kışkırtılmamış bir silahlı saldırı eylemi” olarak nitelendirerek kınadı.[843] Tarafları, bölgeyi “insani, ekonomik ve potansiyel olarak radyolojik bir felakete” sürüklemekle suçladı.
Suudi Arabistan: Resmî haber ajansı aracılığıyla yayımlanan açıklamada Suudi Arabistan, İran’ın BAE, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Ürdün’e yönelik karşı saldırısını kınadı.
Suriye: Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Ürdün’ü hedef alan “İran saldırılarının şiddetle kınandığı” ifade edildi.
Tayvan: Devlet Başkanı Lai Ching-te, ulusal güvenlik ekibinin kendisine son durum hakkında bilgi verdiğini, hükûmetin vaziyeti yakından takip ettiğini ve Tayvan’ın küresel müttefikleriyle yakın temasını sürdürürken bölgedeki Tayvan vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için önlemler aldığını belirtti.
Ukrayna: Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, İsrail-ABD saldırılarını destekleyerek “Amerika Birleşik Devletleri’nin kararlı hareket etmesi önemlidir. Amerikan kararlılığının olduğu her yerde, küresel suçlular zayıflar. Bu anlayış Ruslara da gelmelidir,” ifadelerini kullandı ve “nihayetinde Orta Doğu bölgesi daha güvenli ve daha istikrarlı hale gelecektir,” diye ekledi.
- Birleşik Krallık: Hükûmet sözcüsü yazılı açıklama yaparak Ortadoğu’daki müttefiklerinin güvenliğine yönelik uzun süredir devam eden taahhütlerinin bir parçası olarak, bölgede çeşitli savunma kapasitelerinin bulunduğunu ve bunları yakın zamanda güçlendirdiklerini söyledi ve daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşmesini görmek istemediklerini söyledi.
- İspanya: Başbakan Pedro Sánchez, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından kullanılan askerî eylemi reddederek bunun daha düşmanca bir uluslararası düzene yol açtığını belirtti. Ayrıca İran rejiminin ve Devrim Muhafızları‘nın eylemlerini de reddetti ve derhâl gerilimin düşürülmesi çağrısında bulundu.
- Türkiye: Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı‘nın Tahran Büyükelçiliği, İran’daki mevcut güvenlik durumunun hassasiyet arz etmesi nedeniyle Türk vatandaşlarına yönelik bir güvenlik uyarısı yayımladı. Bakanlık, vatandaşların askeri bölgelerden ve kalabalık alanlardan uzak durmalarını, güvenli bölgelerde kalmalarını ve acil durumlar haricinde İran’a seyahatlerini ertelemelerini tavsiye etti. Ayrıca, Esendere, Kapıköy ve Gürbulak kara sınır kapılarının açık olduğu ve karayoluyla Türkiye’ye geçişlerin mümkün olduğu bildirildi.[852] Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, komşu ülke İran’a yönelik “Netanyahu’nun kışkırtmalarıyla başlayan” Amerika-İsrail saldırılarından derin üzüntü ve endişe duyduklarını ifade etmiştir. Erdoğan ayrıca, her ne sebeple olursa olsun Körfez ülkelerine yönelik İran kaynaklı füze ve drone saldırılarını da kabul edilemez bulduğunu belirterek; sağduyu ve akliselim hakim olmazsa bölgenin bir “ateş çemberine” sürükleneceği uyarısında bulunmuştur. Türkiye’nin sorunların suhuletle çözümü noktasında üzerine düşeni yapmaya devam edeceğini vurgulayan Erdoğan, diplomatik kanalların açık tutulması çağrısını yinelemiştir.[853] Diğer yandan ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği, “bölgesel olaylar” gerekçesiyle İran, Irak ve Suriye sınırındaki iller de dahil olmak üzere Türkiye’nin güneydoğusuna yönelik bir seyahat uyarısı yayımlamış; vatandaşlarından gösterilere karşı tetikte olmalarını ve düşük profil sergilemelerini istemiştir.[854] Erdoğan, İran’a yönelik gerçekleştirilen askerî müdahalelerle ilgili olarak, “Gerekli müdahale yapılmazsa, çatışma süreci bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğuracaktır,” uyarısında bulunmuştur. Sürecin yaratacağı ekonomik ve jeopolitik belirsizliklere kimsenin katlanamayacağını ifade eden Erdoğan, “ateş daha fazla büyümeden söndürülmelidir” çağrısını yinelemiştir.[855]
Devlet dışı aktörler
Hamas: ABD-İsrail saldırılarını kınayan Hamas, yayımladığı bildiride Müslüman birliği çağrısında bulundu ve İran ile dayanışma içinde olduğunu teyit etti.
Hizbullah: ABD-İsrail saldırılarını kınayan Hizbullah, “Amerikan ve İsrail düşmanının büyük bir tokat yiyeceğinden ve bu zalimane, suç teşkil eden saldırganlığından başarısızlıktan başka bir şey elde edemeyeceğinden eminiz.” açıklamasında bulundu.[856]
Husiler: Kızıldeniz’deki çatışmalarını tırmandırma tehdidinde bulundu.[857][858] Kızıldeniz‘de ABD ve İsrail bayraklı gemilere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını yeniden başlatma kararı aldılar.
Irak Hizbullah Tugayları: Irak’ın Babil iline bağlı Curf el-Nasr bölgesinde iki kişinin ölümüne ve üç kişinin yaralanmasına yol açan saldırının ardından; “saldırganlığa yanıt olarak yakında ABD üslerine saldırmaya başlayacakları” tehdidinde bulundu.[857]
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi: Erbil Havalimanı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Erbil Başkonsolosluğunun İran füzeleri tarafından hedef alınmasının ardından,[860] üst düzey bir Peşmerge komutanı, kuvvetlerinin teyakkuzda olduğunu ve “her türlü ihtimale karşı hazırlıklı” olduklarını belirtti.
İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu: Temsilciler; siyasi ve askeri kararları ortaklaşa koordine ettiklerini ve yeni bir aşamaya hazırlandıklarını belirterek, kuvvetlerinin “İran’ın derinliklerinde” ve İran-Irak sınırı boyunca konuşlu olduğunu, durumun gelişimine göre yanıt vermeye hazır olduklarını iddia etti.
Uluslararası hukuk kapsamındaki yasallığı
2026 ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, pek çok hukukçu tarafından Birleşmiş Milletler Antlaşması‘nın kuvvet kullanma yasağını ihlal ettiği, meşru müdafaa kriterlerini karşılamadığı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yetkisine dayanmadığı gerekçesiyle uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendirilmiştir.[863][864] Birleşmiş Milletler İnsan Hakları ve Terörle Mücadele Özel Raportörü Ben Saul, İran’ın uranyumu nükleer bir cihaz yapacak düzeye kadar zenginleştirmediğini, uzmanların İran’ın bir nükleer silaha sahip olmadığı konusunda hemfikir olduğunu ve durumun yakın bir saldırıya karşı meşru müdafaa teşkil etmekten çok uzak olduğunu belirtti.[863] Avustralya Ulusal Üniversitesi‘nde uluslararası hukuk profesörü olan Don Rothwell, BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a saldırmak için bir karar çıkarmadığını ve kuvvet kullanımını haklı çıkaracak hiçbir hukuki dayanağın bulunmadığını ifade etti.[863] Law Society Journal, aktif müzakereler devam ederken İran’ın vurulmasının BM Şartı’nın 2(2). Maddesi’nde belirtilen dürüstlük (iyiniyet) ilkelerine aykırı olduğuna dikkat çekti.[865] Federal hükûmet içerisinde Trump’ın savaşının yasal olarak haklı olup olmadığına dair bir tartışma başlamış durumdadır.[866]



