1. Haberler
  2. Genel
  3. DEVLETİN DERİNİ

DEVLETİN DERİNİ

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

KONUK KALEM;

Muzaffer AÇI

Gizli teşkilat

Her devletin bir derinliği vardır. Dibi bulunmaz bir kuyudur. İndikçe inersin ama bir türlü dibi bulunmaz. Bilinmeyen karanlık adamlar, şeytanı utandıracak şekilli insanlar, kimin nasıl kaybolduğu bilinmez çözünürler.

Halk nasıl kaosa sürüklenir bilmeceler. Falan falan. Hayal edilmeyecek konular ve kaos oyunları, bulmacaları. İşte derinliğin derinliği bu bulmacalarda yatıyor.

Devletin derinliği de fakirler ve komünistlerin üzerine oynar.

Faşizm ve emperyallerle işbirlikçidir.

Ama biz her alanda devrim şarkılarıyla güçlendiririz meydanları.

Bunlar cin olmadan adam çarpanlardır. Derler ya dokuz ayın Çarşambası. Her yolsuzluğu bir güne sığdırmak.

Kısaca GİZLİ TEŞKİLATtır.

Her yaptığı gizlidir. Yüzlerce insan öldürülür, kaybolur kim vurduya gider. Meçhulü fail.

Failler her zaman garibanlar ve komünistlerdir.

Gariban çok açtır. Cebinde bir kuruş yok. Lokantaların camlarına bakmakla yetiniyor. Gariban büyük bir bulvara giriyor. O bulvarda çok lüks ve büyük bir lokanta görüüyor. Burası tıklım tıklım insanlarla doludur. Yemeğini yiyen kasaya gidiyor “TEŞKİLT” deyip gidiyor. Buradaki insanların hepsi çember sakallı, başı takkeli, cübbe giymişerdi.

Gariban lokantaya girdi tıka basa karnını doyurdu. Kasaya geldi, “TEŞKİLAT” dedi. Kasadaki görevli, “Teşkilatta sakal yok” ded, Gariban pantolonunun fermuarını açtı ve” Gizli teşkilat” dedi.

BUYRUN SİZA GİZLİ TEŞKİLAT

Derin devlet, yasal ve demokratik düzenin dışındaki gizli güç ağlarıdır. Bu yapılar ordu, istihbarat ve bürokrasi gibi kurumlardan oluşur. Seçilmiş hükümetlerden bağımsız hareket ederler.

Tanım ve Özellikler

Anayasal düzeni aşan ve yasal yetkileri kendi çıkarları doğrultusunda kullanan gizli gruplardır.

Derin devlet veya devlet içinde devlet (Latince: imperium in imperio), anayasada belirlenmiş devlet yapısı dışında oluşturulan ve bir devletin siyasi liderliğinden bağımsız olarak kendi gündem ve hedeflerinin peşinde koşan güç ağlarından oluşan bir devlet yapısını ifade eden siyasi terimdir. Popüler kullanımda terim, akademik anlayışı yansıtmasa da ezici bir şekilde olumsuz çağrışımlar taşır. Derin devlet örgütü için potansiyel kaynaklar, silahlı kuvvetler veya kamu kurumları (istihbarat teşkilatlarıpolisgizli polis, idari teşkilatlar ve hükûmet bürokrasisi) gibi devlet organlarını içerir. Bir derin devlet ayrıca, bazen mevcut siyasi yönetime aykırı olarak, ajans misyonlarını veya kamu yararını ilerletmek için komploya dayalı olmayan bir isteğe bağlı olarak hareket eden yerleşik devlet memurları şeklini alabilir. Derin devletin niyeti, devletin sürekliliğini, üyeleri için iş güvenliğini, güç ve otoriteyi artırmayı ve ideolojik veya pragmatik hedeflerin peşinden gitmeyi içerebilir. Politikalarını, koşullarını ve direktiflerini engelleyerek, direnerek ve alt üst ederek, seçilmiş görevlilerin gündemine karşı hareket edebilir.

Devlet içinde devlet tanımı daha eski ve yakın bir kavramdır. Tarihsel olarak, bağımsız olarak işlev görmeyi amaçlayan iyi tanımlanmış bir örgütü belirtirken, derin devlet daha çok kamusal devleti manipüle etmek isteyen gizli bir örgütlenmeyi ifade eder.

Derin devlet, Anayasa‘da belirlenmiş devlet yapısı dışında oluşturulan devlet yapısını ifade eden siyasi terim.

Baskın Oran‘ın tanımına göre “devlet yetkisini şu veya bu biçimde kullanan kişi veya kurumların meşruluk sınırları dışına taştıkları zaman şiddet kullanmaları halinde ortaya çıkan oluşumdur. Mümtaz’er Türköne‘ye göre ise devlet görevlilerinin “eşkıyâ yöntemleriyle yetkilerini, kullandıkları kaynak ve imkânları ‘gizlilik’ zırhından istifade ederek devleti korumak için değil, kendilerine çıkar sağlamak için kullanmalarına derin devlet adı verilir.

Derin devleti dile getiren ilk devlet adamı olan Bülent Ecevit, 26 Eylül 1974’te, Giresun‘da yaptığı bir konuşmada şu ifadeyi kullandı:

12 Mart sonrası dönemde adı sanı ortaya çıkan ve tedbirlerin ve hatta soruşturmaların hukukiliğine ve insaniliğine gölge düşüren Kontrgerilla adlı örgütün, bu resmi görüntülü fakat gayriresmî örgütün niteliği ve amacı üzerindeki örtü kaldırılamamıştır.

1996’da yaşanan Susurluk Skandalı‘yla giderek yaygınlaşan bir kavram olan derin devletin kökeni ve ne anlama geldiği konusunda farklı savlar vardır. İleri sürülen bir teoriye göre, derin devletin başlangıç noktası Soğuk Savaş döneminde NATO‘ya üye ülkelerde oluşturulan ve CIA tarafından yönetilen ve finanse edilen istihbarat ve silahlı operasyon örgütlerine dayanır, Bu örgütün Türkiye‘de kontrgerilla adı altında faaliyet gösterdiği iddia ediliyor.,1974 yılında, bu iddiayı destekleyen ilk devlet adamı eski başbakan Bülent Ecevit olmuştur. Bir diğer teoriye göre ise derin devletin kökleri, Osmanlı Devleti‘nin son yıllarında İttihat ve Terakki yönetimi[5] tarafından kurulan gizli istihbarat ve askerî operasyon örgütü olan Teşkilât-ı Mahsusa‘ya kadar uzanır. Bu iddiayı destekleyenler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan vardır.

Derin devlet hakkında görüşler

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise 17 Nisan 2005 tarihinde, CNN Türk‘te yayınlanan Ankara Kulisi adlı programda konuyla ilgili şunları söyledi:

Derin devlet, devletin kendisidir. Askerdir, derin devlet. Cumhuriyet‘i kuran askerler, devletin yıkılmasından daima korku duyar. Halk bazen sağlanan hakları suiistimal eder, yürüyüş hakkı verildiğinde gidip cam çerçeveyi indirerek, polisle çatışır. Derin devlete ülkenin muhtaç olması, ülkenin yönetilememesinden kaynaklanır. Derin devlet şu anda devrede değil. Derin devlet, kanaatlerine göre, devleti yıkılma sınırına getirmediğiniz sürece hareket halinde değildir. Onlar ayrı bir devlet değil, ama devlete el koydukları zaman derin devlet olurlar.

Demirel, NTV‘de yayınlanan Basın Odası programında “Devletin tekliği esastır, iki devlet olmaz. Bizim ülkemizde iki devlet var. Bir derin devlet var, bir devlet var. Asıl olması gereken devlet yedek, yedek olması gereken devlet asıldır” dedi.[8] 12 Eylül 1980 askerî yönetiminin başı olan Kenan Evren“Sayın Demirel doğru söylüyor. Derin devlet biziz. Devlet zaafa uğradığında el koyarız. 1980’de Demirel’in suçu yoktu. Daha yeni gelmişti, ne yapalım onun dönemine rastlamıştı”[8] diyerek Demirel’in görüşlerine destek verdi.

Başbakan Recep Tayyip ErdoğanAgos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink‘in öldürülmesinin ardından, 26 Ocak 2007 tarihinde Kanal 7‘de yayınlanan İskele Sancak adlı programda şu sözleri dile getirdi:

Derin devletin varlığına katılmıyorum diye bir şey yok, katılmıyorum olur mu, neden olmasın. O her zaman olmuş. Türkiye Cumhuriyeti döneminde başlamış bir şey de değil. Ta Osmanlı‘dan. Bu gelenekten gelen bir şey zaten. Ama bunu minimize etmek, mümkünse yok etmek, bunu başarmak gerek.[6]

Erdoğan, “kurumlar içi çeteleşme”[3] olarak nitelediği derin devletle ilgili açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Bu tür bir yapı var. Bugüne kadar bu tür bağlantıların üzerine gidilmediği için bedelini hem millet hem devlet olarak ödedik. Yürütme olarak belirli bir yere kadar gidebiliyoruz. Bu olayların üzerine yürütme, yasamayargı birlikte gidilmeli. Meclis araştırma komisyonlarından bir sonuç çıkmıyor. Trabzon‘da attığımız adım, bunun adımıdır. Vali ve emniyet müdürünün görevden alınması ve mülkiye müfettişleri göndermek bu işin altyapısını oluşturma çabasıdır. Geçmişte ne gibi yazışmalar oldu, müdahale yapıldı mı bakılacak. Bir başka ile sıçrayabilir. Şemdinli‘deki netice herkesi tatmin etmemiş olabilir. Şemdinli’den sonra bir sürü olay oldu. SaunaAtabey çetesi çıktı. Kurumların içindeki çeteleşme bağlantılarının üzerine ısrarla gidilmeli.

Eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ise devlet içinde gayrimeşru oluşumların yer aldığını, fakat kullanımı yaygınlaşmış olan “derin devlet” kavramının yanlış olduğunu savunuyor:

Derin devlet öteden beri polemiklere konu olmuştur. Bir takım güvenlik birimleri, kamu sıfatına sahip kişiler kendilerine görev ve yetki biçiyor. Ülkenin geleceğini koruma görevini kendilerinde buluyor. Vatan ve memleketle ilgili olarak kendilerini daha imtiyazlı sayıyor. Kendilerini vatansever görüp bazı eylemler yapmaya adıyor. Bunlar var mı, yok mu bilemem ama hiçbiri yasadaki yetkileri içermiyor. Anayasadan, yasalardan alınmayan bir yetkinin devlet adına kullanımı “meşru yetki” değildir. Bu kişilerin resmi sıfatları da olabilir. Yasaya dayanmıyorsa, yapılan işi devlete ait bir iş olarak görmüyorum. Ben onu ne bilinen, ne de derin devlet olarak nitelerim. Bu tip şeylere devlet bile demem.

Emekli MİT mensubu, ekonomi uzmanı, stratejist Mahir Kaynak ise kavramın içinin boşaltıldığını savunuyor:

Derin devletin ülkenin geleceğini planlayan ve bunu gerçekleştirmek için politikalar üreten bir akıl olarak tanımladım. Ancak daha sonra bu kavramın içeriği değiştirildi ve benim kesinlikle karşı olduğum, devlete rağmen faaliyet gösteren yeraltı örgütlerine derin devlet adı verildi. Yeni tanımlama o kadar yerleşti ki benim başlangıçta yaptığım tanımlama unutuldu. Asıl önemlisi derin devletin konumu ters yüz edildi. Ben onu üstün bir akıl, ülkenin en etkili gücü olarak tanımlarken birdenbire büyük güçlerin kullandığı, derin devletlerin maşası olan örgütler derin devlet olarak anılmaya başlandı. Bu algılamayı değiştirmenin mümkün olmadığını görüyorum ve derin devlet olarak tanımladığım akla bundan sonra ‘Akil Devlet’

Parti devletinin olduğu yerde derin devlet vardır. Devletin belli unsurlarının kayıt dışı, hukuk dışı iş ve işlemlere giriştiği noktada derin devlet vardır. (…) Gladyosu ile bilmem nesiyle hükümete karşı bir şey yapar. 70’lerde Ecevit hükümetlerine karşı bunları yaşadık, 90’larda yaşandı. Ama derin devlet var ve iktidar da duruyorsa orada parti devleti kesin vardır.

Bakın Türkiye’de yıllardır kurgulanan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri, yeni kuşağa direnen siyasetçileri, millete dayatan bir düzenle karşı karşıyayız. Müesses nizam kendi siyaset kurgusu bozulmasın istiyor. Bu kurguda da CHP’ye de bir yer tarif ediyor. Kimi ‘derin devlet’ diyor, kimi ‘devlet aklı’ diyerek bu düzeni savunuyor. Bir avuç insanın menfaatine derin kılıflar uyduruluyor. ‘Bugünün müesses nizamı nedir?’ diye sorarsanız, AK Parti iktidarının 23 yılda kurduğu kara düzenin ta kendisidir. Artık bu müesses nizamın çıkarları ile milletin çıkarları birbirinden ayrışmış, birbiriyle karşıt hale gelmiştir. (…) Müesses nizamın çarkı 86 milyon millet değil, kurdukları düzeni güvende tutmak için dönmektedir. İşte biz bu müesses nizamın çarkına çomak soktuk arkadaşlar, çomak soktuk.

DEVLETİN DERİNİ
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

CS Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.