Denizlili esnaf Kemal Seyhan ilçelerde siyaset yaparken parti genel başkanı oldu.
Haber Merkezi

Denizli’nin ilçelerinin tanınan ve sevilen esnafı Kemal Seyhan, 1970 yılından bu güne değin CHP içerisinde politika yapıyor. Seyhan’ın tek hedefi bu güne kadar ilçesi Sarayköy ile birlikte Buldan ilçesinden bir milletvekili çıkarmaktı.
64 yaşındaki Denizli’nin sevilen esnafı Kemal Seyhan, Güçlü Yol Partisini kurdu. Partisinin çok güçlü geldiğini anlatan Seyhan, partisinin ilk seçimlerde birinci parti olacağı görüşünde.
Denizlili esnaf Kemal Seyhan’ın kurduğu Güçlü Yol Partisinin amacı başta işçi sınıfı ele alınıyor.
GÜÇLÜ YOL PARTİSİ DEĞİŞİMİN GÜCÜ
Parti programının başta Atatürk ile verimlerinin olduğu dikkat çekiyor. Atatürk ilkelerinin izinden gidileceği ve Türkiye’yi çağdaş, demokratik, tam bağımsızlık, dünyada en gözde bir Ülke olacağı kaydediliyor.
Güçlü Yol Partisi iktidarında Türkiye’de ilk kez görülmemiş değişikliğin yaşanacağı anlatılan parti programı şöyle devam ediyor;
İnsanlık, ancak işçi sınıfının öncülüğünde kapitalizmi aşabilir ve böylece tarihin çarkı ileriye doğru dönebilir. Kendi sonunu hazırlayan dinamikleri yapısında barındıran kapitalizm, yine kendi yarattığı mezar kazıcısının, işç,i sınıfının eliyle o mezara konulacak ve tarihe gömülecek. İşçi sınıfının tek tek ülkelerdeki zaferi, bütün sınıflar gibi kendisinin de ortadan kaldırılmasının yolunu açacak ve tüm dünyaya yayılan devrim, sınıfsız ve sömürüsüz toplumların kurulmasıyla sözcüğün gerçek anlamıyla insanlık tarihini başlatacak.
İnsanlık, 20. yüzyılın başında, işçi sınıfının iktidarı aldığı Büyük Ekim Devrimi ile sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya yolunda, ileriye doğru dev bir adım atmıştı. Yüzyılın sonunda reel sosyalizmin çözülüşüyle insanlığın sınıfsız topluma doğru ilerleyişi kesintiye uğradı. 21. yüzyılın başında da, tarihin akışına burjuvazinin damgasını vurduğu gericilik dönemi devam etti.
Bu gericilik dönemi, insanlığın içine düştüğü bu karanlık kalıcı olamaz. Çünkü sınıflar mücadelesi hiç durmadan sürüyor. Üstelik kapitalizm doğası gereği krizlerden kurtulamıyor, kendi sonunu hazırlayacak koşulları yaratmaya devam ediyor.
Bugün dünya kapitalist sistemi köklü bir krizle boğuşuyor. Bu kriz yalnızca yüzyılın ilk on yılında ağırlaşan iktisadi boyutuyla kendisini göstermiyor. Siyasi, ideolojik ve askeri yanları olan derin bir kriz bu. Ancak kapitalizmin krizi, burjuvazinin egemenliğinin yıkılması için maddi bir zemin oluşturup işçi sınıfının elini güçlendirebileceği siyasi ve ideolojik olanaklar yaratırken, sermaye sınıfının insanlığın tarihsel birikimini, kazanımlarını ve hatta bizzat insan yaşamını imha etmesi ihtimalini de güçlendiriyor.
Bu kriz ya dünya kapitalist sisteminin egemenliğinin güçlenmesi ile son bulacak ve insanlık barbarlığın pençesinde karanlığa gömülecek ya da işçi sınıfı kapitalizme ağır bir darbe vurarak, sosyalizme doğru yeniden yürüyüşe geçecek.
Bu seçeneklerin arasında bir yol yok. Sosyalizm bugün daha iyi bir yaşam, daha iyi bir ülke, daha iyi bir dünya yolunda tüm insanlık için tek gerçek ve somut hedef. Üretim araçlarının üzerindeki özel mülkiyete dokunmayan hiçbir önerme bu yok edici çarkı kıramaz ve insanlığı ileriye taşıyamaz. Sosyalizm insanlığın başka çaresi olmaması nedeniyle, geleceğimiz için bir seçenek değil, bir zorunluluk.
Türkiye Komünist Partisi, bugün işte bu zorunluluğun bilinciyle Türkiye’de sosyalizmin güçlenmesi için mücadele ediyor. 20. yüzyılın başında açılan sosyalist devrimler çağı, sosyalist devrimi mümkün kılan koşul ve çelişkilerin varlığını sürdürmesi nedeniyle hiç kapanmadı aslında.
Yeni bir yüzyıla taşınan devrimler çağında, Türkiye Komünist Partisi, Türkiye sosyalist devriminin öncü gücü olan işçi sınıfını örgütlemek ve devrime önderlik etmek iddiasını hayata geçiriyor.
Gericilik dönemi kapanacak.
İkinci Dünya Savaşı’ndan zaferle çıkan sosyalizm, savaşı takip eden yıllarda büyük bir prestij ve etkiye sahipti. Kapitalist gelişmeden her yönüyle farklı bir yolda ilerleyerek, geri kalmış bir köylü ülkesinden planlı kalkınma adımlarıyla bir sanayi devi yaratan ve bu altyapıyı daha eşit ve özgür bir toplumsal yaşantı için seferber eden Sovyet iktidarı, tüm dünyada faşizmin ezilmesinde insanlığa liderlik ederek uluslararası alanda da rüştünü ispatlamıştı.



