
Türkiye’de hakkında henüz iddianame düzenlenmemiş olan tutukluların sayısına dair Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan resmi ve toplu bir istatistik bulunmamaktadır.,
Farklı hukuki/siyasi soruşturmalar kapsamında yüzlerce şüphelinin (örneğin İBB gibi toplu soruşturmalarda) iddianamelerinin yazılmadığı ve bu durumun yargılamalarda tartışmalara yol açtığı
bilinmektedir. Cezaevlerindeki toplam tutuklu sayısı ise yaklaşık 65 bin civarındadır.
Tutuklu belediye başkanlarının tamamı vatan haini.
Onlar çocuklara kahvaltı ve süt verdiler. Ucuz ekmek, emeklilere bir liraya çay, ucuz yemek lokantalrı kurdular. Bu belediye başkanlarını suçları saymakla bitmez. Yapılacak hizmetleri yurttaşlarla birlikte karar verdiler. Belediyeleri milyarlarca borca sokan AKP’li belediye başkanlarının borçlarını temizlediler. Belediyelerdeki gereksiz yüzlerce makam otolarını sattılar. Gençlerin sorunlarına çözüm ürettiler. Annelerin sorunları, fakir fukaraya parasal, yiyece, giyecek desteği verdiler.
Bunların suçları saymakla bitmiyor. Evsizlere ev, işsizlere iş, kısaca halkın tüm sorunlarına çözüm ürettiler.
Depremzedelere yardım ettiler. Depremzedelere kalacak yer sağladılar.
Asıl büyük suçları iktidara karşı seçim kazanmak hatta cumhurbaşkanlığını ve iktidarı almak.
Bu belediye başkanlarına iddianame bile gereksiz. Bunlar için hemen İstiklal mahkemeleri kurulmalı ve derhal idam edilmeli.
Suç; İktidarı değitirmek. Seçimler Kazanmak. Bu belediye başkanlarını yaptıkları anayasaya ve dine karşı çıkmaktır,
Karar; Derhal idam edilmeli.
Dört Ay Geçti, Tutuklu SDP ve TÖP’lülere İddianame Yok
Endişelenmeyip de ne yapacağız? Hiçbir gerekçe açıklanmadan dört ay hapis yatırtan ve daha ne kadar yatacakları muhataplarından sır gibi saklanan bir adalet sistemi karşısında başka nasıl hissedilir ki?
Üç ay bitti, dördüncü ayındayız 21 Eylül’de sosyalistlere yönelik yapılan komplonun. Dile kolay tam dördüncü ay. AKP’nin ileri demokrasi cumhuriyetinde 17 sosyalist insan, demokratik alanda mücadele sürdürürken “Devrimci Karargahçı” oldukları yalanıyla önce evleri basılıp gözaltına alındılar, sonra 13 kişi tutuklandılar ve işkenceci emniyet müdürü Hanefi Avcı ile aynı davada yargılanacaklar.
Kendini demokratik alanda sosyalist mücadele verir sanırken, hoop yasadışı silahlı örgüt üyeliğinden tutuklu buluyorsun. Nerden nereye… AKP ve Gülen ikilisi bir taşla birçok kuş vurmayı hedeflerken, uydurulan komplo senaryosu o kadar sırıttı ki, hükümet ve okyanus ötesindeki hesap topluma uymadı desek yeridir.
Yargılanmasına yargılanacaklar da ne hikmetse dördüncü ayına giren bu komplo davanın hala iddianamesi yok, neden hapis yattıklarını bilmeyen 13 kişi hala Silivri Cezaevinde keyfi olarak bekletilmekte, onların yakınları, dostları, akrabaları, yoldaşları, eşleri, sevgilileri olan bizlerin endişeli bekleyişi ise artarak devam etmekte.
Endişelenmeyip de ne yapacağız? Hiçbir gerekçe açıklanmadan dört ay hapis yatırtan ve daha ne kadar yatacakları muhataplarından sır gibi saklanan bir adalet sistemi karşısında başka nasıl hissedilir ki? Ekim ayında Cumhurbaşkanı bile tutukluluk sürelerinin uzunluğundan, geciken adaletin adalet olmadığından bahsetmedi mi? Ama ne gam! On beş yıla yakın süredir davası süren ama bu yılları cezaevinde yatarak geçiren tutukluların varlığını duyunca küçük dilinizi yutacak gibi olmuyor musunuz?
Adaletsizlik, haksızlığa uğramış olmak duygusu çok ağır bir hal. İnsanın kendini teselli edemediği bir durum. Ne kendinizin, ne de bir başkasının sözleri size ulaşmıyor. Biz tutuklu yakınlarının hali tam olarak böyle. Peki ya özgürlükleri devlet şerriyle ellerinden alınanlar, içerde tutulanlar, acaba onlar ne düşünüyor, ne hissediyor?
Hepimizin ihtiyacı olan hukuk şimdilerde şöyle işliyor. Evinizi basıyorlar, sizi alıyorlar, tutukluyorlar, neden tutuklu olduğunuzu bilme hakkınız yok. Avukatınız da dahil kimseye bir şey söylenmiyor, dosyada gizlilik oluyor. Yandaş medyaya bu gizlilik yok. Onlara bilgiler yollanıyor emniyet tarafından, onlar da yalan dolan haberleri çarşaf çarşaf yazıyorlar, yayınlıyorlar.
Basın etiği metiği, hak getire. İddianame ne zaman istenirse o zaman yazılıyor. On sekiz ay boyunca yazılmamış iddianameler var. Sonra yine ne zaman istenirse o zaman mahkeme tarihi belli oluyor. Uzun lafın kısası, başınıza es kaza bir şey geldiğinde en az altı ay iddianame yazılacak diye, yaşananlardan öğrendiğimiz kadarıyla “en hızlı” üç ay içinde dava açılacak diye toplam dokuz ay zaten kafadan yatıyorsunuz.

İlk davada bırakılan şanslı kişilerden değilseniz artık Allah kerim, sonraya yeni bir dava, ondan sonra diğer dava diye süreç devam ediyor. Bu davalar serisi ise ömrünüzden çalınan birkaç yıla ya da daha fazlasına tekabül ediyor.
Koğuş faturası 105 lira
Bazen kendimi tutuklanan arkadaşlarımızın yerine koyuyorum. Düşünsenize, hakkınızda somut bir tek delil bile yokken apar topar hapse atılıyorsunuz. Sadece özgürlüğünüz değil, kendinizi savunma hakkınız dahi elinizden alınıyor, ömrünüzden ömür çalınıyor.
Halbuki, hukuken tutuklanmanız için çok özel bir iki gerekçe varmış, bunlar da zaten o kadar istisnai durumlar ki herkese uygulanmıyormuş. Oysa yaşadıklarımız öyle mi? Şu anda Türkiye’deki cezaevleri gırtlağına dek dolu.
Binlerce insan tıpkı bizim arkadaşlarımız gibi, keyfi bir şekilde hapse tıkılıyorlar. Tutuklamaların politik nedeni bir süre ayak altında dolaşmasınlar iken, hukuki neden ise hukukun işlememesi. Bir tür hukuksuzluk hali. Yani adaletsiz işleyen bir adalet mekanizması. Ama bunlar tesadüf değil, özellikle böyle ayarlanmış ki “ders olsun.”
Ekrem İmamoğlu’nun da 2352 yıla kadar hapsinin istendiği İBB iddianamesi İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
İDDİANAME KABUL EDİLDİ

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yolsuzluk suçlamasıyla başlatılan soruşturmada yeni bir gelişme… İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
407 ŞÜPHELİ
3 bin 900 sayfadan oluşan iddianamede 407 isim şüpheli sıfatıyla yer alıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu iddianamede “örgüt yöneticisi” olarak gösteriliyor. İddianamede, altı ismin de örgüt yöneticisi olduğu belirtiliyor.
İmamoğlu hakkında 828 yıl 2 aydan, 2 bin 352 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması isteniyor.
İmamoğlu’na yöneltilen suçlamalar şöyle:
İddianamede Ekrem İmamoğlu’nun, ‘Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma’, ‘Rüşvet’ ‘Suç Gelirlerinin Aklanması’, ‘Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık’ suçlarından, suç örgütünün kurucusu ve lideri olması dolayısıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220/5’inci maddesi uyarınca örgütün faaliyeti çerçevesinde örgüt mensupları tarafından işlenen ‘Kişisel Verilerin Kaydedilmesi’, ‘Kişisel Verileri Ele Geçirme ve Yayma’, ‘Suç Delillerini Gizleme’, ‘Haberleşmenin Engellenmesi’, ‘Kamu Malına Zarar Verme’, ‘Rüşvet Alma’ ‘Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma’ ‘İrtikap’, ‘Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık’, ‘Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama’, ‘İhaleye Fesat Karıştırma’, ‘Çevrenin Kasten Kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanunu’na Muhalefet’, ‘Orman Kanunu’na Muhalefet’, ‘Maden Kanunu’na Muhalefet’ suçlarından, iddianameye konu olan 142 eylemle ilgili olarak cezalandırılması talep edildi.
İki yılda kaç CHP’li belediye başkanı tutuklandı, kaçı görevden alındı?
31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından geçen iki yıllık süreçte (Mart 2024 – Mart 2026), CHP’li belediyelere yönelik adli ve idari kararlar, Türkiye siyasetinin en yoğun gündem başlıklarından biri.
Şu an İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil beş il belediye başkanı tutuklu. Tutuklu ilçe belediye başkanı sayısıysa 23. Bunların 13’ü İstanbul’dan.
İmamoğlu dahil yedi il belediye başkanı görevden uzaklaştırıldı. Görevden uzaklaştırılan ilçe belediye başkanı sayısıysa 28.
İstanbul ilçe belediye başkanları
İstanbul’da özellikle ‘eş zamanlı operasyonlar’ olarak tanımlanan süreçte, çok sayıda ilçe başkanı görevden uzaklaştırıldı.
• Ahmet Özer (Esenyurt): 30 Ekim 2024’te ‘PKK/KCK terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla tutuklandı. Görevden uzaklaştırıldı. Kayyım atandı. 8,5 aylık tutukluğun ardından 14 Temmuz 2025’te tahliye edildi. Ocak 2026’da altı yıl üç ay hapis cezası aldı.
• Resul Emrah Şahan (Şişli): 23 Mart 2025’te ‘terör örgütüne yardım’ suçlamasıyla tutuklandı. Görevden uzaklaştırıldı. Kayyım atandı. Halen tutuklu.
• Rıza Akpolat (Beşiktaş): Ocak 2025’te ‘rüşvet’ ve ‘suç örgütü üyeliği’ suçlamasıyla tutuklanarak görevden uzaklaştırıldı. Halen tutuklu.
• Alaattin Köseler (Beykoz): 4 Mart 2025’te ‘ihaleye fesat’ ve ‘suç örgütü üyeliği’ suçlamasıyla tutuklandı. 5 Eylül 2025’te tahliye edildi, itiraz üzerine bir gün sonra yeniden tutuklandı. Halen tutuklu.
• M. Murat Çalık (Beylikdüzü): 23 Mart 2025’te ‘ihaleye fesat’ ve ‘rüşvet’ suçlamasıyla tutuklandı. Halen tutuklu.
• Hasan Akgün (Büyükçekmece): Haziran 2025’te ‘rüşvet’ ve ‘irtikap’ (görevi kötüye kullanarak para toplama) suçlamasıyla tutuklandı. Halen tutuklu.
• Utku Caner Çaykara (Avcılar): Haziran 2025’te ‘irtikap’ suçlamasıyla tutuklandı. Halen tutuklu.
• Hakan Bahçetepe (Gaziosmanpaşa): Haziran 2025’te ‘rüşvet’ suçlamasıyla tutuklandı. Halen tutuklu.
• Hasan Mutlu (Bayrampaşa): 16 Eylül 2025’te ‘mali usulsüzlük’ suçlamasıyla 25 belediye çalışanıyla birlikte tutuklandı. Halen tutuklu.
• İnan Güney (Beyoğlu): Ağustos 2025’te ‘mali yolsuzluk’ suçlamasıyla tutuklandı. 8 Temmuz’da tahliyesine karar verildi.
• Özgür Kabadayı (Şile): Temmuz 2025’te ‘imar yolsuzluğu’ suçlamasıyla tutuklandı. Halen tutuklu.
• Onursal Adıgüzel (Ataşehir): 22 Nisan 2026’da ‘rüşvet’ suçlamasıyla tutuklandı. Halen tutuklu.
• Bora Balcıoğlu (Silivri): 10 Haziran 2026’da ‘yolsuzluk’ iddiasıyla tutuklandı. Aynı gün görevden uzaklaştırıldı; halen tutuklu.
• Ali Ercan Akpolat (Adalar): 23 Haziran 2026’da ‘rüşvet’ suçlamasıyla tutuklandı.
Diğer ilçe belediye başkanları
• Kadir Aydar (Ceyhan – Adana): Haziran 2025’te ‘rüşvet’ ve ‘irtikap’ suçlamasıyla tutuklandı. 22 Nisan 2026’da tahliye edildi.
• Oya Tekin (Seyhan – Adana): Haziran 2025’te ‘görevi kötüye kullanma’ ve ‘irtikap’ suçlamasıyla tutuklandı. Halen tutuklu.
• Niyazi Nefi Kara (Manavgat – Antalya): Temmuz 2025’te ‘mali usulsüzlük’ suçlamasıyla tutuklandı. Halen tutuklu.
• Ömer Günel (Kuşadası – Aydın): 16 Mart 2026’da ‘rüşvet’ ve ‘irtikap’ suçlamasıyla tutuklandı. Halen tutuklu.
• Yılmaz Tozan (Eşme – Uşak): 21 Nisan 2026’da ‘irtikap’ suçlamasıyla tutuklandı. Halen tutuklu. 22 Nisan 2026’da görevden uzaklaştırıldı.
• Ali Demirçalı (Yüreğir – Adana): ‘Rüşvet verme’ suçundan beş yıl üç ay 10 hapis cezasına çarptırıldı. 21 Nisan 2026’da görevden uzaklaştırıldı. Tutuklu değil.
• Fikret Albayrak (Düzce-Akçakoca): 23 Mayıs 2026’da ‘irtikap’ suçlamasıyla tutuklandı. Bir gün sonra (24 Mayıs) görevden uzaklaştırıldı. Halen tutuklu.
• Mustafa Günay (İzmir-Güzelbahçe): 26 Mayıs 2026’da imar usulsüzlükleri iddiasıyla tutuklandı. İki gün sonra (28 Mayıs) görevden uzaklaştırıldı. Halen tutuklu.
• Görkem Duman (İzmir-Buca): 6 Haziran 2026’da ‘rüşvet’ iddiasıyla tutuklandı. İki gün sonra (8 Haziran) görevden uzaklaştırıldı. Halen tutuklu.
• Mustafa Turgut (Mersin-Silifke): 22 Haziran 2026’da ‘rüşvet’ iddiasıyla tutuklandı.
• Mustafa Sarıgül (Ovacık – Tunceli): 22 Kasım 2024’te ‘PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlamasıyla tutuklanarak görevden uzaklaştırıldı. Yerine kayyım atandı. Halen tutuklu.
• İsmail Yetişkin (İzmir-Seferihisar): 30 Haziran 2025’te Seferihisar başsavcılığınca yürütülen ‘yolsuzluk’ soruşturmasında tutuklandı. Aynı gün görevden uzaklaştırıldı.
• Onur Yiğit (İzmir-Balçova): 25 Haziran’da Seferihisar başsavcılığınca yürütülen ‘yolsuzluk’ soruşturmasında gözaltına alındı. 3 Temmuz’da ev hapsine karar verildi. Aynı gün görevden uzaklaştırıldı.
• Hüseyin Can Güner (Ankara-Çankaya): 15 Temmuz’da Ankara başsavcılığınca başlatılan ‘yolsuzluk’ soruşturmasında tutuklandı. Aynı gün görevden uzaklaştırıldı.



