1. Haberler
  2. Genel
  3. ISKARTA CUMHURİYET

ISKARTA CUMHURİYET

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kırık çerçeve yasa:

Cumhuriyetin yıkılışı= ıskarta

Boş çerçeveye imza atanlar cumhuriyetimizin yıkılışına imza koydular. Yani “Cumhuriyetimize ISKARTA” dediler.

Barışın baş düşmanı kaç-ak saray ve Tayyip Erdoğan.ın yasası.

Boş çerçeve yasası, Tayyip’in gönlü olsun, dünya döndükçe o koltukta çivili kaks

Aslında kendileri ıskarta. Hükümet, Tayyip, Dövlet Bohçalı ıskarta atın çöpe gitsin.

Bunların alayı ıskarta ve insan müsveddesi. Müsveddelerin peşinden gidenlerde müsveddedir.

Herkes cehennem ateşinde yanmaktan korkar. Oysa cehennemde ateş yoktur. Herkes cehennemini kendi yaratır ve ateşini de kendi götürür. Kısaca herkes kendi ateşiyle yanar.

Yine herkes kendi ıskartalığını kendi yaratır. Toplumun, doğanın, hayvanların yanında olup koruyabiliyorsan ıskarta değilsin. Aksine bunları yapmıyorsan bilinçli olarak zaten sen baştan ıskartasın. Atın çöp kutusuna gitsin. Kendi ateşinle kendi cehenneminde yan.

Burada asıl hedef TÜRKİYE CUMHURİYET’ini yıkmak. Ama güçleri yetmeyecek Yıkılışın altında kendileri kalacak.

Iskarta, işe yaramayan, kullanım dışı kalan, değersizleşen veya bir kenara atılan şey demektir. Kökeni İtalyancadaki scarto (atık, eleme) kelimesine dayanır. Günlük hayatta ve farklı sektörlerde benzer anlamlarda kullanılır.

Kelimenin Kullanım Alanları

Oyunlar: İskambil veya okey gibi oyunlarda, eldeki işe yaramayan, seri yapmayan veya kenara ayrılan taş ve kâğıtları ifade eder.

Üretim ve Ticaret: Fabrikalarda defolu, kusurlu, bozuk veya satılamayacak duruma gelmiş mallardır.

Günlük Konuşma: “Iskartaya çıkmak” veya “ıskartaya çıkarmak” deyimi, bir kimsenin ya da nesnenin artık işe yaramaz veya geçersiz hale geldiğini belirtmek için kullanılır.

CUMHURİYETİN YIKILIŞINA İMZA ATTILAR.

Yazıklar olsun. Bu kadarda onursuz ve omurgasız olunamaz.

Siz hangi ülkenin ekmeğini, suyunu içtinizde bu yaşlara geldiniz? Merak ediyorum. Türkiye Cumhuriyet’i hanginizin annesini, babasını, kardeşini öldürdü yada aç açık bıraktı?

Her tarafta bir ‘kriz’ lafı dolanıp duruyor. Ekonomik kriz, kağıt krizi, medeniyet krizi, insanlık krizi… Kriz kriz üzerine. Nedir bu kriz tam olarak? Sebebi nedir ve sonuçları geleceği nasıl şekillendirecektir? Yuval Noah Harari, ‘2018’ de yaşayan alelade bir vatandaş kendini gitgide daha işe yaramaz hissediyor’ (21. Yüzyıl için 21 Ders) cümlesini kurduğuna göre, çok derinlikli bir problemler yumağına dönüşmüş gözüküyoruz çoktan. Zygmunt Bauman ise moderniteden hareketle çağın krizlerini teşrih masasına yatırıyor ve ‘ıskarta’ kavramı üzerinden felsefi bağlamı güncelle irtibatlı eleştirel bir okumaya girişiyor. Ona göre asıl sorun ‘gezegenin dolmuş’ olmasıdır.

‘Fiziksel coğrafya hatta nüfus yoğunluğu ile ilgili bir saptama’ değildir bu. Sosyoloji ve siyaset biliminin alanında tartışılması gereken, modernleşmenin zafer yürüyüşünün gezegenin en uzak yerlerine dahi ulaşarak her türlü üretim-tüketim olgusunu piyasa aracılığı ile zaptetmesinin doğurduğu bir ‘metalaşma, ticarileşme ve parasallaşma sürecidir.

ıskarta insan (işsizliğe çıkar bu) ile tüketilmiş mal ve eşyanın çöpleri. Bir varlık olan insanın ıskartaya (çöpe) dönüşmesi ile eşyanın çöpleşmesi aynıdır. ‘Atık insan hız kesmeden çoğalıp muazzam miktarlara ulaşırken gezegendeki çöp alanları ve atığı geri dönüşüme sokacak araçlar giderek azalmaktadır.’ Çağdaş siyasi gündemin merkezine oturan esaslı bir konudur; ‘atık insanların (göçmenler dahil) ve insani atıkların tasfiyesi’.

Zygmunt, ‘modern dünyaya başka, farklı bir bakışla bakmak için bir davet olarak okunmasını’ istemektedir yazdıklarının. ‘Atık’ kültürünün oluşmasının ana sebebi ‘ebediyet’ mevhumunun gözden düşmesidir. Dünya ile sınırlı bir yaşam tasavvurunun insan ve doğa karşısında bu denli zalimleşmesi başka türlü izah edilemez. Çağın egemen anlayışında ‘hiç kimse geri dönüşü olmayacak şekilde hiçliğe karışamaz’ artık. Öyleyse, küresel vandalizm, teknolojiyi de kuşatarak dünyanın her yerini üretim-tüketim kanunları içinde kontrol altına alabilir, Nietzsche’nin zayıflara (zayıf ıskartadır) yaşama hakkı tanımama fikriyle örtüşür. Yaşlılar, göçmenler, emekliler, işsizler modernitenin birer safrasıdırlar.

Geleneksel güzellik anlayışlarının temelinden sarsıldığı, ‘medenileşme çabaları’ndan ayrılıp doyumsuzluğun girdabına kapıldığı bir zamandır bu. Ama sebepsiz değildir. Dahası hakkaniyetli bir estetik kaygının kaçınılmaz vasfı sayılan evrensellik fikri de tepetaklak olmuştur. Güven duygusu kuşkuyla yer değiştirirken ‘Avrupa demokrasi tarihini taçlandıran ve yakın geçmişe dek onun baskın karakteri olan ‘sosyal devlet’ geri çekilmektedir.

Bauman’ın temel yaklaşımlarından birisi de nüfus fazlası meselesidir. Nasıl ekonomik ilerlemenin kenar oyuncusu ‘atık insanların’ ortaya çıkışı, tümüyle teknik, gayri şahsi bir olguysa, nüfus fazlası da ‘teknik açıdan’ atığın üretimine ve tasfiyesine odaklanmış küresel uygarlığın yan etkilerinden sadece biridir.’ Ve hiç kimse ‘atık’ sayılmama güvencesi içinde değildir.

 Kısaca ıskartayıda anlatmaya çalıştık.

Meclisin ıskartalarını anlatmaya gerek yok.     

SAYGILARIMLA.      

ISKARTA CUMHURİYET
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

CS Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.