19 Nis 2026 — “Büroda bulunan kadın polisler bana psikolojik baskı uyguladı. Emniyet müdürü beni makamına aldı, olayı beş polisin önünde anlattırdı.

Gün geçmiyor ki kadına tecavüzün olmadığı. Hemen hemen her gün gazete sayfalarında, tv ekranlarında tecavüz haberleri yer alıyor.
Dünyada Küba gibi ülkeler hariç tüm ülkelerde tcavüz olayları oldukça yüksek.
Toplumların başta medya aracılığı ile bakanlıkların mahalle mahalle bilgi toplantıları yapması gerekiyor. Özellikle okullarda ve camilerde tecavüz konularına hemen her gün yer verilmeli.
Özellikle diyanet işleri başkanlığı tecavüz olaylarını ciddi olarak ele almalı. Diyanet Türkiye’deki tüm camilerde tecavüz konusunu işletmeli ve geniş biçimde anlatılmasını sağlamalı.
Tecavüz ve nitelikli cinsel saldırı, Türk Ceza Kanunu kapsamında en ağır yaptırımları olan ve rıza dışı gerçekleşen çok ciddi birer suçtur. Bu eyleme maruz kalındığında yasal hakları aramak, tıbbi destek almak ve acil durum hatlarından hemen yardım talep etmek hayati önem taşır.
Avrupa Konseyi, kıtadaki cezaevlerinin 2005’ten 2015’e kadar değişimini inceleyen ve Aralık başında yayınladığı “Avrupa’da Cezaevleri” raporunun Türkiye kısmını güncelledi.
Raporun ilk halinde, Türkiye’de 2013-15 arasında tecavüz hükümlülerinin 23 katına çıktığı bilgisi yer almıştı. Güncel halinde ise bu yıllar arasındaki artışın 2,6 kat olduğu, 23 katlık artışın ise 2012-15 arasında gerçekleştiği gözüküyor.

Raporu hazırlayanlar bu hata nedeniyle Adalet Bakanlığı’ndan özür diledi.
Adalet Bakanlığı: Tecavüz hükümlülerine verilen cezaların artmasından kaynaklanıyor
Raporun Türkiye bölümünde, tutukluların ve hükümlülerin sayısının 10 yılda büyük artış gösterdiği de gözüküyor.
Adalet Bakanlığı ise bu artışın tecavüz hükümlülerine verilen cezaların artışından kaynaklandığını belirtti.
Raporda Türkiye’deki cezaevlerinde yaşanan değişimler de detaylı bir şekilde inceleniyor.
Avrupa Konseyi, 2015 itibarıyla Türkiye’de nüfusun binde 2,2’sinin cezaevinde olduğunu tespit etti. Türkiye bu oranla, 5 eski Sovyet cumhuriyetinin ardından Avrupa’da 47 ülke arasında 6. sırada.

• Çocuğun cinsel istismarı sadece fiziksel temas değildir; duygusal, sosyal ve hukuksal boyutları olan, istismara uğrayanlardan kısa ve uzun dönemde yıkıcı etkilere sahip ciddi bir toplumsal sorun. Cinsel istismar, cinsel dokunma, cinsel sömürü gibi birçok şekilde olabilir.
• Çalışmada daha sık kız çocuklarının istismara uğradığı (kız %80.7, erkek %19.3) olarak belirlenmiştir
• Farklı bölgelerden toplanılan verilerden yararlanarak oluşmakta olan listede Türkiye, çocuklar için en güvenli 60 ülke arasında 18.sırada yer almakta
• Raporda, ülkedeki refah derecesi artmakta olduğu süreçte çocukların ortamda güvenli olduğu dikkat çekildi. 60 ülkeden 34 ‘ünde çocuklara istismara dair suçlarla ilgilenen özel emniyet birimleri bulunurken, yalnızca 6 ülkede erkeklere yönelik suçlar kayıt altına alınmaktadır
• Adalet Bakanlığı 2019 Yılına dair Adli İstatistik sonucuna göre, Türkiye ‘de cinsel istismar suçu son 8 yılın rekorunu kırmış bulunuyor. 2019 yılında bu suçtan 28 bin 360 dava açılırken davaların %55’i mahkumiyet ile sonuçlandı. 2015 yılına göre %50 artış görülmektedir.
• Adalet Bakanlığı 2019 Yılına ilişkin istatistik verilerini açıkladı.
• Çocuğa yönelik cinsel istismar suçu son 8 yılın en tepe noktasına ulaşmış durumda. Verilere dayanan, ceza mahkemelerinde 2019’da çocuğa cinsel istismar suçundan 28 bin 360 dava açıldığı görülüyor. Davaların 15 bin 651’i mahkumiyet le sonuçlanırken 6 bin 420 beraat kararı almış durumda
• Türkiye’de ki çocukların içinde bulunduğu karamsar tabloyu da gözler önüne serdi.
Fransa’da her üç evsiz kadından biri her gün tecavüze uğruyor. Cinsel saldırılara karşı çok savunmasız olan evsiz kadınlara dair ise hiçbir önlem ve çalışma yok.
FranceInfo haber kanalı geçtiğimiz hafta sokakta yaşayan kadınların uğradığı tecavüz ve cinsel saldırıları konu alan bir dosya yayınladı. Fransa’nın sokaklarında evsiz kadınların yaşadığı insanlık dışı uygulamaları gözler önüne seren dosya, aynı zamanda Fransa sokaklarının karanlık yüzünü ortaya koyuyor. Evsiz ve sokakta yaşayan kadınların tanıklıklarını ve Evsizler Vakfının verilerini içeren dosya, Fransa’da her üç evsiz kadından birinin günlük olarak tecavüze uğradığını gözler önüne seriyor.
‘TOPLUMUN GÖRÜNMEYENLERİYİZ’
Martine, 2007 yılından bu yana sokakta yaşayan bir kadın. “Toplumun görünmeyenleriyiz. Sokakta yaşadığımız için vücudumuz sanki dokunulabilir. Bunun için erkeklerin gözünde sokakta hazır bekleyen objeler gibiyiz. Elli yaşındayım. 10 yıldır sokakta yaşıyorum. Yaşadığım her saldırı ve tecavüzü beynimde normalleştirdim. Günümün bir parçası oldu. Olup bitenleri anlatmam bu nedenle artık zor olmuyor. Hatırlamadıklarım da vardır ama sayısız kez tecavüze uğradım” diye anlatıyor yaşadıklarını, “Beynimin çatlamaması için bunu artık yaşamın bir parçası olarak normal görmeye başladım” diye de ekliyor.
İLKİNİ EVDE YAŞADIĞI TECAVÜZ ZİNCİRİ
Sayısız kez tecavüze uğrayan Martine, kendisine tecavüz eden insanların profillerini çizerken, “İki çocuk babası olup her gün önümden geçerek çocuklarını okula almaya giden bir baba, 15 yaşındaki Ukraynalı bir çocuk, 22 yaşındaki bir genç… Bu nedenle her insanın artık saldırgan olduğunu düşünüyorum” diyor.
10 yıldır sokakta kalan Martine’e, neden sokakta yaşadığı sorulduğunda, “Babama sorun. O çocukluğumda bana yaptıklarını anlatsın” diyerek, sayısız kez sokakta ilkini evinde yaşadığı tecavüz zincirini özetliyor.
Adını vermeyen bir başka evsiz kadın ise “17 yıldır sokakta 70 kez tecavüz gördüm” diyor. Dosyayı hazırlayan Franceinfo’dan Anne Lorient, erkekler için evsiz kadınların ücretsiz cinsel ihtiyaçları karşılayan savunmasız kadınlar olarak görüldüğünün altını çiziyor.
HER GÜN TECAVÜZE UĞRUYORLAR

Entourage Derneği Başkanı Agnès Lecordier, ciddi bir istatistik veri olmasa da Fransa’da sokakta yaşayan üç kadından birinin her gün tecavüze uğradığını ifade ediyor. “Devletin bu konuda bu kadınları korumak için hiçbir önlemi yok. Sokakta yaşayan kadınlar cinsel saldırı ve tecavüze karşı çok savunmasız. Bu konuda hiçbir çalışma bulunmuyor. Bu kadınlar her insanı artık potansiyel bir saldırgan olarak görüyor” diyen Lecordier, kadınların yaşadıkları karşısında sığınacakları hiçbir kurumsal yapı da olmadığını ifade ediyor.
RUHLARINDAKİ YARALARA GÜÇ YETMİYOR
Yine Paris’te faaliyet yürüten acil sağlık yardım ekiplerine ait barınağın başkanı Quentin Le Maguer, “Sokakta yaşayan tüm kadınlar bu tür şiddetle karşı karşıya. Bu durumda olduğunu anladığımız kadınları ancak bir süre barınakta tutup fiziki yaraları varsa tedavi ediyoruz ve yeniden sokağa dönüyorlar. Ama onların ruhlarında açılan yaraları görmeye gücümüz yetmiyor” diyor.



