ABD’nin küçük emir erine:
“İHTİLAL YAP” EMRİ!..

Amerika babası, “İhtilal yap. Sağa dokunma. Solu bitir” emri verdi. Küçük uşak Kenan Evren emri derhal yerine getirdi sola karşı ihtilal yaptı.
12 Eylül demek Kenan Evren ve darbe demek değildir. AKP’nin ideolojik olarak doğum günüdür. Türker Ertürk
Soldan binlerce genci astırdı. Sağdan ise göstermelik 8 kişiyi.
Hatta soldan yine binlerce genç cezaevlerinde kayboldu.
Küçük yaştaki gençlerin yaşları büyütülerek asıldı.
Kendini Atatürk ilan eden ABD’nin emir eri Kenan Evren, içindeki hırsını kendi halkından aldı.
Ahmet Kenan Evren, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 17. Genelkurmay Başkanı, 12 Eylül Darbesi’nin lideri ve Türkiye’nin 7. Cumhurbaşkanıdır. 12 Eylül 1980’de emir-komuta zinciri içinde yönetime el koyan cunta, Süleyman Demirel hükümetini devirdi ve Türkiye’de ağır hak ihlalleriyle dolu bir dönemi başlattı,
12 Eylül İhtilali’nin Temel Nitelikleri

Gerekçe: 1970’lerin sonlarındaki siyasi istikrarsızlık, ekonomik krizler, sağ-sol çatışmaları ve artan terör olayları.
Yapılanma: Kuvvet komutanlarından oluşan Millî Güvenlik Konseyi (MGK) kuruldu ve Kenan Evren devlet başkanı oldu.
Baskı ve İhlaller: Sıkıyönetim ilan edildi, TBMM lağvedildi, siyasi partiler kapatıldı ve liderleri yargılandı.Bilançosu: 50 kişi idam edildi, 650 bin kişi gözaltına alındı, yüz binlerce kişi fişlendi ve işkence gördü.
Siyasi Sonuçları: 1982 Anayasası hazırlandı ve Evren halk oylaması ile cumhurbaşkanı seçildi,
Yargılanma Süreci
Darbenin üzerinden yıllar geçtikten sonra, 2010 yılındaki anayasa değişikliği ile darbecilerin yargılanmasının önü açıldı. 2012 yılında görülen davada Kenan Evren ve Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ancak cezalar kesinleşmeden, davanın temyiz aşamasında sanıkların vefat etmesi sebebiyle dava düşürüldü.
12 Eylül 1980 darbesi sonrasındaki askeri yönetim döneminde toplam 50 kişi idam edilmiştir. Bu infazlardan 18’i sol görüşlü, 8’i sağ görüşlü, 24’ü adli suçlu ve 1’i ise ASALA militanıdır
Bu dönemin infazları veya 12 Eylül yargılamaları hakkında daha fazla detay öğrenmek ister misiniz?
12 Eylül Darbesi veya 1980 İhtilali, resmî isimlendirmeleriyle 12 Eylül 1980 Harekâtı veya Bayrak Harekâtı,
Türk Silahlı Kuvvetlerinin 12 Eylül 1980 tarihinde Türkiye’de emir komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askerî darbedir. 27 Mayıs Darbesi ve 12 Mart Muhtırası’nın ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Silahlı Kuvvetlerin yönetime karşı gerçekleştirdiği üçüncü ve son başarılı açık müdahaledir.

12 Eylül 1980 gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından saat 03.00’te TRT, PTT ve diğer iletişim dairelerine el konularak başlayan askerî müdahale; İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Başbakan Süleyman Demirel’in konutu ve diğer hedeflerin de sorunsuz olarak ele geçirilmesiyle saat 04.00’te radyolardan tüm ülkeye duyuruldu. İlk bildiride, “Girişilen harekâtın amacı; ülke bütünlüğünü korumak, millî birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mâni olan sebepleri ortadan kaldırmaktır.” ifadeleri yer aldı. Saat 13.00’te ise Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren, canlı yayında yaptığı uzun bir radyo ve televizyon konuşmasıyla müdahalenin gerekçelerini ve amaçlarını anlattı.
Müdahale sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Süleyman Demirel’in başbakan olduğu hükûmetin faaliyetine son verildi, parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırıldı, ülkenin her yerinde sıkıyönetim ilan edildi, yurt dışına çıkışlar yasaklandı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren devlet başkanı oldu. Yasama yetkisini kullanmak üzere Kenan Evren başkanlığında Kuvvet Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı’ndan oluşan Millî Güvenlik Konseyi kuruldu. Siyasi partiler lağvedildi, parti liderleri önce askerî üslerde gözetim altında tutuldu, sonra serbest bırakıldı, bir süre sonra ise bazıları yargılandı. 12 Mart 1971 Muhtırası sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası uygulamadan kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir askerî dönem başladı. Anayasa hazırlandı, 7 Kasım 1982 günü halkoyuna sunuldu, %91,37 oy oranı ile 1982 Anayasası ve Kenan Evren’in cumhurbaşkanlığı kabul edildi.
Darbe sonrası; resmî rakamlara göre 650.000 kişi gözaltına alındı, 230.000 kişi askerî mahkemelerce yargılandı, cezaevlerinde ise işkence sonucu 171 kişi olmak üzere yaklaşık 300 kişi öldü, 48 kişi (24 adli suçlu, 15 sol, 8 sağ, 1 ASALA militanı) idam edildi, 1.683.000 kişi ise fişlendi12 Eylül 2010’daki referandumda %57,88 “Evet” oyu çıktı ve 13 Eylül 2010 sabahından itibaren 12 Eylül’ü yapanlar hakkında suç duyurularında bulunulmaya başlandı. Bütün suç duyuruları toplandı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7 Nisan 2011 tarihinde ilk soruşturma açıldı. Bu, darbenin üzerinden geçen 31 yıl sonunda açılabilen ilk soruşturmaydı. 4 Nisan 2012 tarihinde darbenin yargılanmasına başlandı. Dava sonucunda Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, 765 sayılı TCK’nin “Devlet Kuvvetleri Aleyhinde Cürümler” başlıklı 146. maddesi uyarınca müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Tahsin Şahinkaya’nın, Kenan Evren’den iki ay sonra, 90 yaşında ölmesiyle Yargıtay aşamasındaki dava düştü, kararlar kesinleşmedi. Yıllar sonra, 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrası; Kenan Evren’in ifadesini alan dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’ya dava açan dönemin Ankara Cumhuriyet Savcısı, açılan davaya ilk bakan hâkimler ve iddia makamında bulunan savcılar, “Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması” kapsamında meslekten ihraç edildi. Daha sonra bazıları yargılandı ve mahkûm oldu.
DARBE GEREKÇESİ

Siyasi istikrarsızlık
12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nin gerekçeleri arasında, ülkede yaygınlaşan siyasi cinayetler ile 6 Eylül 1980 günü Konya’da Necmettin Erbakan önderliğinde yapılan ve darbe liderlerinin “şeriat amaçlı bir kalkışma girişimi” olarak nitelediği Kudüs Mitingi de gösterildi. Konya Mitingi olarak da bilinen bu mitingde topluluk İstiklal Marşı sırasında yerlere oturmuş ve İstiklal Marşı yuhalanmış, “Ezan sesi istiyoruz. Bu marşı söylemiyoruz.” diye bağırılmış, Erbakan ve diğer Millî Selamet Partili kişiler kortej hâlinde Arapça pankartlarla ve ilahilerle yürümüşlerdir. Miting sırasında sürekli şeriat çağrısı yapılmış, devlet protesto edilmiştir.Kenan Evren bu olayı öğrendikten sonra “çok sinirlendiklerini” ifade edip bu mitingi “31 Mart Vakası provası” diye nitelemiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 25 Mart 1980’de ilk turunu yaptığı cumhurbaşkanlığı seçimini 124 tur oylama yaptığı hâlde darbe gününe kadar sonuçlandıramayarak halkta demokratik yollarla ülkenin düzlüğe çıkamayacağı inancına yol açtı.
Ekonomik sebepler

12 Eylül öncesi dönemin son başbakanı Süleyman Demirel’in, “70 sente muhtacız.” sözü ile özetlenen dış ticaret açığındaki artış ve döviz darboğazı; işsizlik, kıtlık ve iş yeri anlaşmazlıkları ile beraber darbenin ekonomik sebeplerini oluşturdu. 1979’da %80 olan enflasyon, 1980’de artmaya devam etti ve %100’ün üzerine çıktı. Bülent Ecevit döneminde yapılan zamları eleştiren ve, “Bu ekonomik tedbirler vatandaşın kanını emme hareketidir. Ecevit istifa etmelidir.” diyen Başbakan Demirel de birçok ürüne zam yaptı, ekonomik bunalım giderek arttı. 24 Ocak kararlarından sonra gübreye %500-800 arasında, elektriğe %78, İstanbul şehir vapurları yolcu ücretlerine %100, et ve et ürünlerine %100, sakatata %200, lastik fiyatlarına %52 oranında zam yapıldı. Bu zamlar tepki çekti. Ana Muhalefet Lideri Ecevit, “Demirel’in rejimi değiştirmeye çalıştığını, işçilerin tepki gösterip haklarını almaları gerektiğini” söyledi.
Güvenlik sorunları
Türkiye’de 1970’li yıllarda sağ-sol çatışması binlerce kişinin ölümüne neden oldu. 1978’den sonra çatışmalar daha da şiddetlendi, Doğu’da da Apocular olarak bilinen PKK kuruldu ve saldırılara başladı, 12 Eylül Darbesi’ne giden süreç ivme kazandı. Bu dönem “örtülü iç savaş” olarak da tanımlandı, 4.000’den fazla kişi öldü.
12 Eylül öncesinde sürekli yaşanan cezaevlerinden kaçışlar, ülke gündeminde yer buldu.
11 Eylül 1980 tarihli gazeteler, “Ankara’da kurşuna dizilen 2’si kardeş 4 kişinin öldürüldüğünü, Siirt’te yiyecek çuvallarının içine gizlenen bombanın patlamasıyla 5 kişinin öldürüldüğünü, Fatsa’da 3 ve Malatya’da 2 kişinin öldürüldüğünü, Mersin’de bir sinemada bilet kuyruğunun taranmasıyla 4 kişinin öldürüldüğünü, Eskişehir’de bir kahvenin taranması sonucu 1 kişinin öldürüldüğünü, İstanbul’da asılan yüzlerce bombalı pankartı indirmeye çalışan polislerin kollarının koptuğunu, kör olduklarını” yazar.
Dış siyaset etkenleri
NATO’nun güney kanadının en önemli üyelerinden olan Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarsızlığı özellikle ABD tarafından gözleniyordu. 1979 yılında meydana gelen İran İslam Devrimi, ardından aynı yıl içinde Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgal etmesi üzerine Türkiye’nin ABD politikaları için istikrarlı hâle gelmesi önem kazandı
SAYGILARIMLA.
