Dr. Ayşe KAŞIKIRIK
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 12 Maddenin ötesi: Eşitlikçi ve kapsayıcı bir barış mimarisi

12 Maddenin ötesi: Eşitlikçi ve kapsayıcı bir barış mimarisi

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bu çerçevenin içini toplumsal cinsiyet eşitliğiyle, yerel kadın liderliğiyle, Van’dan Gaziantep’e uzanan Mor Barış Çemberleri’nin biriktirdiği saha tecrübesiyle ve sivil katılımın dönüştürücü gücüyle doldurmak zorundayız. Türkiye, ancak güvenlikçi ve dar kalıpları aşarak kadınların ve yerel aktörlerin asli özne olduğu bütüncül bir barış mimarisine geçtiği takdirde kırılgan çatışmasızlık durumlarından kalıcı ve onurlu bir toplumsal bütünleşmeye ulaşabilecektir.

Türkiye’nin çatışma çözümü, silahsızlanma ve toplumsal bütünleşme kulvarında girdiği “Yeni Çözüm Süreci”, TBMM Başkanlığına sunulan 12 Maddelik Çerçeve Yasa Teklifi (Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi) ile somut bir hukuki zemine oturma iddiasındadır. Kanun teklifi; soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi, kesinleşmiş cezaların infazının durdurulması, koruma tedbirlerinin kaldırılması ve süreci yürüten kamu personeline geniş bir idari ve cezai muafiyet sağlanması gibi enstrümanlarla devlet bürokrasisine teknik bir hareket alanı sağlamayı hedeflemektedir.

Ancak hem uluslararası çatışma çözümü ve barış inşası literatürü hem de sahadaki birincil pratik deneyimler açıkça göstermektedir ki; maddelerle sınırlı teknik ertelemeler ve hukuki muafiyetler çatışmayı geçici olarak dondurabilir; fakat hakiki, köklü ve kalıcı bir toplumsal barışı inşa etmeye yetmez.

Çatışmasızlık hallerinin kalıcı bütünleşmeye dönüşebilmesi, metinlerin teknik mükemmelliğinden ziyade toplumsal kılcal damarlara ne kadar temas ettiğiyle doğrudan ilintilidir. Yeni çözüm sürecinin hedeflenen toplumsal rızaya ulaşabilmesi; yasa teklifinin dar ceza hukuku kalıplarından ve güvenlik odaklı paradokslardan çıkarılıp toplumsal cinsiyet eşitliğini, yerel demokratik katılımı, sivil toplumun dönüştürücü gücünü ve onarıcı adaleti merkeze alan kapsamlı bir barış mimarisine kavuşturulmasıyla mümkündür.

1. Çatışma Çözümünün “Eksik Öznesi”: Kadınlar, Barış ve Güvenlik (WPS) Ajandası

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin tarihi 1325 sayılı Kadın, Barış ve Güvenlik (WPS) kararı ve CEDAW’ın temel sözleşmesel ilkeleri, kadınların barış süreçlerindeki rolünün bir “siyasi nezaket” veya “ikincil detay” olmadığını, aksine barışın sürdürülebilirliği için temel bir ön koşul olduğunu tartışmasız bir biçimde ortaya koyar. Çatışma süreçlerinin yükünü, göçün, yoksulluğun ve şiddetin en ağır biçimlerini göğüsleyerek taşıyan kadınlar, barışın da pasif izleyicileri veya mağdur istatistikleri değil; ana kurucu özneleridir.

  • Eşit temsil ve İzleme Mekanizmaları: Kanun teklifinin 9. maddesinde öngörülen 17 üyeli TBMM İzleme Komisyonu ve merkezi koordinasyon kurullarında kadın temsili ve sivil toplum katılımı yasal güvencelerle sınırları netleşmiş bir kotaya bağlanmalıdır. Kadınların karar alma, izleme ve değerlendirme masalarında bulunmadığı bir yapı, sahadaki özgün kırılmaları ve toplumsal gereksinimleri okumakta yetersiz kalmaya mahkûmdur.
  • Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Reentegrasyon: Yasanın 3. ve 6. maddelerinde öngörülen 5 ve 10 yıllık erteleme ve askıya alma süreleri, kadınlar açısından erkeklerden tamamen farklı toplumsal baskılar, güvenlik riskleri ve sosyo-ekonomik kırılganlıklar barındırmaktadır. Silah bırakan ve topluma yeniden entegre olan kadınların desteklenmesi; Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Barış İnşa Araç Setleri, psiko-sosyal rehabilitasyon programları ve yerel eşitlik eylem planlarıyla yasal kapsama alınmalıdır.

2. Ankara’dan Sahaya Taşınan Barış: Yerel Yönetimler, Muhtarlar ve Sivil Ağlar

Yeni çözüm sürecinin önündeki en belirgin yöntemsel risk, barışın yalnızca Ankara koridorlarında, kapatılmış kapılar arkasında ve merkezi bürokrasi vasıtasıyla yürütülebileceği varsayımıdır. Oysa barış, evlerin içinde, mahallelerde, sokaklarda ve şehirlerin gündelik yaşamında inşa edilir.

  • Yerel Aktörlerin Katılımcı Gücü: Yerel yönetimler, belediye meclisleri, kadın muhtarlar, barolar ve hak temelli sivil toplum kuruluşları sürecin edilgen takipçileri değil, doğrudan uygulayıcı paydaşları kılınmalıdır. Yerel dinamikleri ve toplumsal dokuyu en iyi analiz eden mekanizmalar devre dışı bırakıldığında, merkezi kararların sahada karşılık bulması zorlaşacaktır.
  • Saha Deneyiminden Teoriye: Van ve Gaziantep Mor Barış Çemberleri: Van ve Gaziantep’te sahada hayata geçirdiğimiz Mor Barış Çemberleri uygulamaları, toplumsal helalleşmenin ve rızanın ancak yerel ölçekte kadınların öncülüğünde kurulan güvenli diyalog zeminleriyle mümkün olabileceğini somut biçimde ortaya koymuştur. Farklı toplumsal kesimlerden kadınların bir araya gelerek ortak yaşamı müzakere ettiği bu zeminler, yukarıdan aşağıya kurgulanan yasal çerçevenin altını dolduracak en nitelikli toplumsal harçtır. Yasa teklifi, bu tür taban hareketlerini tanıyan, sivil alana alan açan ve yerel diyalog kanallarını teşvik eden düzenlemelerle güçlendirilmelidir.

3. Bürokratik Teminattan Toplumsal Onarıma: Onarıcı Adalet ve Hakikat

Teklifin 10. maddesiyle süreci yürüten yetkililere ve kamu görevlilerine sağlanan geniş idari ve cezai muafiyetler bürokrasiye cesaret ve hareket alanı sağlama amacı taşısa da toplum vicdanında derin bir cezasızlık ve denetimsizlik algısı yaratma riski barındırmaktadır. Kalıcı bir toplumsal bütünleşme, faillerin durumunun düzenlenmesi kadar mağdurların haklarının teslim edilmesiyle sağlanabilir.

  • Mağdur Odaklı Onarıcı Adalet: Çatışmalı süreç boyunca sivillerin uğradığı zararlar, yerinden edilmeler, kayıplar ve insan hakları ihlalleri görmezden gelinemez. Yasa metni, mağduriyetlerin tanınması, sosyal tazmin mekanizmalarının işletilmesi ve onarıcı adalet ilkelerinin devreye sokulması noktasında somut taahhütler içermelidir.
  • Şeffaflık ve Sivil Denetim: Kamu görevlilerine tanınan hukuki koruma, geçmiş veya gelecekteki olası hak ihlallerinin üzerini örten bir zırha dönüşmemelidir. Bu dengenin kurulabilmesi için TBMM İzleme Komisyonu’nun faaliyetleri gizlilik perdesinden çıkarılmalı; komisyonun 6 aylık periyotlarla kamuoyuna ve sivil toplum denetimine açık şeffaf raporlar sunması yasal bir zorunluluk haline getirilmelidir.

4. Bütüncül Politikalar: Kentsel, Sosyal ve Cinsiyet Duyarlı Dönüşüm

Toplumsal barış, kriz ve afet politikalarından, kentsel dönüşümden veya yerel bütçeleme süreçlerinden bağımsız ele alınamaz. Sosyal eşitsizliklerin ve kentsel yoksulluğun derinleştiği bir vasatta barışın toplumsallaşması güçtür.

  • Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme (TCDB): Yasa kapsamındaki reentegrasyon, sosyal hizmet ve rehabilitasyon kalemlerinin her biri toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme ilkelerine göre yapılandırılmalıdır. Kadınların ve dezavantajlı kesimlerin kaynağa erişimi somut metriklerle izlenmelidir.
  • Mekânsal ve Sosyal Bütünleşme: Kentsel alanların, afet sonrası rehabilitasyon süreçlerinin ve kamu hizmetlerinin cinsiyet eşitliği perspektifiyle tasarlanması, toplumsal barışın gündelik yaşamda hissedilmesini kolaylaştıracaktır.

Sonuç: Çerçeveyi Aşmak ve Geleceği Birlikte İnşa Etmek

Yeni çözüm süreci, Türkiye’nin tarihsel yüklerini geride bırakarak demokratik, kapsayıcı ve eşitlikçi bir geleceği inşa etmesi adına son derece kritik bir fırsat penceresidir. 5 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla Meclis gündemine taşınan 12 Maddelik Çerçeve Yasa Teklifi, silahsızlanma ve idari koordinasyon açısından bir “teknik başlangıç noktası” olarak okunabilir. Ancak bir kanunun varlığı, toplumsal barışın gerçekleştiği anlamına gelmez.

Bu çerçevenin içini toplumsal cinsiyet eşitliğiyle, yerel kadın liderliğiyle, Van’dan Gaziantep’e uzanan Mor Barış Çemberleri’nin biriktirdiği saha tecrübesiyle ve sivil katılımın dönüştürücü gücüyle doldurmak zorundayız. Türkiye, ancak güvenlikçi ve dar kalıpları aşarak kadınların ve yerel aktörlerin asli özne olduğu bütüncül bir barış mimarisine geçtiği takdirde kırılgan çatışmasızlık durumlarından kalıcı ve onurlu bir toplumsal bütünleşmeye ulaşabilecektir.

KAYNAKLAR VE REFERANSLAR

  • Mevzuat Metni: TBMM Başkanlığı, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi (12 Maddelik Çerçeve Yasa Teklifi), 5 Ağustos 2026.
  • Mevzuat Metni: 6551 Sayılı Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun, T.C. Resmî Gazete (Sayı: 29062), 16 Temmuz 2014.
  • Uluslararası Çerçeve: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 1325 Sayılı Kadın, Barış ve Güvenlik (WPS) Kararı, 2000.
  • Uluslararası Çerçeve: Birleşmiş Milletler, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW), 1979.
  • Saha ve Metodoloji Referansı: Mor Merdiven, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Barış İnşa Araç Seti, Van ve Gaziantep Mor Barış Çemberleri Atölyeleri Saha Raporları.

12 Maddenin ötesi: Eşitlikçi ve kapsayıcı bir barış mimarisi
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

CS Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!