Kılıçdaroğlu kimdir? Devrimci mi? Demokrat mı? Faşist mi? Emperyal mi?
Yanıt: DEVŞİRME.
Kısaca: Kasetle CHP’nin başına dikta ile getirilen proje insanı.
Kılıçdaroğlu kılıçları çekti. Partiyi bitirip Tayyip Erdoğan’a oyuncak olmaya devam edecek.
Kılıçdaroğlu keskin kılıcını çekti. Partililerine “REST” dedi.
Seçilmiş bir genl başkan varken kayyum olarak gelmenin ne gibi anlamı olabilir?
Bu düpedüz hainlik değil midir?
Kısaca şeytanlarla dans ediyor.
14 kez seçim kaybeden biri olarak hangi yüzle o koltuğa oturabiliyor?
GELELİM BUTLAN SAÇMALIĞINA
Günlerce Butlanla KK ile yatıp kalkuyoruz.Ama gözümüze girecek olan görmemiz gerekeni görmüyor, olmayanı görüyor tartışıyoruz.
Evet Butlan olayının arkasında çok şey var. Sadece Kılıçdaroğlu yok.
Yanlış okumadınız Kılıçdaroğlu yok

Adam Zaten yok hükmünde.
Genel Başkan olduğu dönem defalarca yazdım bu adam iyi bir adam olabilir ama zorla bir makama getirilmiş gibi sıradan vasat bir vatandaş kimse fazla birşey beklemesin dedim.
Sözde CHP seçmeni olarak eğitimliyiz, aydınız, bilgiliyiz. Ama bizi yıllarca bu adamla uyutup yine aynı adamla ters köşe yapıyorlar. Koltuk sevdası, hırs, hazımsızlık diyerek KK den başkasını görmüyoruz. Tartışmıyoruz.
Önce CHP’yi Kılıçdaroğluna kilitleyip 13 yıl boyunca seçim kazandırmadılar. Şimdi de CHP seçmenlerini Kılıçdaroğlu’na kilitleyip kendi yüzlerini gizliyorlar.
Keşke herşey KK basitliğinde ve sığlığında olsaydı. Olayın arkasında öylesine derin, öylesine ciddi ve korkunç nedenler var ki şimdi hepsini sıralayacağım.
Arkasında demeyelim Butlan olayının tam da ortasında Bizim görmemekte ısrar ettiğimiz neler var bakalım:
Butlan olayının tam da ortasında Anayasayı, ilk 4 maddesini, hatta rejimi bile değiştirebilecek vekil sayısını yakalama arzusu var.
Butlan olayının tam da ortasında Başefendinin yargılanmadan ölünceye kadar güçlü bir şekilde iktidarda kalması var.
Butlan olayının tam da ortasında ABD ,Israil destekli Büyük Ortadoğu projesinin tamamlanabilmesi var.
Butlan olayının tam da ortasında Bitlis’te Saray adı altında BOP alt yapısı olarak inşaa edilen idare binaları var.
Butlan olayının tam da ortasında imralı var, Trump var, CİA’set var.
Butlan olayının tam da ortasında Artık barış özerklik değil Açıkca “Kürdistan Bağımsız Devleti” istiyoruz diyenlerin Cesaretlerinin ve hegemonyasının artırılması var.
Butlan olayının tam da ortasında içi boşaltılan kamu bankalarının dışında kalan “İŞ BANKASI”na çökme hesapları var.

Butlan olayının tam da ortasında Halifeliği kaldıran laik Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran CHP’den tarihsel kin ve intikam duyguları var.
Butlan olayının tam da ortasında İmamoğlu’na yapılanların Aynısının Özgür Özel’e de yapılmasının altyapı hazırlığı var.
Butlan olayının tam da ortasında Nazım Hikmet’in “23 centlik Asker” şiirinde dediği gibi Türk Askerinin orta doğuda ABD için savaştırılması var
Butlan olayının tam da ortasında Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetimizin üniter yapısını bozup federal devlete dönüştürülmesi arzusu var.
Bu saatten sonra Tartışılması gereken kk değil butlanın yukarıdaki saydıklarıma etkisi ve alakasıdır.
Peki Başarılı olabilecekler mi?
Bu Artık onların elinde değil.
Bu bizim elimizdedir,
Aklımızın beynimizin ve yüreğimizin elindedir.
Bu parti meselesi de değil vatan meselesidir.
halkımızın bebelerimizin geleceğinin meselesidir.
Bu küresel emperyalizme ve faşizme karşı bağımsızlık ve özgürlük mücadelesidir.
Özgür Özel, CHP’yi neredeyse dünyanın partisi haline getirdi Milyonları ayağa kaldırdı. CHP’yi birinci parti yaptı. Kemal dede sen ne yaptın? Yüzde 20’den yukarı çıkamadın.

Hedefin soysuzlara yamanmak mı?
İşçiler. Köylüler, emekliler şu an açlıkla buruna iken Kemal Dedenin koltuk sevdası var.
Yıllarca partinin başındaydın ne yapabildi Kemal dede?
İşadamları bile fabrikalarını kapatıyor. Yabancı sermaye kaçıyor.
Gençlerimiz başka ülkelerde geleceklerini arıyor. Aileler perişan. Çocuklar açlıkla mücadele ediyor.
Sen neyin kafasını yaşıyorsun Kemal dede?
Tek sorunumuz koltuk mu? Hangi mağazadan istiyorsan istediğin koltukları alalım sana gözün koltuklara doysun,
Sen şeytanlarla dans etmeye devam et Kemal dede. Tarih seni affetmeyecek.
KEMAL DEDENİN ÖLÜLER İLE DANSI
Öncelikle sizlere bir fıkra anlatayım. Köyün birinde kimsesiz, yanız, gariban bir genç varmış. Köyün ileri gelenleri toplanmış ve “Gelin bu genci korkutalım” kararı vermişler.
Köyün eşrafı toplanıyor genci çağırıyorlar.
“Sen gece karanlıkta köyün mezarlığında helva yapabilir misin?” diye soruyorlar.
Genç, “Elbette yapabilirim” diyor. Malzemeler hazırlanıyor mezarlığa konuluyor. Genç helvayı yapıyor ve “”Ooohhh çok güzel oldu” diyor.
Mezarlın çevresine beyaz çuvallar giyerek saklanan köyün eşrafları, birer birer ortaya çıkarak, “Bende istiyorum. Bende istiyorum” diye gencin yanına yaklaşıyor.
Genç elindeki kızgın kepçeyle köyün eşrafına vurmaya başlıyor ve “Daha ölüleri doyurmadık. Size ne oluyor?” diyor.
CHP dünyanın en diri ve canlı partisidir. Siz memur gibi atanarak dirileri bıraktınız ölüler ile karanlık mezarda dans etmeye başladınız sayın Kılıçdaroğlu.
Sanırım mezarlıkları, karanlığı, ölüleri çok seviyorsunuz ki ölülerle dans etmeyi seviyorsunuz.
Ancak bu karanlığın sonu yok. Mezarlıklarda helva yapmaya da gelmez. Arabanın freni tutmuyor nereye çarpacağın belli değil. Size değil otobüsün içindeki diğer yolculara yazık olacak.
Kemal dede bunu da iyi dinle. Öğretmen çocuğa ödev verir. Ödev: Devlet, millet, cumhuriyet ne demektir?
Çocuk eve geldiğinde babasına ödevini sorar.
Baba, “Oğlum devlet ben. Millet annen .Cumhuriyet sen. Halk ta küçük kardeşin” der.
Bu arada küçük kardeşi ağlamaya başlıyor. Koşup bakıyor ki kardeşi altını batır. Hemen annesine haber vermek için yanına gider ve babası annesinin üstünde sevişiyor.
Çocuk, “Devlet millet üstünde zevk sefa içinde. Cumhuriyet perişan. Halk bok içinde” diye yazar defterine.
Kemal dede sen bu fıkranın neresindesin?
Kemal dede ayrıca siz bu partiyi neden ikiye böldünüz?
AKP bölüp parçalasın yutsun diye mi?
Partilileri bir birine düşürüp düşman ettiniz. Parti bilarının kapılarını kilitliyorsunuz. Bu düşmanlık niye?
Türk ulusundan intikam mı almak istiyorsunuz?
EVET KEMAL DEDE BANA GÖREDE BAŞ HAİNSİNİZ.
Ama en büyük vatan haini benim Kemal dede. Mavi gözlü dev adam gibi. Çünkü ben de bu emperyal güçlerin oyuncağı olan AKPKK iktidarına karşıyım. Sanırım bu nedenle vatan hainiyim.
Size yaşanan bir olayı da anlatayım. Kadife sesli güzel kadın Emel Sayın’dan dinledim.
Emel sayın:
Her gün olduğu gibi yine bir film çekiminden çıkmıştık. Kemal Sunal, Yani Kemal çıktı yine zaman olduğu gibi yürüyerek evine gitmeye başladı. Tüm oyuncular çekimin yorgunluğu nedeniyle hemen taksilere binerek evlerine giderler.
Ben Kemal’i takip etmeye başladım.
Kemal giderken bir kanepede oturmuş dilenciye benzeyen birinin yanına oturdu. Ona bir şeyler verdi ve hemen ayrıldı. Ardından. Bir lokantaya uğradı. Lokantacıya para verdi. Lokantacıya borcu var diya düşüşündüm. Daha sonra dilenci görünen kişinin yanına gittim ve “Kemal sana ne verdi?” diye sordum. Dilenci gibi görünen kişi: “Abla Kemal abi her gün bana uğrar ve para verir. Ben çok hasta biriyim çalışamıyorum ve evde de hasta çocuklarım var” dedi.
Oradan lokantaya uğradım: Kemal’in size borcu mu var” diye sordum.
Lokantacı: “Abla Kemal bey her gün bize uğrar yoksullar burada karınlarını doyursunlar diye para bırakır.”
Kemal dede sen de Tayyip Erdoğan ve emperyallerin karnını doyurmak için mi oradasın?
Yaptığın bu hatta dünyayı hayrete düşürecek çok güzel hareket ile Atatürk’ün kemiklerini sızlatan Kemal dede sana merhaba.
Koca gözlü dev adam Abidin 1961 yılında Dino’nun Paris’teki resim sergisine gider.Orada gördüğü bir resimden çok etkilenir ve
yapabilir misin Abidin?
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin? İşin kolayına kaçmadan ama Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil Ne de ak örtüde elmaların Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?

Soruyorum dede:
Sen memur olarak CHP’nin başına geçtin. Orada mutluluğun resmini yapabilir misin.
,Deniz Geşmiş’i, Mahir Çayan’ı, Yusuf Aslan’ın niye asıldıklarının mutluluğunu anlatabilir misin dede?
İbrahim Kaypakkaya’nın tırnaklarının söküldüğünü, Ayak derilerinin sökülüp tuz verilerek keçilere verildiğinin mutluluğunu anlatabilir misin Kemal dede.
Ernesto’yu kaypakça kendi askerine Bolivya’da CIA tarafından 1967 yılında 39 yaşın doktordu ve nasıl öldürtüldüğünün mutluluğunu anlatabilir misin Kemal dede?
17 yaşında yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren’i anlatabilir misin?
20 yaşındaki gencecik askerlerimizin bilinçli olarak nasıl şehit edildiklerinin mutluluğunu anlatabilir misin Kemal dede?
Bu soruların yanıtını sen vereceksin tarih sayfalarında.
Bir kadını zevke daldırırcasına mutlu mu oluyorsunuz partiyi ikiye bölen hain dede.
Bilindiği üzere dünyanın en gelişmiş dili Türkçedir ve en güzel ve en zor bir dildir.Türkülerimizde özeldir. Tür sanat müziğide bize aittir. Dünyanın en güzel bayrağı milli marşı bizimdir. Bir çok Türkü de söylenir: “Dünya Sultan Süleyman’a kalmadı” diye.
Sultan Süleyman 71 (veya kaynaklara göre 72) yıl yaşamıştır. 6 Kasım 1494’te doğmuş ve 7 Eylül 1566’da vefat etmiştir. Aynı zamanda 46 yıl ile Osmanlı tarihinde tahtta en uzun süre kalan padişah unvanına sahip.
Kemal dede sen kaç yıl kalacaksın o koltukta? Ölmeyecek misin? Azrail ile anlaşmamı yaptın Tayyip Erdoğan’la yaptığın gibi?
Size anımsatmalıyım, mezarlıklar vazgeçilmezlerle dolu. Kimse vazgeçilmez değildir.
Kısaca, ayağınıza Cennet kiralamayacağız.
Ben seni uzaklarda, ben seni yasaklarda, ben seni tuzaklarda sevdim Kemal dede.
Yüce Atatürk’ün geliştirdiği kuvay-ı Milliyeyim bende.
AKP’liler Kılıçdaroğlu’na sahip çıktı: Suçu gazetecilere attılar, performansı beğenilmedi
AKP’li isimler Kemal Kılıçdaroğlu’nun televizyon performansından rahatsız oldu, suçu gazetecilere atarak Kılıçdaroğlu’na sahip çıktı. AKP MKYK Üyesi Mahir Ünal, gazetecilerin “istedikleri cevabı alana kadar sormaya devam edeceği tehdidi” savurduğunu öne sürdü. Şamil Tayyar, “Arınma görevini kim verdi?” sorusundan rahatsız oldu.
AKP’nin “mutlak butlan” kararının ardından yeniden CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, yıllar sonra ilk kez bir televizyon programına çıktı. Dün akşam Sözcü’de 2 saati aşkın bir süre soruları yanıtlamaya çalışan Kılıçdaroğlu pek çok soruya benzer yanıtları verdi.
Kurultay sorusuna “Yapacağız, ama neden olağanüstü kurultay yapayım ki?” diye yanıt veren Kılıçdaroğlu, İBB soruşturmasını siyasi görmediğini belirtti, belgeler olduğunu savundu.
“Ben olmasam valilik bir kaymakamı kayyım atardı” diyerek butlan kararının arkasında durmaya çalıştı. Butlan kararını ilan edilmeden önce bilmediğini iddia eden Kılıçdaroğlu, Erdoğan’la ya da AKP’den isimlerle görüşmediğini, karardan bir gün önce yayınladığı “arınma” videosunun zamanlamasının tesadüf olduğunu öne sürdü.

‘Gazeteci cevap arayan kişidir, cevabı dayatan değil’
Kılıçdaroğlu’nun televizyona çıkmasına AKP kanadından tepki geldi.
Sonuçtan memnun kalmayan AKP MKYK Üyesi Mahir Ünal suçu gazetecilere atmaya kalktı.
“Yıllardır Türkiye’de medyayı ‘yandaş ve bağımsız’ diye tasnif edenlerin en temel iddiası, gazetecinin bağımsız olması gerektiğiydi. Oysa bugün görüyoruz ki bağımsızlık dedikleri aslında zorunlu bağımlılıklarını perdelemekmiş” diyen Ünal şöyle devam etti:
“Sözcü TV’de izlediğimiz tablo, gazeteciliğin bağımsız duruşundan ziyade, zorunlu aidiyetin diliyle konuşan bir medya pratiğini ortaya koydu. Soru sormak başka, muhatabı kendi kanaatine mahkum etmeye çalışmak başkadır. İstedikleri cevabı alana kadar sormaya devam edeceği tehdidini savuran bir tutum gazetecilik değildir. Gazeteci cevap arayan kişidir, cevabı dayatan değil.
*Kılıçdaroğlu’ndan Özgür Özel’e Mutlak Şutlan: “Koltuğu Böyle Alırım!”
CHP’de “mutlak butlan” tartışması bu kez karikatürde bambaşka bir seviyeye çıkıyor. Özgür Özel “bu partiyi butlan ile sana teslim etmeyeceğim” diyerek rest çekiyor ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun cevabı çok sert oluyor.

Asıl komedi alt bölümde patlıyor. “Mutlak butlan” bir anda “mutlak şutlan”a dönüşüyor ve Kılıçdaroğlu, Özgür Özel’i kapıdan dışarı göndererek koltuk savaşına mizahi bir nokta koyuyor. Parti içi kavga, koltuk krizi ve siyasi taşlama bu karikatürde tam yorumluk hale geliyor. Sizce en komik replik hangisi?
Bugün yaşanan tam da budur. Dün başkalarını ‘yandaşlıkla suçlayanların, tüm delilleri ile hırsızlıkları ortaya dökülenleri savunmak söz konusu olduğunda aynı eleştirel mesafeyi koruyamaması; meselenin ilkesel değil, konjonktürel olduğunu gösteriyor.
AKCHP’YE MERHABA
Recep Tayyip Erdoğan’ın Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘nu, MUTLAK ŞUTLAN İLE CHP’nin başına memur olarak atanması dış ülkelerde bile şaşkınlıkla karşılandı ve yabancı gazeteler,” hayretlikle” başlıklar attı.
Buradan soruyorum bu neyin memuriyeti?
Kemal dedeye buradan soruyorum Tayyip Erdoğan’a ne borcunuz var ?
Merak ediyorum. Dün sayın Bülent Ecevit ile alay eden siz sayın Dövlet Bohçalı,Tayyip Erdoğan siz 40yaşında gençlerden misiniz ?
Ayakta duramıyor musunuz be adamlar. Ne konuştuklarınızın bişle farkında değilsiniz. Yandaşlarınız da ayakta sizi şak şak alkışlıyor. Sizler kızmıyorum. Size oy veren Şabanlar’ ne diyeyim. “Ya Alllah Bismillah” dediniz garibanlar olmayn bilgileriyle sizler inandılar ve oy verdiler.
BİSMİLLAH DEYYİP GEÇMELİ TAYYİP ERDOĞAN’A KEMAL DEDE GİBİ İNANMALI
Allah’a yakın olmak istiyorsanız sadece dürüst, adil , hak ve hukuku savunun.
Namaz kılmak, oruç tutmak, kurban kesmek, hacca gitmek yetmiyor. Bence bunların hiç birini yapmayın. Sadece hak ve ve hukuku koruyun Bu gün sarayları olan ve adaletin nerede olduğu bilinmeyen adliyeler gibi değil elbette.
Bunu yaklaşık 25 yıl önce yazmıştı, “ADALETE KELEPÇE” diye.
Ne oldu?
Öngörümüz bu gün çok daha net değil mi?
Ben de diyorum ki,

KEMAL DEDEDE BU ADALETİN KELEPÇELERİNDEN BİRİNE TAKILMIŞ GİBi. NE DERSİNİZ?
Zatenbiz yaşarkn ,hayattasözlü, ölüme sözlü ölüme nişanlıyız. Hatta ölümle nikahlıyız.
Ölüm hoş geldi sefa geldi.
Selam olsun apaydınlık günlere,
Kazmayla kürekle yürüyenlere,
Selam olsun. halk için ölenlere bin selam.
Unutmayın korkunç düşman har zaman içimizdedir.
Saygılarımla



