Yelda SÖNMEZ / KALEMİN SİHRİ
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ALEVLER İÇİNDE SESİZ ÇIĞLIKLAR.

ALEVLER İÇİNDE SESİZ ÇIĞLIKLAR.

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bir orman yanarken sadece ağaçlar değil,orada bulunan herşey..Alevler içinde yardım çığlığı ataran hayvanlar, torağın kokusu bir anda küle döner.

Yangın sonrası ormana girdiğinizde, sizi karşılayan şey sessizliktir. Ama bu sessizlik huzurdan değil, kayıptan doğar. Yanmış dalların arasından yükselen is kokusu, size bir zamanlar burada hayat olduğunu hatırlatır.

Oysa orman, sadece ağaçlardan ibaret değildir. Orada saklanan bir kaplumbağanın yuvası, bir sincabın kış erzakları, insanların piknikteki neşeleri vardır. Yangın, bunların hepsini alır götürür.

Orman yangınlarının yüzde 97’sinin insan eliyle çıktığını biliyoruz. Yaşamın, bir ağaç gibi tek ve hür olduğunu bile bile doğaya bunu yapmaya hiç hakkımız yok!

Çok hızlı yayılan orman yangınları insanların ve hayvanların hayatına, doğanın güzelliğine, mal varlıklarının yanmasına neden olabiliyor.

Geleceğimiz için fidan dikelim. Geleceğimiz, dikeceğimiz fidanlara bağlıdır. Hayatta kalmak için nefes almaya, nefes almak için oksijene bunun için de doğaya ihtiyacımız var.

Doğayı ve ağaçlarımızı koruyalım. Olanın, olduğu şu günlerde en azından bundan sonrası için gerekli tedbirleri alalım.

Aynı zamanda tedbir almakta çok önemli ve orman yangınlarına zamanında müdahale edilmesi de çok önemli.

Her doğal felaketin maliyetinde olduğu gibi orman yangınlarının doğurduğu maliyet de yangınları önlemenin maliyetinden daha ağır oluyor. Şu hâlde ormanlarımız için mümkün olan bütün tedbirler alınmalıdır. Yangın riskini azaltan altyapı yatırımlarının yapılması, yangın söndürme sistemlerinin geliştirilip zenginleştirilmesi gibi tedbirlerin alınması hayati önemdedir.

Biz insanlar, çoğu zaman doğayı korumayı erteleriz. “Yarın yaparım” deriz. Ama doğa, yarını bekleyemez. Çünkü bir kıvılcım, bir dikkatsizlik, bir sigara izmariti… Hepsi bir ömrü saniyeler içinde yok edebilir.

Çevreyi kirletmek ile ilgili yasalar dahi vatandaşı tedirgin edecek şekilde ve mutlaka uygulanması lazım. Hükümetlerin af yetkileri de olmamalı.Yurttaşlar yasalara uyma mecburiyetini hissetmeli.Bunda da yasalara uyanların özeni de gerekli. Mesela aracında içtiği sigarayı ve diğer çöplerini yollara atanları diğer sürücüler mutlaka şikayet etmeli ve bununla ilgili cezalandırma süreci mutlaka uygulanmalı.

Yani cezalar mutlaka istisnasız uygulanmalı ve uymayanlar böylece caydırılmalı.

Çevre ve temizlik dersi de olmalı, aynı zamanda zorunlu olmalı. Orman yangınları v.b. konular da bu derste yer almalıdır. Çevre temizliği de büyük sorun. Küçük yaştan itibaren bilinçlendirme şarttır.

Rantı- menfaati önceleyen bir toplum olduğumuz aşikar. ‘Ben nerede hata yaptım’ demiyorsak, savunma mekanizmalarımız pek kuvvetli ise aslında insanın tanrısı kendi nefsidir

Belki de artık ormanları sadece “yeşil alan” olarak değil, nefesimiz, geleceğimiz, çocuklarımızın mirası olarak görmenin zamanı geldi. Çünkü orman yanarsa, biz de yanarız.

Tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan orman yangınları moral ve motivasyonumuzu oldukça düşürdü. Ülkenin batısı başta olmak üzere birçok ilde orman yangınları görülüyor.

Maalesef ki; bir milletin ormanları yok olursa, kendi de yok olur. Çünkü biz doğa ana sayesinde nefes alabiliyoruz. Evren canlıdır. Yani evren intikamını alır. Minicik bir ateş harlanır kocaman olur. Evrenin şakası yoktur.

Yine her yer alevler içinde her yıl tekrar ediliyor .Ve biz üzgün çaresizce izliyoruz. Yangınların çoğu ihmal ve hatalardan; tam söndürülmemiş bir piknik ateşi, sönmemiş bir izmarit, doğaya atılan bir cam şişe, anız yakmak ya da ormandan geçen yüksek gerilim hattı vs. kaynaklı. Yani bu konuda toplumsal farkındalığımız olduğunu söylemek zor. O halde geleceğimizin kül olmasını nasıl önleyeceğiz? Bunu önlemek içinse, hele de ‘yangın havası’ dediğimiz bu aylarda, ciddi ve yoğun denetimler olmalıdır. Ormanlara girmeyi yasaklamak ise bir denetim şekli değildir.

YASAK VAR AMA DENETİMLER YETERSİZ

Hiç değinilmeyen bir başka sorun da orman içinden geçen elektrik nakil hatları, ki son 5 yılda çıkan yangınların yüzde 25’i buna bağlı. Bu hatlar yangına dayanıklı olmalı. Bakımları düzenli yapılmalı, birbirine değmemeli ya da izolasyonu olmalı, altındaki kuru otlar temizlenmeli. Ya da komple yer altına alınmalı. İklim değişikliğini de göz ardı edemeyiz. Her ne kadar yangını başlatmasa da daha geniş alana yayılmasına neden olmakta. İnsan faaliyetinin yoğun olduğu yerlerde, özellikle kışın, ‘denetimli yakma’ uygulamasının daha yoğun yürütülmesi ve hatta orman yangını ihbarı yapılacak acil numaranın 112’den ayrılıp, yeni bir numara belirlenmesi de isabetli olur.

Sevgiyle, dost çakalın

ALEVLER İÇİNDE SESİZ ÇIĞLIKLAR.
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

CS Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!