Her gün ayrı bir manşetle uyanıyoruz. Kadın şiddetini ve cinayetleri aldı başını gidiyor. Buna bir çare.
Faili kimi zaman eş, kimi zaman sevgili, platonik âşık, kayınpeder veya hiç tanımadığı, sosyal medya da tanışılan herhangi birileri. Kadını, çocuğu koruyamayan bir toplum olduk.

İşte bu işlenen vahşet dolu cinayetler, İstanbul Sözleşmesi’nin hukuki önemini tekrar gündeme getirdi.Pekiyi neydi bu İstanbul sözleşmesi?
İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olduğu bir sözleşme olup, kadınların her türlü şiddete karşı korunması ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla kabul edilmiştir. Sözleşme, Türkiye’nin ilk kez imzaladığı milletarası bir sözleşme olup, 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, Türkiye’nin kadın hakları ve aile düzeni ile ilgili politikalarını ve uygulamalarını belirleyen önemli bir çerçeve sunmaktadır
Özellikle, başta kadınlar olmak üzere, toplumun ezilen ve hor görülen kesimlerine yönelik önleyici, koruyucu tedbirlerin alınmasını prensip mutabakatı olarak ifade eder.
Sözleşmede bahse konu amacın yanı sıra 4 temel prensip bulunmaktadır. Avrupa Konseyi tarafından belirlenmiş prensipler şunlardır:
Kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi,
Şiddet mağdurlarının korunması kapsamında gerçekleştirilen ceza yargılamasının düzgün bir şekilde yürütülmesi,
Kadına yönelik işlenen suçların cezasız kalmaması ve suçluların cezalandırılması,
Kadına karşı şiddet ile mücadele alanında bütüncül, önleyici, koruyucu politikaların tüm kurumlarca yapılacak bir iş birliği ile hayata geçirilmesidir.
Türkiye İstanbul Sözleşmesi’ni 12.03.2012 tarihinde imzalamıştır. Uluslararası hukukta kadına karşı şiddeti ya da ayrımcılığı yasaklayan pek çok uluslararası düzenleme bulunsa da İstanbul Sözleşmesi, kapsamı ve oluşturduğu denetim mekanizması sayesinde diğer düzenlemelerden farklı bir sözleşmedirBağlayıcılığı, ülkeleri bir denetim mekanizmasına tabi tutmaktadır. Mağdur kadının ailevi bağı olup olmadığına bakılmaksızın ev içi şiddetin (evli olsun olmasın aile ve özel hayat sınırları içerisinde kadının alanını ihlal eden herhangi biri tarafından yöneltilen şiddet) ve kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi açısından şiddetle mücadeleye ilişkin standartlar öngören ve Avrupa ülkelerini hukuki olarak bağlayan ilk uluslararası sözleşme olmasının önemini ayrıca belirtmek gerekir. Mağdur kadının haklarının korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasını ve kadının seçtiği toplumsal kimliği ne olursa olsun ayrımcılık gözetilmeden korunmasını garanti eden ilk uluslararası sözleşmenin toplumumuzda önemi bir hayli fazladır.
Türkiye 20 Mart 2021’de Cumhurbaşkanı kararnamesi ile kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen, Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nden çıkılınca kadın cinayetleri sistematik olarak arttı. Meydanı boş buldu suçlu adayları.
Umarım tez vakitte tekrar İstanbul Sözleşmesine kavuşuruz.
Sevgiyle,dostça kalın.
