Yıl 1999 Ağustos 17 Takvim yapraklarında sıradan bir gün gibi görünse de, hafızalarımızda asla silinmeyecek bir iz bıraktI.
Türkiye’nin hafızasına kazınan, yüreklerde derin yaralar açan o kara gece. Saatler 03:02’yi gösterdiğinde, bir anda her şey değişti. Evler yıkıldı, sokaklar sessizliğe büründü, sevdiklerimiz elimizden kayıp gitti.
O gece, karanlık gökyüzü sessiz çığlıklarla yankılandı. Kimi sevdiklerine ulaşamadı, kimi bir ömür boyu sürecek bir boşlukla kaldı.

Kimi sevdiklerine sarılamadan veda etti, kimi ise hayatta kalmanın ağır yükünü omuzladı. Ama enkazların arasından doğan tek şey acı değildi; dayanışma, merhamet ve yeniden başlama cesareti de filizlendi.
17 Ağustos ta sadece binalar değil; hayaller, umutlar ve nice yarım kalmış hikâyeler de yıkıldı. Ardında gözyaşları, sessiz dualar ve hiç dinmeyen bir özlem bıraktı. Enkazların arasından yükselen tek şey, insanlığın vicdanıydı.
Bize hayatın ne kadar kısa olduğunu, sevdiklerimizin ,yaşadığımız nın değerini acı bir şekilde hatırlattı.
Resmi verilere göre merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan ve 17 bin 480 kişinin hayata gözlerini yumduğu 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketi Maraş, Elazığ, Van’ ve İzmir’deki depremler de dahil olmak üzere yenileri takip etti.
Türkiye, 6 Şubat 2023’te deprem gerçeğiyle bir kez daha yüzleşti. Kahramanmaraş önce saat 04.17’de 7,7 ile bundan 9 saat sonra da 7,4 ile sallandı. Deprem sadece Kahramanmaraş’ta değil, Suriye de dahil fay hattı boyunca 11 ilde yıkıma yol açtı. Üstünden tam altı ay geçen yıkımda resmi verilere göre 50 bin 399 kişi hayatını kaybetti.

17 Ağustos 1999 felaketini yenileri izledi… “Sesimi duyan var mı?” sloganlaştı ama duyan olmadı .
Depremin ardından iktidar sessizliğe bürünürken, yükselen tek ses beton yığınları arasında kalan halkın sesi oldu. Depremin 20. saatinde ekranlara çıkan AFAD yetkilisi, her noktanın kontrol altında olduğunu, gidilmeyen yerin kalmadığını söyledi. Yardım gitmeyen, arama-kurtarma çalışması yapılmayan binlerce mahallenin çığlığı memleketi sararken, “Sesimi duyan varmı” seskenişi tekrar tekrar yürekleri yaktı.
Hala sesimizi duyan yok.
Sevgiyle, dostça kalın
